Yugoslavya'nın Hiperenflasyon Dönemi Dağılma Süreci –II » Boşnak Medya
SON DAKİKA

Yugoslavya’nın Hiperenflasyon Dönemi Dağılma Süreci –II

Bu haber 14 Ağustos 2017 - 1:12 'de eklendi ve 31 views kez görüntülendi.

Düzenleme Zeynep Işıl Hamziç Boşnak Medya

Yugoslavya’nın Hiperenflasyon Dönemi

 
Yugoslavya’nın dağılmasından önceki yıllar olan 1979 sonlarında Federal hükümet dinarda % 30 luk bir devalüasyon yapmayı planlamıştı fakat Tito ölümüne yakın buna onay vermemişti çünkü ona göre bu durum Yugoslavya’nın uluslararası saygınlığını zedeleyecekti. 

Tito nun ölümünden 1 ay sonra federal hükümet dinarda % 30 luk bir devalüasyon daha yapmıştır. Devalüasyonlar Yugoslavya nın dağılmasına kadar yapılacak ve ekonomiyi sarsmaya devam edecektir. 
Yanlış ekonomik politikalar özel sektörün bastırılması, kanunla özel sektördeki işletmeler en fazla 5 işçi çalıştırma hakkına sahipti ve o dönemden gençler arasında sıkça söylenen söz “özel sektörde eşek gibi çalışman gerekiyor . Bunun nedeni ise en az 10 işçiyle yapılacak işleri özel sektör girişimcilerinin 5 işçiyle yapma mecburiyetiydi. 

Bütün bu veriler aslında 1971 den itibaren başlayan yönetim değişimiyle ekonominin iyi yönetilmediğini gösteriyordu. Yıllar geçiyordu ve yönetim ekonomik krize karşı hiçbir önlem alamıyor çözüm bulamıyordu ve bu da işçi maaşlarının 50 ile 200 dolar seviyesine kadar düşmesine sebep olmuştur. Cumhuriyetler arasındaki hoşgörüsüzlük işçi yönetim kadroları arasındaki saygısızlıklar ve bu dönemde hiçbir yöneticinin istifa etmemesi dikkat çekiciydi. Yönetim krize çare bulamadıkça milliyetçiliğe yönelinmiş, iç ve dış düşman yaratılmaya başlanmıştı. 

Diğer taraftan dini unsurlar açıkça meydana çıkmaya başlamış ve ilk olarak 1984 te Avrupa ya Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya üzerinden geçecek olan petrol hattı küçük çapta olsa da tartışılmaya başlanmıştır. Zira bu projeye Yugoslavya nın kurtuluşu olarak bakılıyordu. 

Proje o dönem her ne kadar hayali olsa da elde edilecek getirisinin tartışılması aslında bu günden geriye bakarsak belki de birçok olayı daha net kavramamızı sağlayacaktır. Kosova krizi de bu ekonomik krizin halk arasındaki etkilerini azaltmak için yaratılan suni bir krizdi, suni derken bilerek ve isteyerek yaratılmıştı. 

Bu ekonomik krize paralel olarak Sırp Ortodoks Kilisesi nin sesini yükseltmeye başlaması Vatikan destekli Katolik Kilisesi nin aynı sertlikte cevap vermesi buna karşılık Aliya İzetbegoviç önderliğindeki Müslümanlarda siyasi hayata girmeye başlamıştı.

Bahsi geçen petrol hattı konuşulduğu dönem soğuk savaş dönemiydi. Ve o dönem boru hattının nasıl çizildiğine bakarsak bugünkü Yugoslavya yı daha net görebiliriz. Ortodoks Sırpların, Rus etkisinde kalacağından ve boru hattının Rus kontrolünden kaçırılması amacıyla boru hattı bu günkü var olan şu ülkelerden geçmesi planlanıyordu: Türkiye, Yunanistan, Makedonya, Kosova, Kara Dağ, Bosna-Hersek, Hırvatistan ve Slovenya. Sırbistan dışarıda tutulacak, böylece Rusya nın yani o dönemki Sovyetler Birliği nin kontrolünden de kaçırılmış olacaktı. 

Bu açıdan baktığımızda Sırpların Yugoslavya yı koruma çabasını ve diğerlerinin de parçalama çabasını daha net anlayabiliyoruz. Bu dönemde her ne kadar siyasi ayrımcılık olsa da halk arasında, “Kardeşlik ve Birlik bağı hala çok yüksek seviyedeydi ve bunu kırmak çok zor gibi görünüyordu. Fakat planın bir diğer ayağı tabi çoktan yürürlüğe sokulmuştu. Eski siyasi mahkûmlar rejim karşıtları ve dinciler yavaş yavaş siyasi hayata girmeye başlamışlardır. Dinin Yugoslavya nın parçalamasında büyük önem taşıdığını 1981 de Bosna-Hersek in Medju Gorje olayında görebiliyoruz. 

Tito nun ölümünden sadece bir yıl sonra Hz. Meryem in 5 çocuğa görünmesi ve daha sonra verdiği mesajlarla din adamlarının dinlerine sarılması ve halka bunu empoze etmesi ve bütün bunların da devlet eliyle yapılması (devlet sağlık kurumlarınca çocukların akli dengeleri yerinde olduğunu ve hiçbir uyuşturucu madde etkisi altında olmadıklarına dair sağlık raporları ki Mostar Devlet Hastanesi nde alındı) aslında halk arasına nifak tohumlarının ekilmesine başlanmasının ilk adımlarındandı. 

Buna paralel olarak Sırp Ortodoks Kilisesi nin açıkça ‘Büyük Gök Sırbistan propagandası yapmaya başlamasıyla birdenbire kutuplaşmalar başlamıştır. Büyük Gök Sırbistan teorisi Kosova Muharebesi ne bağlanmaktadır ve ilk vatandaşları Kosova Muharebesi nde vatanları için hayatlarını veren kahramanlardır. Bu nedenle de Kosova Savaşı nda ölen Knez Lazar Gök Sırbistan ın ilk kralı olmuştur. Bu ayağın tamamlanması Miloseviçin 1989 daki Kosova Vidovdan kutlamalarındaki mitingi dönemin başpiskoposuyla birlikte yapmasıyla tamamlanmıştır. 

Diğer taraftan Müslümanlarda da aynı gelişmeler yaşanmıştır. Alija İzetbegoviç daha önce dini faaliyetlerden dolayı hapis yatmıştı ve o dönemde Müslüman Boşnak halkının lideri durumundaydı. Hırvatların doğal lideri de 1963 yılında Tito ya karşı gelen Albay Franjo Tucman dı. Franjo Tucman, 1963 de Zagreb öğrenci protestolarında Tito nun müdahale emrine karşı çıkmış, uygulamamıştı. Bu olaydan sonra Tito, Franjo Tucman ın idamını talep etmiştir fakat gizli bir el o dönemki önemli siyasi aktörlerinden Jovan Jovanovic Zmaj ın aracılığıyla buna engel olmuştur. 

 
Kaynak:Asil S.Tunçer yazı dizisi Turizmhaberleri.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
error: İçerik Koruma Devrede!