Türkiye Bosna'da Ne yap(ma) malı -2 ? » Boşnak Medya
SON DAKİKA

Türkiye Bosna’da Ne yap(ma) malı -2 ?

Bu haber 28 Ağustos 2016 - 1:50 'de eklendi ve 29 views kez görüntülendi.
Yazan: Yücel OĞURLU
 
Yazının bu noktasından itibaren Bosna’da Türkiye’nin, Türk girişimcilerinin ve gönüllülerin neler yapılabileceği konusuna başlayabiliriz:
 
Burada belediyelerimiz tarafından inşa edilmiş Kültür Merkezi binaları yükseliyor. Bunlar acil bir şekilde işletilmek için ilgilileri bekliyor. Böyle bir ihtiyacın olup olmadığını fizibilitesi yapılmamış olduğu son derece açıktır. Eğer mutlaka kültür alanında destek sağlanması düşünülüyorsa Yunus Emre Enstitüsü’nün zaten bu amaçla kurulmuş olduğunu ilgilenenlere hatırlatmak gerekir. Ayrıca, Yunus Emre Enstitü Bosna koordinatörü Sn. Akif Yaman ciddi çalışmalarıyla zaten üzerine düşeni yapıyor ve yaptığı bu değerli katkıyla farklılık oluşturuyor. Kültür alanında planlanan çalışmalarda bu isimle veya Büyükelçiliğimizin değerli Kültür Ataşesiyle temasa geçilmeden yapılacak ferdi teşebbüsler genellikle kargaşa veya ‘tekerrür’ anlamına geliyor.
 
Bosna’nın gerçek ihtiyaçlarını ve ülkenin yeniden yapılanması sırasında dışarıdan verilebilecek isabetli desteklerin neler olduğunu belirleyecek ciddi bir fizibilteye ihtiyaç var:
 
Her şeyden önce, strateji belirlemede önemli olan bilgi, belge ve dokümantasyon kirliliğinin engellenmesi gerekir. Strateji belirlemede önemli olan uzman görüşleri ve gözlemler ile proje ve araştırma çalışmalarının, bir think-thank kuruluşunun veya bir üniversitenin envanterine girmesinin sağlanması, basılıp ilgililere ulaştırılmasının sağlanması veya özel olarak Balkanlar üzerinde çalışan merkezlere iletilmesinin sağlanması, aksi halde verilen emeklerin yok olmaya mahkum olacağını vurgulamak gerekir.
 
Bölgede özellikle sosyal bilimler alanında yapılan sempozyum, kongre, konferans, panel vb. çalışmalarının ortak bir hedefe yönelebilmesi, birbirini tamamlayacak ve geliştirecek diziler halinde olması gerekir. Büyükelçiliğimiz ve mevcut Üniversitemizi dikkate alınmadan yapılan çoğu günübirlik konferans ve sempozyumdan bırakın halkı, yerel resmi adreslerin bile haberinin olmadığı; üst düzey katılım sağlanacağı söylenerek davetiyelere ve ilanlara yazılan önemli isimlerin bazen bundan haberlerinin olmadığı bilinmektedir. Halbuki sunulan değerli bildirilerin önceki çalışmaların gelişmesine katkı sağlayacak, sonraki çalışmalara da zemin oluşturacak şekilde tasarlanması gerekir. Böylece, herkesin farklı yıllarda aynı fikirleri veya bilgileri yeni olduğunu zannederek sunmalarının, sunulan çalışmaların ortak bir akıl ve strateji geliştirmek üzere değerlendirilememesi gibi, aslında sadece buraya özgü olmayan ve dünya çapında bütün faaliyetlerimizde bir an önce düzeltme yoluna gidilmesi gereken sistematik problemler ürettiğini görmek gerekiyor.
 
Yapılabilecekler konusunda büyükelçilikten kopuk ve habersiz yapılan faaliyetlerin çoğu kez sadece boş bir ‘çaba’ olarak kalacağını söylemek gerekir. Büyükelçimiz Cihad Erginay gibi bir değerin Bosna için görev süresi boyunca ciddi bir farklılık oluşturduğunu, Büyükelçiliği boyunca şeffaf ve açık yönetimiyle Bosna için bir fırsat olduğunu, dolayısıyla büyükelçilikteki bütün ihtisas komisyonlarının ve Bosna’daki Türk temsilciliklerinin onun nezaretinde büyük bir koordinasyon içinde uyumla çalıştığını burada tekraren ifade etmek isterim.
 
Sadede gelecek olursak; Türkiye’de farklı seviyelerdeki kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşlarının Bosna-Hersek’te neler yapabileceğine bakalım:
 
Öncelikle Bosna’da eğitim ile ilgili her alanda ‘profesyonel’ girişime ihtiyaç var. Özellikle anaokulları ve ilkokulları açarak ülkenin çocuklarına, temiz, güvenilir karakterde/nitelikte ve bir yandan da Türk ve Boşnak kültürünün ortak noktalarına vurgu yapan, uygun bir eğitim imkânı sağlanabilmelidir. Bu hedef, aynı zamanda Türkiye’den her kademedeki ilgilenen yetkililerin farklı boyutlarda katkı sağlayabileceği ‘somut’ bir hedeftir. İfade etmek gerekir ki, bölgeye en uzun vadeli ve en değerli katkı; iyi yetişmiş, çağı anlayan, kendi değerlerini bilen, standart üstü özelliklerle donanmış, liyakat sahibi ve rekabet gücü yüksek insan yetiştirme yönündeki /insan yetiştirmeye yönelik/ yetiştirmeyi hedefleyen katkı olacaktır.
 
Bir diğer husus da şudur: Bosna’daki yerli üretimin teşviki, ürün pazarlama, marketing ve ürün ambalajı, sunumu ve tanıtımı konusunda eğitim ve rehberlik konusunda da ciddi bir ihtiyaç hissediliyor. Kaliteli ürünlerin kötü ambalajlar içinde sunulması, tanıtımlarının yapılamaması, ürünlerini yurtdışı pazarlara ulaştırma konusunda girişimcilerin yeterince teşvik edilmemesi ve uluslararası ihracat tekelleri karşısında zayıf kalmaları, Boşnak yatırımcıların piyasa şartlarında rekabet edememesine sebep oluyor. Oysa Türk yatırımcıların bu konudaki değerli tecrübe ve birikiminden Boşnak yatırımcı ve girişimcilerin de yararlanmaları sağlanabilir.
 
Türkiye Ziraat Bankası ve TİKA aracılığıyla yeni iş kurulması için bugüne kadar teşvikler verdi ve Bosnalı girişimcinin yanında olduğunu her fırsatta ispatladı. Fakat, Bosna’da KOBİ’lerin desteklenmesi özel bir önem arz ediyor. Çünkü yeni yatırımcının niyetini, ciddiyet ve potansiyelini tartmak güç olabiliyor ve riskleri içinde barındırıyor. Halbuki, mevcut bir firmanın başarısını ispat etmesi halinde, büyütülmesi ve özellikle ihraç ürünleri konusunda teşvik edilmesi için iç ve dış kredilerin onu açılmalı.
 
Belki ancak devlet marifetiyle/eliyle başarılabilecek bazı girişimler ise uluslararası anlaşmalar, konsorsiyumlar aracılığıyla yüksek maliyetler göze alınarak, inisiyatif yüklenerek yürütülebilir. Mesela, Saraybosna’daki geçen kış aylarında sis dolayısıyla iki ay boyunca birkaç gün dışında hiç işlemeyen mevcut havaalanı yerine, Visoko’da bir havaalanı kurulması ve Mostar’daki havaalanının büyük uçaklar için de kullanıma açılması için yap-işlet-devret modeli veya yeni modeller çerçevesinde yatırımcıların teşvik edilmesi gerekiyor. Visoko Havaalanı ve Mostar havaalanı Bosna THY’nin gündeminde uzun suredir var olsa da henüz bu stratejik değeri olan yatırımlar konusunda somut adımlar atılabilmiş değil. Bu ciddi yatırımların ancak devlet teşebbüsüyle yapılabileceği de ortada.
 
Yazımızın devamındaki izleyen iki yazıda da sosyo-ekonomik ve kültürel alanda yapılabilecekler konusuna gireceğiz.
 
(Dünya Bülteni)

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok