Toplumsal Kimliğin Devamlılığına Dilin Etkisi ve Boşnakların Türkçe Tercihi » Boşnak Medya
SON DAKİKA

Toplumsal Kimliğin Devamlılığına Dilin Etkisi ve Boşnakların Türkçe Tercihi

Bu haber 01 Nisan 2015 - 21:28 'de eklendi ve 43 views kez görüntülendi.

Toplumsal Kimliğin Devamlılığına Dilin Etkisi ve Boşnakların Türkçe Tercihi

Boşnak, Osmanlı döneminde, Bosna vilayetinde yaşayan bütün halkın, bazen yalnızca Müslümanların, Yugoslavya döneminde ise ülkede yaşayan İslam inancına mensup Slav kökenli halkın adıdır (Bringa 1995: 238). Yugoslavya’da 1948 yılında yapılan nüfus sayımında Boşnaklar, Müslüman-Sırp, Müslüman-Hırvat, Belirsiz-Müslüman seçeneklerinden %90’a yakın oranda sonuncusunu tercih etmiştir(Bringa, 1995:323; Malcolm 1999:312). Bugünün Boşnak aydınları, eski Yugoslavya’dan tevarüs eden Müslüman yerine Boşnak etnonimini önermiş olsalar da, Bosna’nın yanı sıra Batı’da Müslüman terimi yaygın olarak kullanılmaktadır. Arnavutlar ile birlikte Avrupa’nın yerli Müslümanları olarak tarih sahnesindeki yerini alan Boşnak halkının kimliğiyle ilgili soruya vereceği cevap tektir:Müslim!( Malcolm 1999:311-315). Boşnaklar ötekilerden(Sırp ve Hırvat) farklı bir etnite olarak, Müslüman kimliğiyle tanımlanmaktadır.

Toplumsal Kimliğin Devamlılığı ve Dil

Boşnakların toplumsal kimliğinin devamlılığına dilin çok büyük etkisinin olduğu gözlenmektedir. Özellikle, günlük diyaloglarda kullanılan dil ile bir dil elementi olan kişi adları, Boşnak kimlik tanımının en önemli kanıtlarını teşkil etmektedir. Aslında Boşnakça, Sırpça ve Hırvatça arasında ciddi farklar gözlenmemektedir. Aralarında yüzde yüze yakın oranda simetrik karşılıklı anlaşılabilirlik bulunan bu diller Ana Slav85 dilinin diyalektleri olarak, bütün dil bilgisel düzeylerde birbirine çok yakın özellikleri paylaşırlar(Eker, 2006:76). Ancak Boşnakların kullandığı, Osmanlı Türkçesinden geçen kişi adları ve Türkçe sözcüklerin tercih edilmesi ayırt edici önemli bir faktör olarak göze çarpmaktadır

Boşnakların Türkçe Tercihi ve Boşnak kimliğinin devamlılığı

Boşnakların Türkçe tercihinden kastedilen, öncelikle Türkçeden Boşnakçaya86 geçen sözcük ya da sözcük öbeklerinin Türkizm şeklinde adlandırılmasıdır. Türkçe ya da Türkçe aracılığıyla kopyalanan Arapça, Farsça hatta diğer dillere ait sözcüklere Güney Slav dillerinde Türkizm (Boş. turcizam, Turcizmi, İng. Turkishism) adı verilir (Eker, 2006:78). Abdullah Şkalyiç 1965 yılında çıkan Turcizmi u Srpskohrvatskom jeziku adlı sözlük tarzındaki yapıtında 8742 Türkizm sözcük vermiştir. Ancak, bu sayının daha fazla olabileceğini de belirtmiştir. Bu demek oluyor ki, Osmanlı Türkçesinden Boçnakçaya geçen sözcük sayısı on bin dolaylarındadır. Bu da Türkçenin temel sözcük hazinesine yakındır. İkinci olarak Türkizm dedikleri ifadeleri güncel Boşnakçada kullanma tercihleri gelmektedir. Aslında bu tercih, Boşnakların kimlik tecihiyle doğrudan bağlantılı görünmektedir. İç Savaş ve etnik temizlik sonrasında özellikle medya ve edebiyat aracılığıyla Türkizmler daha bilinçli olarak kullanılmaya, bu yolla Hırvat ve Sırp dilleri yanında, Boşnak dili ve kimliği yeni bir statü kazanmaya başlamıştır (Bringa, 1995: 241). Adıyla, sokak adlarıyla, tarihiyle, kültürüyle Türk dilinin ve kültürünü izlerini taşıyan Başçarşı’yı bugüne kadar sahiplenmek ve korumak da ayrı bir Türkçe tercihidir. Başkentinin (Sarajevo), ikinci büyük kentinin (Tuzla) ve bu şehirlerin en merkezî semtlerinin adları (Baščaršija ve Kapija) Türkçe olan bir coğrafya, Türk kültürünün ve dilinin bölgedeki işlevi hakkında bir fikir verebilir( Eker, 2006:78). Türkizm şeklinde değerlendirilen kişi adlarını çocuklarına vermeleri de toplumsal kimliğin devamlılığı açısında önemli bir tercih konusudur. Şehirlerin sokaklarında duvarlara, yan yana asılan yeşil-beyaz ay-yıldızlı, Ahmet, Fatima, Alah, ahret sözcüklerinin yer aldığı ölüm ilânları ile siyah renkli, haçlı Slobodan, Jasna yazılı ölüm ilanları etnik kimlik vurgularıdır(Eker, 2006:78).

Toplumsal kimliklerle toplumsal tercihler arasında sıkı bir bağlantının varlığı göze çarpmaktadır. Dolayısı ile toplumsal kimliğin devamlılığı bakımından Boşnakların kişi adlarındaki tercihi ve günlük konuşma dilindeki Türkçe tercihi önemli görülmektedir..

Boşnakçada Kişi Adları ve Toplumsal Kimliğin Devamlılığı

İnsanoglu, genel anlamda yaşamı kolay ve verimli sürdürebilmek için birçok araç geliştirmiştir. İşte dil ve buna baglı olarak adlar bu araçların en önemlilerindendir(Karpuz, 2006). Ünlü adbilimci Adolf BACH :”Bir ulusun ad hazinesi, onun geçmişteki ve bugünkü zihinsel-ruhsal durumunun anlatımıdır.” demektedir(Aksan, 2000:115). 354 Saraybosna’nın Koşova mezarlığında87 bulunan şehit isimleri üzeründe yapılan araştırmaya göre 1941,1940 ve öncesinde doğan 50 şehidin adları %95’in üzerinde Müslüman adları olarak tespit edilmiştir. Bu sayısal ifade Boşnakların o dönemde Müslüman kimliklerinin çok daha ön planda olduğunu göstermektedir. Aynı yöntemle 1969,1970 ve sonrasında doğanlar arasında yapılan incelemede, 85 şehit adına göre ise Müslüman adları % 80’ lere düşer. Bu dönemdeki adlarda yüzde yirminin üzerinde değişmeler görülür. Bu değişme Hırvatların yoğun olduğu Mostar’da88 daha fazla hissedilmektedir. Yabancı kültürlerin kendini ilk gösterdiği yer, adlardır. Kişi adlarının dilbilim açısından önemli bir yönü de, dildeki yabacılaşmayı veya öze dönmeyi yansıtmasıdır (Güllüdağ, 2002:81). Saraybosna’daki şehitliklerde gözlemlenen kişi soyadlarının içerisinde birçok Türkçe ada rastlanmıştır: Kartal, Kurtoviç, Karaçiç, Durak, Duran, Kalkan, Çelik, Begiç, Beşiç, Aslani, Tosunoviç, Topaloviç, Başiç, Turkoviç, Tulumoviç, Zorlak, Tuzlak, Uzunoviç vb. Ayrıca, Soyadlarda bazı meslek adlarına da rastlanmıştır:Spahiç, Terzimehiç, Subaşiç, Kahvedjiç, Saraçeviç, İmamoviç, Tabakoviç vb.

Gerçekte dinin kendisi, Yugoslav toplumunda da genellikle simgesel işleve sahip olmuş, hatta dinler ve mezhepler arasındaki çizgiler Tito döneminde neredeyse silinecek ölçüde soluklaşmıştır(Eker, 2006:74). Bunun neticesinde karışık evlilikler artmıştır. Karışık evliliklerden olan çocuklara ana ve babanın adlarının ilk hecelerinin karışımından oluşan adlar verildiği gözlenmiştir:İsmar(İsmet-Mariya), İsmir(İsmeta-Miroslav), Fatmir(Fatima-Miroslav)(Lisiçiç, 2006: 71). Bunun yanında evrensel adların da verildiği görülmüştür:Elvir, Alen, Sanel(Lisiçiç, 2006: 68-69). Ayrıca, Boşnak şehitliğinde Sırp ve Hırvat toplumlarının kullandığı adlara da rastlanmıştır: Goran,Zlatar vb

Günümüz Boşnakçasında Türkçe

Bosna Hersek’te kimliklerin referanslarında en önemli unsurlardan biri de konuşma dili kabul edilmektedir. Boşnaklar, günlük konuşma dilinde sıkça Osmanlı Türkçesinden geçen sözcükleri veya ifadeleri tercih etmektedirler. Bu konuda Boşnak Toplumunda ciddi bir gayret gözlenmektedir. Hatta Sancak bölgesinde89 aile büyüklerinin çocuklarına Türkçe ifadeleri kullanma konusunda ısrarcı oldukları belirtilmektedir. Özellikle Selamünaleyküm, sabah hayrola, akşam hayrola, hamdosum(hamdolsun), hayırlı olsun, eydovale(iyi dua ile), eysahadile(iyi saat ile), hayrola(hayrola), mubareçola(mübarek olsun), kabulosum(kabul olsun), yok vala(yok vallahi), deçmişola(geçmiş olsun), helal olsun, başunsagosum(başın sağ olsun), başustune(başüstüne), beriçetversun(bereket versin), buyrum(buyrun), bayram mubarek ola, Allahemanet(Allah’a emanet ol), Allah razı ola(Allah razı olsun), Allahkerim(Allah kerim) gibi yüzlerce sözcük ve ifade vardır. Türk mutfağından çeşitli damak tadları adıyla tadıyla Bosna’da yaşamaktadır. Boşnaklar arasında en çok tercih edilen yemekler Türk kültüründen kalan yemeklerdir. Bosna-Hersek coğrafyasında hayatın her alanında Türkçe ifadelerle karşılaşmak mümkün görünmektedir.

 

Sonuç

Boşnak kimliğinin devamlılığına kişi adlarının ve günlük konuşma dilinin etkisinin oldukça fazla olduğu anlaşılmıştır. Türkçenin temel sözcük varlığı Boşnakçada yaşamaktadır. Osmanlı yaklaşık beş yüz yıl hüküm sürdüğü bu coğrafyada Türk dilinden ve kültüründen bir çok miras bırakmıştır. Boşnaklar toplumsal kimliklerini devam etirme adına bu mirasa sahip çıkmaktadır. Türkler ve Boşnaklar birbirine tarihten gelen derin bir sevgi duymaktadır. Boşnaklar, Osmanlı kültür ve medeniyetini, kimliklerinin referansı olarak görmektedirler. Bu manzara iki halkın, iki ülkenin bundan sonraki ilişkilerine de olumlu katkı sağlayacaktır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok