Sancak'ta Neler Oluyor? Bu Kriz Nasıl Bitecek? » Boşnak Medya
SON DAKİKA

Sancak’ta Neler Oluyor? Bu Kriz Nasıl Bitecek?

Bu haber 21 Ocak 2016 - 1:23 'de eklendi ve 38 views kez görüntülendi.

Arkadaşlar Merhaba

Yazan: Nusret SANCAKLI ( ALINTI)

Öncelikle yeni yılınızı kutlar, 2016’nın Ülkemiz ve Bosna’ya barış ve huzur getirmesini yüce Allah’tan niyaz ederim.
Yılbaşından önce bu konuyu gündeme getirmeyi düşündüm ama, tatil vs. den dolayı kafalarımızın daha rahat olacağından bugüne bıraktım.
 
Aşağıda, Başbakanımız Sayın Davutoğlu’na hitaben yazılmış bir mektubu, çok zayıf Boşnakçam ile tercüme ederek ( varsa hataları lütfen düzeltirseniz çok sevinirim ), son günlerde Sancak’ta yapılan tartışmaları, Sancak’taki bölünmüşlüğü tartışalım diye düşündüm.
 
Malumunuz Başbakanımızın Sırbistan Ziyareti, Sancak Medyasında çıkan yazılara göre kimseyi memnun etmemiş. Eski Bosna Müftüsü’nün yazdığı mektup çok düşündürücü ?
 
Ben bu mektubu ve benzeri yazı, makaleleri defalarca okudum ve bir türlü meseleleri anlayamadım !
 
Bir tarafta Rasim Lajiç, diğer tarfta Süleyman Uglanin, yetmiyor bir de MuamerZukoriç ? bunlarda yetmiyor farklı dini fraksiyonlar vs. vs.
 
Neyi paylaşamıyorlar ? hatta, ellerinde ne var ki paylaşsınlar !
 
Neden birbirlerine tahammülleri yok ?
 
(Biri), Türkiye Başbakanına böyle bir mektup yazabilir mi ?
 
Bu bir Boşnak davranışı mı ? 
 
Üstelik geriye dönüp, sorgulamalar yapıyor ?
 
Bu mektubun Başbakana ulaşacağına inanıyor mu ?
 
Kime mesaj veriliyor ?
 
Sosyal ve siyasal yönü ile Sancak gerçeği nedir ?
 
Türkiye’deki iç siyasi çekişmelerden arınarak, salt Sancaklılar olarak bu konularda bilgisi veya fikri olanlar, lütfen bir şeyler yazar mısınız ?
 
Sizler yazın ki ben de gelecek yazılara göre bir şeyler yazabileyim.
 
Bundan önceki ( diaspora ve çifte vatandaşlık ) konusundaki seviyeli tartışmayı bir daha gerçekleştirelim. Göreceksiniz ki konular aslından birbirinden ayrı değiller. Tıpkı bir gemideki insanlar gibi. İnsanlar farklı ama gemi hep aynı. Bizim için önemli olan geminin ta kendisi yani Sancak ve dolayısı ile Bosna. Gemi batarsa içindekilerin bir önemi kalmıyor, mesele gemiyi sağlam limana demirlemesini sağlamak. Saygılarımla.     
 
” éDr. Cerić oštro kritikovao posjetu Ahmeta Davutoglua paravjerskoj tvorevini u Beogradu

BiH – Povodom susreta premijera Republike Turske Ahmeta Davutoglua sa Muhamedom Jusufspahićem čelnikom paravjerske tvorevine koju je, kako navode mediji, formirala Bezbjedonosno informativna agencije BIA 2007. godine, predsjednik Svjetskog bošnjačkog kongresa reisu-l-ulema emeritus dr. Mustafa Cerić je uputio pismo:
 
Mustafa Ceriç, Nisan 1993’ten Kasım 2012’ye kadar Bosna Hersek İslam Birliği Reis-ul Uleması olarak görev yaptı. Dünya Boşnak Kongresi Başkanı.
 
 Poštovani Premijeru Turske,
Değerli Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı,
 
Dugo se poznajemo. Još iz Malezije. Mogu reći da smo bili prijatelji prije nego si ti postao premijer Republike Turske.
Malezya’ya dan bu yana uzun zamandır birbirimizi tanıyoruz. Diyebilirim ki biz ikimiz,  Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı yani sadr-ı azam, olmadan önce de iyi iki dost idik.
 
sadr-i azam. Volim ovaj osmanski izraz za premijera zato što ga je ponosno i slavno nosio Bošnjak Mehmed-paša Sokolović u vrijeme kad ni mene ni tebe nije bilo ni u zamisli.
Sadr-ı azam, bu Osmanlı terimini, başbakan terimi yerine kullanmayı daha çok seviyorum, nedeni ise; bilindiği gibi senin ve benim yaşamadığımız ve bizden hiç kimsenin haberi olmadığı bir zamanda, bu unvanı ünlü Boşnak Mehmet Paşa Sokoloviç taşımıştı.   
 
Još u Bosni ima tragova od slavnih bosanskih sinova koji su se rame uz rame borili za slobodu Turske na Galipolju, Çanakkale…
Hala Bosna’da, Çanakkale, Gelibolu’da Türkiye’nin bağımsızlığı için omuz omuza mücadele vermiş olan, ünlü Boşnak Evlatlarının izleri mevcuttur.
 
I opet bi Bošnjaci bili tamo gdje treba da budu ako zatreba.
Bilmenizi isterim ki eğer ( Türkiye için ) gerekirse, Boşnaklar, olmaları gereken yerde yine aynı şekilde olacaklardır.
 
Svjesno sam ti dao moj glas na zadnjim ponovljenim izborima.
Son tekrarlanan seçimlerde bilinçli olarak size oy ( destek ) verdim.
 
Uradio sam to zbog mira i stabilnosti Turske.
Onu yapma nedenim; Türkiye’nin barış ve istikrarının sağlanması idi. 
 
Možda to tebi nije važno, ali jeste važno meni da mogu reći da sam pokazao istinsku brigu o tebi, tvom narodu i tvojoj državi. 
Belki bu tutumum sizin için hiçbir önemi yok, fakat benim için çok önemli idi. Bu şekilde davranarak sizi ve halkınızı düşünmüş olduğumu göstermiş oldum.
 
Nisam očekivao ništa zauzvrat od tebe.
Sizden bunun karşılığında hiçbir şey beklemedim
 
Sitan je moj glas da bi ga ti primjetio, ali sam nekako u podsvijesti drž’o da ćeš se bar nekada sjetiti naših prijateljskih i službenih razgovora u Ankari i Istanbulu.
 
Benim oyum ( desteğim ), sizin fark edemeyeceğiniz kadar küçük olabilir ama, her zaman bilinç altımda, sizinle, İstanbul ve Ankara’da dost veya görevli olarak yaptığımız konuşmalarımızı hatırlayacağınızı bekliyordum.
 
 Mislio sam da si bar nešto upamtio, prije svega kao čovjek, kao musliman, kao Turčin, a možda i kao premijer da nas duboko vrijeđa i boli izdaja.
her şeyden önce bir insan, bir Müslüman, bir Türk ve de bir başbakan olarak, bizleri ( Boşnakları ) ihanetin derinden yaraladığını ve acı verdiğini hafızanızda az da olsa taşıdığınızı düşünüyordum.
 
Boli nas i vrijeđa to što tebe ne dotiče naša priča o našoj vjerskoj samosvijesti, o našem moralnom ponosu, o našem časnom obrazu, o našem istinskom patriotizmu.
Bizi yaralayan ve acıtan ama, sizin farkında olmadığınız, bizim dindarlığımız, bizim ahlaki gururumuz, onurlu yüzümüz, bizim gerçek vatanseverliğimiz. 
 
Tvojom današnjom posjetom samozvanom srbijanskom muftiji u Beogradu ti ne samo da si razočarao mene, moju braću i prijatelje u Bosni i Sandžaku, već si nas duboko povrijedio.
 
Kendi kendini Sırbistan Müftüsü ilan eden kişiyi bugün Belgrat’ta ziyaret etmekle, Bosna ve Sancak’ta sadece beni, benim kardeşlerimi ve dostlarımı üzmüş değilsiniz, aynı zamanda bizi derinden yaralamış oldunuz. 
 
 Povrijedio si, Ahmede Davutoglu, krv bosanskih šehida, koji nisu zaslužili da čuju od premijera Republike Turske da im je partner onaj koji je rahmetli Aliju Izetbegovića uporedio sa Radovanom Karadžićem, osumnjičenim za ratni zločin genocida protiv Bošnjaka.
 
Vatanları için canlarını veren, Boşnak şehitleri, sizin, Boşnaklara yapılan soykırımdan dolayı, Radovan Karaciç ile birlikte, rahmetli Aija İzzetbegoviç’i de suçlayan birini, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak ziyaret etmenizi hak etmiyorlar, Sayın Ahmet Davutoğlu işte bu olay bizi yaralamıştır.
 
Ahmede, nije ti to trebalo.
Ahmet Bey bunu yapmanıza  hiç gerek yoktu ( Bu size hiç yakışmadı )
 
Nije to dostojno ni brata ni prijatelja zato što znaš da nas to duboko vrijeđa i oštro pogađa u dušu i srce.
Bizi bu ziyaretinizin acıttığını, canımız ve kalbimizden vurduğunu bildiğiniz halde bunu yapmış olmanız bir dosta ve kardeşe yakışmamıştır.
 
Ne tražimo od tebe izvinjenje, jer izvinjenje ima smisla samo kad se napravi grijeh iz neznanja.
Sizden özür beklemiyoruz. Zira özür, bilinçli ve bilmeden yapılan şeyler için dilenir.
 
A ti si znao šta radiš.
Ama siz, ne yaptığınızın farkındasınız.
 
Ova priča nije za tvoje emocije.
 Burada sizin duygularınızdan konuşmuyoruz.
 
Jer, da si ih imao ne bi vrijeđao naše emocije, koje ti nećeš i ne možeš ni zamisliti kakve su i kolike su.
Çünkü, duygularınız olsaydı bizim duygularımızı incitmezdiniz, ki siz onların nasıl ve ne kadar büyük olduklarını bilemezsiniz.
 
A da znaš velike su.
Biliniz ki çok büyükler.
 
Veće su nego kad je Dželaluddin-paša u Travniku odsjecao glavu Ilhamiji zbog poezije.
Şiiri yüzünden, Travnik’te Celaleddin Paşanın, İlhami’nin başını vurdurduğu zamandan daha da büyüktür.
 
Veće su nego kad je Omer paša Latas odrubljivao glave bosanskim begovima i agama, koji odbiše da ih se utjeruje u nizam.
Nizam’a girmeye zorlanan ve bunu reddeden Boşnak Beyleri ve Ağalarını başları, Ömer Paşa Latas tarafından vurdurulduğu zamandaki duygulardan da büyüktür.
 
Veće su i bolnije, jer se u njima krije strah od tvog nizama, koji nema obzira prema nama, kao što nije imao obzira ni nizam Omera-paše Latasa.
Büyükler ve de acılar, çünkü onların içinde sizin tutumunuz; Ömer Paşa Latas’ın sınır tanımayan  tutumundaki  korkuları gizliyor.
 
I na kraju hoću da znaš da tvojom današnjim posjetom Muhamedu Jusufspahiću nisi osvojio Srbiju, ali jesi povrijedio Bošnjake u Sanđžaku i Bosni.
Şunu bilmenizi isterim ki, siz, bugün,  Muhammet Yusufspahiç’i kabul etmekle Sırbistan’ı feth etmediniz ama, Bosna ve Sancak’taki Boşnakları incittiniz.
 
No, nisi nas porazio.
Aynı zamanda, bizi de zora sokmadınız.
 
Mi smo jači od šejtanskog fitneluka.
Biz, şeytani fitnelerden çok daha güçlüyüz.
 
Ali, jesi nam nagovijestio tvoj nizam na Balkanu.
Ama, bize Balkanlardaki tutumunuzu ( politikanızı ) gösterdiniz. 
 
No, zaboravio si da je vrijeme Latasa prošlo. 
Ancak, Latas’in devrinin geçmiş olduğunu unuttunuz.
 
Žao mi je, Ahmede, što nisi prepoznao pravi put, kojim su Bošnjaci odlučili da idu.
Ahmet Bey, Boşnakların kendi bildikleri doğru yolda gideceklerini anlamamış olduğunuza çok üzüldüm.
 
Niko ih s tog puta ne može odvratiti.
Hiç kimse onları o yoldan çeviremeyecektir.
 
Jer, bosanska šehidska krv je emanet koji se ne izdaje. Nikome!
Çünkü, Emanetimiz olan, Boşnak şehit kanları kimseye feda edilemez.
 
Samo je Allah vječan
Ebedi olan sadece Allah’tır. 
 
Samo On zna šta je u ljudskim dušama.
Bir tek Allah insanların içindekileri ( kalplerinde olanları ) bilir.
 
Nek’ te Allah čuva, Ahmede, od većih iskušenja.
Ahmet Bey, Allah sizi daha büyük denmelerden korusun. “
  
(SBK)

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
error: İçerik Koruma Devrede!