Nobel Ödüllü Koca Sinan'ın Drina Köprüsü » Boşnak Medya
SON DAKİKA

Nobel Ödüllü Koca Sinan’ın Drina Köprüsü

Bu haber 21 Ocak 2017 - 1:36 'de eklendi ve 80 views kez görüntülendi.

Zeynep Işıl Hamzıç Boşnak Medya

Drina köprüsü diğer adı da Sokullu Mehmet Paşa köprüsü Mimar Sinan’ın bir eseridir. Drina nehri de sarp dağlar arasından çok hızlı akan ve ağlayan nehir adıyla anılan , soğuk ve yeşil suya sahip debisi derin bir nehirdir.

Drina, Sava Nehri’nin en büyük kolu ve sağ tarafında Vişegrad kasabası, sol kıyısında ise bir mahalle vardır işte bu kasaba ile mahalleyi birbirine bağlayan Drina köprüsünün ise sol tarafında Hıristiyanlar, sağ tarafında ise Müslümanlar yaşamaktaydı.Bu sebeple köprü aynı zaman da Bosna’nın Sırbistan’a, Osmanlı İmparatorluğuna ve İstanbul’a bağlanan yegâne geçidi özelliğini de taşımıştır

Drina’nın üzerine köprü yapma hayalini ise 1516’da İstanbul’a götürülen bir erkek çocuğu kurmuştur. Bu çocuk, ileride Osmanlı Sadrazamı olacak Sokullu Mehmet Paşa’dır. Drina yakınlarında bir köyde Hıristiyan bir aileye mensup olan Sokullu Mehmet Paşa, on yaşlarında devşirme olarak Osmanlı sarayına  götürülmüş, devşirme olarak girdiği saraydan da Sadrazam olarak çıkmıştır.

Sokullu Mehmet Paşa, sadrazam olduktan sonra memleketi ve Drina ırmağına bir armağan vermek istemektedir. Bunun için  Drina’ya mükemmel bir köprü yaptırmaya karar verir.

Bosna Hersek’te Sırbistan sınırına yakın olan Drina Köprüsü Vişgrad (Vişegrad) kentinde Sava Nehrinin kolu olan Drina Irmağı üzerine 1571 senelerinde Mimar Sinan’ın yaptığı Drina köprüsü on bir gözden oluşur. Sokullu Mehmed Paşa tarafından, yaptırıldığı için Sokullu Mehmed Paşa Köprüsü diye de bilinen bu köprü, Drina Irmağını kuzey-güney doğrultusunda keser. Eni 7 metreden biraz geniş, uzunluğu 180 metreye yakın olan Drina Köprüsü büyük kesme taş bloklardan yapılmıştır. Güney ucu kıyıya dik, açık bir dirsek yaparak birleşir. Irmak içinde kemerli 10 gözü vardır. Kemer açıklıkları 10-15 m arasında değişmektedir. Yukarı ortasına gelen bir yerde, batı kenarında bir kitabe sahanlığı, doğu kenarında bir sofa vardır. Bunların her ikisi de dışa taşarak taş çıkıntılar üzerine oturmuştur. Kemerlerin üzengitaşı hizasında bütün köprüyü çepeçevre çıkıntılı bir silme dolaşır.

Batı tarafındaki selyaranlar bu silmeye kadar üçgen prizma biçiminde yükselir, sonra piramit biçimi alarak son bulur. Her bir ayakta bu piramidin sivri ucunun iki yanına gelmek üzere birer çift boşaltma gözü vardır. Kitabe sahanlığının duvarında iki kitabe bulunmaktadır. Köprünün yapım tarihi kitabelerden birinde 1571, diğerinde 1577 olarak verilmiştir.

Yugoslav edebiyatının dünyaca ünlü yazarı İvo Andriç, 9 Ekim 1892’de,o sırada Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun sınırlarında yer alan Travnik kasabasının Dolaç köyünde doğar. Yazarın çocukluğu ve ilk gençlik yılları, Drina ırmağı kıyısındaki bu kasabada geçer.

Yazar İvo Andric’in, konusu Sokullu Mehmed Paşanın yaptırdığı bu köprü etrafında geçen ve dünya klasikleri arasında yer alan Drina Köprüsü adlı bir romanı vardır.Eser 1961 Nobel Edebiyat Ödülünü almıştır. Bu romanda 350 yıllık bir gelişim içinde Vişegrad kasabasının tarihi anlatılmaktadır. Olaylar Bosna’nın Osmanlı hakimiyetine girişinden başlayıp Osmanlı İslam Kültürü ve Batı Kültürünün özellikleri ile bu etkiler arasında değişen kişileri canlandırarak devam eder. Söz konusu köprünün Birinci Dünya Savaşındaki bir bombardıman esnasında yıkılışıyla son bulur. Tarihi olayları kavramaya çalışırken ayrı toplumların insanlarına aynı sevgi ve hoşgörüyle yaklaşan romanda Osmanlı tarihi ve kültürü geniş biçimde ele alınmıştır.

1945 yılında yayımlanan roman 1961 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülmüş ve ödülü almıştır.  İvo Andriç’in aldığı bu ödül Drina Köprüsüne verilmiş gibi kabul edilmektedir.

Roman, Yugoslavya’da 15 kez basılmış ve başta Almanca, İngilizce, İtalyanca ve Fransızca olmak üzere hemen hemen bütün dünya dillerine çevrilmiştir. Türkiye’de ise ilk baskısı iki buçuk ayda tükenmiştir.

İvo Andriç  bu eserini belgesel bir roman niteliğinde yazmış, doğup büyüdüğü toprakları,  köprünün yapılmaya başlamasından 1950 yıllarına kadar geçen süreçteki, tarihi olayları  efsaneleri, masalları, söylentileri, gelenek ve göreneklerine de yer vererek  anlatan belgesel bir roman haline getirmiştir.

Bölgede bulunan Sırp – Boşnak – Osmanlı çatışmalarını köprünün gözünden anlatan romanda yazar olayları tarafsız bir gözle anlatmış Humanist bir yaklaşım gösteren yazar İvo Andriç, din ve ırk ayrımı yapmadan, bütün kişilere ve milletlere eşit bir sevgi ve gözlemle yaklaşmıştır.

Nobel ödülü de alarak dünya klasikleri arasına giren bu eser MEB tarafından okunması gereken YÜZ TEMEL ESER içerisine de alınmış, okullara, öğrencilere öğretmenlere ve okurlara tavsiye edilen yüz eser arasına alınmıştır. 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok