Neden Mecliste 5-15-25 Milletvekilimiz Yok ? » Boşnak Medya
SON DAKİKA

Neden Mecliste 5-15-25 Milletvekilimiz Yok ?

Bu haber 06 Aralık 2021 - 0:51 'de eklendi ve 43 views kez görüntülendi.
Neden 5, 15, 25 milletvekilimiz yok ?
Boşnaklar, 1463’te, Bosna Krallık devleti yıkıldığından beri, kendi insanı dışında başka insanların yücelmelerine ve kendi devletleri dışında başkalarının devletlerini korudukları, güçlendirdikleri ve kurdurduklarını biliyoruz.
Örneğin Mohaç Savaşı (1526), Osmanlının Avrupa’daki kaderini belirlemişti. Osmanlı, bu savaşı Boşnak askerlerinin olağanüstü savaşmaları sonucu kazanmıştı. Diğer bir örnek; 1737 yılında Avusturya Devleti Osmanlılara savaş açıyor. Bosna veziri Hekimoğlu Ali Paşa, sadece Boşnaklardan bir ordu oluşturup, Banya Luka önlerinde Avusturya ordusunu perişan etmişti. Eğer bu savaş kaybedilmiş olsaydı Osmanlı çok daha önce Batı Balkanlardan çekilmek zorunda kalırdı.
Bir başka örnek ise Eski Yugoslavya Sosyalist Cumhuriyetidir ki (FRJ) bu devlet te Boşnakların, Tito’nun Partizanlarına verdikleri destek ve büyük katılımları sayesinde kurulmuştur.
Boşnaklar, 1463’ten bu yana tam bağımsız kendi devletlerini ancak 1992’de, o da Bosna Savaşı sonrasında birlik ve beraberlik içinde bir araya geldikleri için kurabildiler.
Biz Türkiye’ye sürülmüş veya göç etmiş Boşnak kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, Türkiye’ye geldikten sonra bu tutumumuz devam etti. Siyasette devamlı olarak bizim dışımızda birilerini seçip veya seçtirip onları yüceltip durduk. Buna karşılık ta Türkiye’nin siyasi partileri hiçbir seçim döneminde içimizden birilerini milletvekili seçtirmek için en ufak bir çaba göstermediler. Biz de, kendi içimizden, kendi milletvekillerimizi, kendimiz seçip, Mecliste kendinizden temsilciler bulundurmak yerine, devamlı olarak onların, bizim insanlarımız dışından önümüze getirdikleri adayları seçip, mecliste bizi hiç bilmeyenler, tanımayanlar temsil edilip durdu.
Oysa 1830’lu Yıllardan bu yana, önce Osmanlı devleti, 1923’ten sonra da Türkiye Cumhuriyetine göç etmiş olan Bosna Hersekli ve Sancaklı, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının sayısı 5 milyondan çok, çok fazladır.
5 Milyondan fazla insanın mecliste temsil etsin diye bir kişinin dahi seçilmemiş olması size tuhaf gelmiyor mu?
Açıklanan milletvekili aday listelerinden anlıyoruz ki önceki seçimlerde olduğu gibi şimdiki seçimlerde de aynı durum yinelendi!
Ne iktidar partisi ne de muhalefet partileri içimizden birilerini seçilecek sıralara koymadılar. Nasılsa 5 küsür milyon Boşnak kökenliyi çantada keklik gibi görüyorlar. Çantada keklik olsak bile partiler, bir şükran ifadesi olarak hiç olmazsa hem Bayrampaşa-Küçükköy, hem de Pendik-Kartal’ın dahil olduğu seçim bölgelerinde başvuruda bulunmuş aday adaylarından birer kişiyi seçilebilecek sıralarda aday göstermeleri gerekmiyor muydu? İzmir’de en az 3 milletvekili seçecek kadar seçmen sayımız var. Bizden, seçilebilecek sırada tek bir aday bile yok. Bursa, Sakarya, Balıkesir, Kırklareli ve diğer şehirlerde de benzer manzara var! Kocaeli ve Kırklareli’nde iki kardeşimiz kendi şahsi başarıları sonucu birinci sıradalar.
Diyelim ki çantada keklik değiliz. O zamanda en azından bu iki seçim bölgelerinde yüksek olan oy oranımızı, kendi partilerine kaymasını sağlamak için de aday adaylarımızı iyi bir sıraya yerleştirmeleri gerekmiyor muydu?
Bakıyorsunuz, Alevi vatandaşlarımızın, özürlülerin, Roman vatandaşlarımızın, o, bu, şu bölgesi insanının oyların almak için onlardan olan adayları iyi yerlere yerleştirmişler.
Boşnak kökenlilere sıra gelince kimsenin kılı bile kıpırdamıyor.
Türkiye’deki seçimlerde, hemşehriciliğin ve diğer bilinen etmenlerin, milletvekili seçimleri üzerindeki etkilerini herkes çok iyi bilir. Doğu ve Güneydoğudaki aşiretlerin her seçimde kendi içlerinden devamlı milletvekilleri çıkardıklarını da biliyoruz. Değil milyonlarla ifade edilen seçmen sayısı, on binlerle ifade edilen seçmen sayılarına sahip olmalarına rağmen üstelik farklı partilerde, her seçimde birden fazla milletvekili çıkaran aşiretler bile var.
İstanbul’a yerleşmiş Sivaslılar, Kastamonulular, Trabzonlular gibi hemşehri oylarını almak için İstanbul’da, o şehirden olan adaylar ön sıralara yerleştirilirken, bazı seçim bölgelerinde hepsinden daha çok seçmen sayısına sahip olan biz Bosna Sancak göçmenlerini aklına getiren yok.
Neden içimizden birilerini milletvekili olarak seçtiremiyoruz, hiç düşündünüz mü?
Buna içimizden birileri mani oluyor olabilir mi? Milletvekili olmayı hak etmeyen bazılarımız, hak eden veya hak edebilecek konumda olanların önlerini mi kesiyor? Veya birileri kendisini dev aynasında görerek, kendine güvenden ziyade parti liderler ve yöneticilerine yakın olanlara güvenerek mi aday adayı oldular?
Aday adaylarımız, aday oldukları seçim bölgesinde yaşayan Boşnak sülalelerinin ileri gelenleri ile görüşmeler yaparak, onların ve halkın desteğini arkasına alarak mı aday adayı oldular?
Ben şu soruyu sormak istiyorum. Hepsini kasdetmiyorun ama, aday adaylarımızdan bazıları kime güvenerek aday adayı oldular?
Millete güvenmeden, milletin desteğini almadan milletvekili olunur mu? Meclise girip te sadece oylamalarda elini, verilen emre göre indirip kaldıranlardan milletvekili olur mu?
Partilerin en alt seviyesinden siyasete girerek, her kademede çalışmış, görev almış ve parti yöneticilerin dikkatini çekerek, tabandan da güç alarak aday adayı olmuş olanları bu eleştirimde hariç tutuyorum. Onlar en doğrusunu ve olması gerekeni yapmışlardır. Keşke böyle insanlarımızın sayısı artsa.
Türkiye’deki Boşnak kökenliler, kendilerini, kendilerinden birilerinin mecliste temsil etmesi için birlikte hareket edebilecekleri bir şekilde bir araya gelmeleri gerekmiyor mu? Elbette bu çok iyi olurdu ama, çok zor gözüküyor. Böyle bir birleşme ve birlikte hareket etmek için her şeyden önce bir konfederasyon altında tüm kuruluşlarımızı, hepsine saygı duyarak ve değer vererek, hiç birini dışlamadan (kendilerini özellikle Bosna Sancak’tan dışlamış olanlar hariç) bir araya getirmektir.
Ancak sözünü ettiğim böyle bir teşebbüs dahi hem Türkiye’deki hem Bosna Hersek ve Sancak’taki, hem de Sırbistan ve Karadağ’daki başta oraların siyasetçileri olmak üzere bir çok kişiyi çok rahatsız edecektir. Çünkü, Herkes için bugünkü halimiz en iyisi gibi görünüyor. Hepimizi parçalayarak, kendi taraflarına çekmişler ve seçimlerde birlikte hareket etmemizi ve içimizden birilerini seçmemizi doğal olarak önlemişler.
Birlikte hareket edebilsek emin olun partilerimiz, Türkiye’de etkin olduğumuz her şehirde bizden birilerini, hem de ön sıralara yakın koymak zorunda kalırlardı. Sonuç: İçimizden 25 milletvekili, 15 milletvekili, en kötü ihtimalle 5 milletvekilini kesin meclise gönderirdik.
Mesele mevcut sistemde kim, kimlerden bu 5, 15, 25 milletvekilini azaltıp ta, yerlerine bizimkileri seçtirecek? Şimdiye kadar kurulu olan dengeler içinden bu kadar sayıda milletvekilinin kendilerinden eksilmesini kim ister? Bu kadar sayıda milletvekillerini kendilerinden feda ederler mi? Hiç sanmıyorum.
Bu arada şunu önemle vurgulamak gerekir. Boşnakların, Bosna Hersek’teki birlikteliği, onları ve devletlerini yok etmek isteyenlere karşı olma meselesidir. Bizim Türkiye’deki seçimler için sağlamak istediğimiz birlikteliğimiz ise Türkiye Cunhuriyeti Devletinin gelişmesi, güçlenmesi ve ülke içinde kardeşliğin pekiştirilmesi içindir.
Bu nedenle Bosna Hersek’te durum çok ciddidir. Dayton antlaşması ile elleri, kolları bağlanmış, henüz tam bağımsız bir devlet olmamasına rağmen sanki normal ve bağımsız ve de ekonomisi güçlü bir devlete sahip imişler gibi Boşnakların 10’dan fazla siyasal partisi olması normal değildir. Karşılarındaki Bosnalı Sırplar ile Bosnalı Hırvatların sayıları daha az olmasına rağmen, bir kaç partileri de olmasına rağmen Boşnaklara karşı birleşerek, birlikte ve tek vücut olarak hareket ettiklerinden dolayı Boşnak tarafı ülkelerinde sözlerini geçiremez durumdalar. Genelde halkın bundan rahatsız olmasına rağmen bir eli balda, diğer eli yağda olan Boşnak siyasetçiler, bu durumlarını korumak için Boşnakların birlikte hareket etmelerini hiç isterler mi? Elbette istemezler ve Türkiye’de olası böyle bir birlikteliğe de kendileri için örnek olabileceğinden karşı çıkarlar.
İyi de Sırplar ve Karadağlılar ne alaka?” diye sorarsan hemen cevap vereyim. Asılında biz 5 milyondan çok daha fazla sayıda olan Boşnak kökenlilerin birlik olmasından en çok rahatsız olacak olanlardır. Türkiye’deki Boşnaklar, nerede ise her İki devletin toplam nüfusu kadardır. Söz konusu devletlerdeki arazilerin bir kısmının tapuları da yasal olarak hala dedelerimizin üzerinde olduğunu da unutmayalım. Çifte vatandaşlık meselesi de doğru kullanılırsa, aslında Boşnakların lehine olan bir durumdur.
Karadağ’ı ele alalım. Nüfusları 600-700 bin arası. Karadağ’ın, Güney Sancak Bölgesinden Türkiye’ye sürülmüş Boşnak kökenli Türk vatandaşlar, Karadağ nüfusunun yarısından fazlasıdır. Türkiye’deki Boşnaklar, birlikte hareket ederse, bunun yanında Karadağ da 2025’ten sonra Avrupa Birliğine girerse, Türkiye’deki Boşnaklar da buradan çifte vatandaşlık için bastırır, alır ve de Karadağ’daki seçimlerde Boşnak Partisi için oy kullanırlarsa, sizce Karadağ parlementosunda kim çoğunlukta olur? Karadağ Devlet başkanı kim olur? Sırbistan için de durum pek farklı değil. Sancağın statüsü için henüz son nokta konmadı! Hele Sırbistan AB’ye girerse ve de Sancak’taki Boşnaklar camilerini dahi ayıracak hale gelmiş oldukları parçalı durumdan vazgeçip, tek ve bir siyasal parti altında toplanabilir ve çifte vatandaş olan Türkiye’deki Boşnaklardan da seçimlerde destek görürlerse, oralarda da siyasal dengeler Boşnaklar lehine çok değişebilir. Bunu da birileri hiç istemez.
Bu durum değişir mi? Elbette değişecek. Gençler geliyor; okuyan, düşünen, kıyaslayan, sorgulayan ve araştıran gençler. Dünya’yı dolaşan gençler ve geleceğin Dünyasını görebilen gençler. Onlar, bizim yapamadıklarımızı yapacaklar. Siyasette de gelecek onların. Unutmasınlar, arkalarında 5 milyondan fazla bir seçmen tabanı var !?
Nusret Sancaklı.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok