Kosova’da Neler Oluyor? » Boşnak Medya
SON DAKİKA

Kosova’da Neler Oluyor?

Bu haber 18 Ekim 2018 - 15:16 'de eklendi ve 48 views kez görüntülendi.

Zeynep Işıl  Hamzić  Boşnak Medya

Eski Yugoslavya; kuruluş dengelerini yitirmesi veya yanlış kuruluş dengeleri kurgulanması nedeniyle, 1991-2008 sürecinde meydana gelen olaylara bağlı olarak, dağıldı.En son, Kosova 2008 yılında bağımsızlığını ilan etti. Sırbistan ise henüz Kosova’nın bağımsızlığını tanımadı.Kosova ve Sırbistan; AB gözetiminde, nihai bir barış gerçekleştirmeye gayret ediyor. Barış görüşmeleri neredeyse 5 yıldır devam ediyor.İki tarafın meseleye bakışı çok farklı…

Yugoslavya’nın otonom bölgelerinden birisi idi. Diğer otonom bölge Voyvodina ise henüz Sırbistan’a bağlı olarak varlığını sürdürmekteMakedonya-Bosna/Hersek-Hırvatistan-Slovenya-Karadağ 5 federal devlet, eski Yugoslavya’dan ayrıldılar ve bağımsız devlet haline dönüştüler. Sırbistan’dan çözülme barış ile gerçekleşmedi. BM ve NATO müdahaleleri ile çok ciddi savaşlar oldu. Sırplar; kendilerine ait olmayan bu toprakları ve halkları, uluslararası kararlara rağmen hegemonyasında tutabilmek, halkları sömürmeye devam edebilmek ve büyük Sırbistan’ı kurmak hayaliyle, ordularını masum halkların üzerine gönderdi ve “soykırım” gerçekleştirdi.

Hikaye uzun, ama acılar kolay unutulacak cinsten değil.

En büyük acıyı Boşnaklar yaşadı, sonra Arnavutlar.

Herkesin dini kendine ama, bu iki toplum da “Müslüman” idi. Bu hakikat“Sırp aşıkları” haline gelmişler tarafından ve de Türkiye tarafından, asla unutulmamalı, barış imiş, kin duymak niye imiş, filan. Bunlar karanlık kalplere gerekçe üretmekte. Boşnaklar ve Arnavutlar iyi bilir neler yaşandı. Ve bunları sadece ve sadece Sırplar yaşattı. Yaralar çok taze ve onlar, “Büyük Sırbistan hayalinden henüz vazgeçmiş değil.

Saraybosna’daki binbaşı Mirsad’ı hiç unutmam. Daha 17 yaşında, Saraybosna’da Harp Okulunda talebe iken Mirsad; “biz hep birlikte yaşıyorduk, Sırp-Boşnak-Hırvat, birden bu adamlar bizlere ateş etmeye başladı, anlayamadık neden? Öldürüyorlar-toplu mezarlara diri diri gömüyorlar-yakıyorlar-kadınlarımıza tecavüz ediyorlardı. Bu kin ve nefreti uzun süre anlayamadık. Bir de “Türk” diyorlardı bize. Bu kavram modaya binmişti ve Türk demek katledilmesi için gerekçe demekti. Biz aslında bu katliam sürecinde, öldürüle öldürüle bir millet haline geldik.”

Mirsad binbaşının hikayesi çok uzun, onun gibi milyonlarca hikaye var, Balkanlarda.

İşte bu acılarla dolu süreci yaşamış, Boşnak ve Arnavutlar, kendi devletlerini inşa etmeye çalışıyorlar. Boşnaklar için yapılan “Dayton” anlaşması, henüz Boşnaklara anlamlı bir gelecek oluşturabilmiş değil. Boşnaklar Sırplar ve Hırvatlar tarafından kuşatılmış-sıkıştırılmış bir yapı içine hapsedildi, sorarsanız devletleri var, esasen kontrol altına alınmış bir millet var orta yerde, geleceği kestirilemeyen. Kosova Arnavutları da benzer şekilde kuşatılmaya çalışılıyor bu günlerde.

İşte bu şartlar altında, nihai barış için, Sırbistan- Kosova görüşmeleri sürüyor.

Görüşmeler AB gözetiminde ve her iki ülkenin AB üyeliği için de stratejik adım niteliğinde. Bu nedenle,her iki ülke de, bu görüşmelerin uzlaşı ile tamamlanmasını arzu ediyor.

Sırbistan’ın, Kosova’nın bağımsızlığını tanıması, emperyalist bakış açısı nedeniyle, çok kolay değil.Kosova topraklarının Sırbistan’a ait olduğu iddiası onlar için adeta bir “yemin”.

Kosova; 2008 yılından bu yana, devlet olabilmek ve çok etnikli bir sosyal yapı inşa edebilmek için olağanüstü gayret gösteriyor. Savaş yıllarının getirdiği ırkçı yaklaşımları önemli ölçüde törpüledi Arnavutlar.

Kosova barışa daha yakın. Sırbistan ise hayli uzak. Sırbistan için iki yol var, ya AB üyesi olmayarak, Kosova’yı tanımadan, mevcut durumu sürdürecek, ya da Kosova’yı tanıyarak, AB üyeliği için önemli bir avantaj elde edecek.

Kosova için, aslında ciddi bir güçlük yok. Kosova’da yaşayan Sırpların hakları ile ilgili demokratik adımları atacak ve yerel yönetimlerde temsil haklarını güçlendirecek. Bunları önemli ölçüde tamamladı da Kosova.

Problem Sırpların ikna edilememiş olmasında.

Görüşme süreci devam ederken, Kosova cumhurbaşkanı Haşim Taçi ortaya enteresan bir teklif getirdi. Taçi, “barışın gerçekleşmesi için Sırbistan ile karşılıklı toprak değişimi yapılmalıdır” diyor. Taçi’nin kastı; Kuzey Mitroviça’nın Sırbistan’a verilmesi, Presheva’nın ise Kosova’ya…

İki tarafın anlaşması için bu teklife hiç ihtiyaç yok. Sadece Sırbistan cumhurbaşkanının eli güçlenir, Sırp halkı nezdinde, o kadar. Peki Taçi niçin bu yola girdi? Taçi çok ciddi bir problemle yüz yüzeHenüz medyada açıkça ortaya konulmamakla birlikte, diğer siyasi liderler bu meseleye vakıflar.

Sırbistan-Kosova savaşı sırasında, karşılıklı bir çok “savaş suçu” işlendi. Bu suçlar; organ ve insan ticareti, sivillerin öldürülmesi, servetlere el konulması, bankaların soyulması, politik cinayetler gibi, oldukça kirli meseleler. Taçi bu suçları işleten savaş dönemi komutanlarından biri olmakla suçlanıyor. Kosova-Sırbistan savaşı sırasında işlenmiş savaş suçlarına bakmak üzere “özel mahkeme”  kuruldu.Haşim Taçi de bu özel mahkemede yargılanmak için sıra bekleyen eski komutanlardan. Olaylara alet edilen ve bu suçları işleyen insanlar itirafçı olarak savcılara ifade vermeye ve delilleri sunmaya başladı. İşte söylenen şu: Haşim Taçi bu süreci atlatmaya çalışıyor. Barışı sağlayan ve AB’ye giriş kapılarını açan bir siyasi olarak, savaş suçları konusunu kapattırabilmeyi umuyor.

Ancak Taçi’nin hesabı Kosova halkından döndü. Halk hiçbir anlamı olmayan bu “toprak değişimi” formülüne aşırı tepki gösterdi. İktidarı oluşturan partiler meclis çoğunluğuna sahip olmakla birlikte, Haşim Taçi’yi Sırbistan’la yapılacak anlaşmayı parlamento denetiminden “kaçıracak” yetkilerle donatmayı amaçlayan meclis toplantısı, iktidar tarafından çoğunluk sağlanamadığı için, gerçekleştirilemedi.

Haşim Taçi; can çekişen bu önerisini, can çekişen siyasi geleceğine çare olarak görüyor. Taçi başarısızlıktan yılmadı ve Kosova anayasa mahkemesine, “cumhurbaşkanının parlamentoyu by-pass etme” yetkisinin olup olmadığını inceletmeye başladı.

Taçi, dış politik angajmanlarını da değiştirebileceğine dair bazı işaretler vermeye başladı. Taçi Rusya konusunda da çok farklı görüşler ortaya atıyor. Sırpların, Boşnak ve Arnavut katliamlarının arkasında Rusların olduğunu ve Sırp ordusunu donatanın Rusya olduğunu, Haşim Taçi unuttu ve “Kosova-Rusya arasında hiçbir zaman bir problem yoktu, biz Ruslardan kötü bir şey görmedik, Ruslarla iyi ilişkiler kurmalıyız” gibi, Kosova’nın dış politik angajmanlarına taban tabana zıt görüşleri, seslendirmeye başladı. Ayrıca AB’den de uzaklaşma sinyalleri vermeye başladı.

Taçi’nin durdurulamaması üzerine, muhalefet, Taçi’nin siyasi geleceğini sonlandıracak adımları atmaya başladı. 29 eylül 2018 tarihinde “sürekli protestolar”ın başlatılmasına karar verildi. Bir yandan muhalefet yeni hükümetin nasıl oluşturulabileceğini ve erken seçim şartlarını belirlemeye, diğer yandan ise Haşim Taçi’yi istifaya zorlayacak “halk baskısı”nı oluşturmaya gayret ediyor.

Kitlevi ve sürekli protesto mitingleri, Kosova siyasetini sarsacak ve siyaseti yeniden şekillendirecek gözüküyor.

Mitingler, Albin Kurti’nin liderliğindeki, Lëvizja VETËVENDOSJE siyasi hareketinin önderliğinde gerçekleştirilecek. Diğer partiler ve esasen bütün Kosova halkı mitinglere davetli.

Mitinglere çok geniş katılım bekleniyor. Yurt dışında yaşayan Arnavut diasporasının da Kosova’ya gelerek, mitinglere katılması bekleniyor.

Görülen o ki, içinde bulunduğumuz süreç, yeni hükümet ve yeni başbakan getirecek.

Savaş suçluları da mahkemelerde hesap vermeye yollanacak.

Kosova demokratikleşme yolunda çok önemli bir aşamadan geçiyor. Mafyokrasi-diktatorya izleri tamamen silinecek ve Kosova’nın çok kültürlü demokrasisinin önündeki “son vesayet” de kaldırılmış olacak.

Kaynak:Adelina Sfishta haberi -Ocak Medya

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
error: İçerik Koruma Devrede!