Eskişehir'in Şirin Boşnak Köyü Lütfiye.. » Boşnak Medya
SON DAKİKA

Eskişehir’in Şirin Boşnak Köyü Lütfiye..

Bu haber 08 Ocak 2015 - 1:38 'de eklendi ve 380 views kez görüntülendi.

 
Lütfiye diğer adıyla Eskipazar Köyü, Eskişehir ilinin Mihalıççık ilçesine bağlı olup, Eskişehir’e 99 km. Mihallıçık’a ise 3 km. uzaklıkta olan bir köydür.

Bosna-Hersek’ten gelen Boşnak göçmenler tarafından kurulan Lütfiye Köyü, eski bir Boşnak köyü olup, nüfusu 100 kadar kişi yani 20-25 haneden ibarettir.

Lütfiye Köyü’ndeki görüşmeler sırasında, köyün tarihiyle ilgili olarak ortak tarihsel anıların paylaşıldığı anlaşılmaktadır. Bu anlamda görüştüğümüz köy sakinlerinin; köye ilk yerleşim, köyün adının nereden geldiği ve eski adını nereden aldığı, köye ilk göç edenlerin uğraşları gibi konularda ortak görüş içerisinde oldukları görülmektedir.

Görüşme yaptığımız köy sakinleri tarafından edindiğimiz bilgilere göre,köye ilk göçün gerçekleştiği dönem ve köyün kuruluşu ile ilgili olarak şunları söyleyebiliriz: Avusturya-Macaristan’ın Bosna-Hersek’i işgal etmesinden sonra yaşadıkları zorluklar, asimilasyon korkusu ve uğradıkları zulümler karşısında, Bosna Müslümanları kitleler halinde Osmanlı topraklarına doğru göç etmeye başlamışlardır. Anadolu’ya gelen göçmenlerin yerleştirildikleri yerler arasında Eskişehir bölgesi de bulunmakta olup, Eskişehir’e gelen göçmenlerin öncelikle boş arazilere, kırsal kesimlere, devletin kullanımında olan arazilere ve şehrin dışındaki mahallelere yerleştirilmesi yoluna gidilmiştir.

Göçmenler için kurulacak köylerin, iklim olarak göçmenlere uygun, ormanlara yakın ve yüksek kesimler civarında olması gibi bazı noktalara dikkat edilmeye çalışılmıştır. Sündiken Dağları’nın eteğinde kurulmuş olan Lütfiye Köyü’nün de bu özelliklere uygun bir yapısı vardır. Lütfiye Köyü’nün kurulduğu arazi, aslında avlak ve otlak olarak kullanılmaktadır. Ancak, yaşanan göçler karşısında bu arazinin Bosnalı göçmenlere tahsis edilmesi ve Bosnalı göçmenlerin bir kısmının burada iskân edilerek köy kurulması uygun görülmüştür. Aslında Boşnak göçmenler, Lütfiye Köyü’nden önce Emircik Köyü’ne yerleştirilmişseler de sivrisinek ve sıtmadan dolayı burada barınamamışlardır.

Eskişehir’de Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy (Yunus emre),Yaylaköy, Ahırözü ve Uluçayır köylerinde, Sivrihisar’a bağlı Koçaz (Koçcaz-Hüdavendigar) ve Güvemli köylerinde Boşnak göçmenler vardır. Özellikle Yaylaköy, Koçaz ve Lütfiye köyleri Boşnaklar tarafından kurulmuş
Boşnak köyleridir. 

Göçmenlerin süratle iskân mahallerine gönderilmeleri ve biran önce yerleştirilmeleri önemli olduğundan,özellikle anayollara yakın ve ulaşım olanaklarına sahip bölgelere iskân edilmeleri ilke olarak benimsenmiştir.İstanbul-Eskişehir, İstanbul-Eskişehir-Konya ve İzmit-Eskişehir-Ankara gibi Demiryolu Hatlarının Eskişehir’den geçmesi idari, sosyal, ekonomik ve kültürel açıdan büyük değişiklikler yarattığı gibi,göçmenlerin bölgeye yerleştirilmesinde de önemli bir rol oynamıştır.

II. Abdülhamid döneminde, Almanların demiryolunu kolonizasyon amacıyla kullanmalarını ve Anadolu’da Alman kolonileri oluşturulmasını
önlemek gibi çeşitli kaygılarla, göçmenlerin demiryolu hattı boyunca iskân edilmeleri yönünde hareket edilmiştir. Bu doğrultuda, KütahyaAfyon-Konya hattında olduğu gibi, Eskişehir-Ankara hattı da iskân bölgesiolarak seçilmiştir. Böylece göçmenlerin yerleşim ve üretim sorunları çözü-
me kavuşturulduğu gibi, savaş dönemlerinde olası sabotaj hareketlerine karşı da önlem alınmıştır.

İşte, Mihalıççık ilçesine bağlı Yunusemre (Sarıköy) beldesinden geçmekte olan Eskişehir-İstanbul demiryolu hattı da bölgeye göçmenlerin gelmesinde ve yerleştirilmelerinde önemli bir rol oynamıştır. Edindiğimiz bilgilere göre, Bosnalı göçmenlerin Lütfiye Köyü ve civar bölgelere gelerek yerleşmelerinde etkili olan faktörler arasında, demiryolu hattı önemli bir yere sahiptir.

Bosnalı göçmenler, Lütfiye Köyü’ne ilk olarak yaklaşık 1898 (H. 1316)’ yıllarında gelmişlerdir. Yaklaşık olarak 15-16 hane kadar oldukları sanılmaktadır. Ardından, 10 yıl kadar sonra 1908 yıllında, ikinci grup göçmenin de gelerek köye yerleştirilmesiyle Lütfiye Köyü kurulmuş ve köyün nüfusu 26-28 haneye ulaşmıştır. Bu arada, Anadolu’nun farklı bölgelerine yerleştirilmiş olan, ancak salgın hastalıklar, iklim yapısı, ekonomik faktörler ve akrabaları ile bir arada bulunma isteği gibi çeşitli sebeplerle iskân edildikleri yerleri terk ederek gelen ve köye yerleşen gruplar da olmuştur20. Ayrıca,ilk göçle gelerek köye yerleşenlerin, daha sonra tanıdıklarını ve akrabalarını da yanlarına çağırmaları sonucunda köyün nüfusu zamanla 30-40 haneye ulaşmıştır. Ancak, günümüzde çeşitli sebeplerle Eskişehir, İstanbul gibi bölgelere yapılan yerleşmeler neticesinde nüfus yine azalmış, 20-25 haneye kadar düşmüştür. Köyde yaşlı nüfusun ağırlıkta olduğu görülmektedir.

Atalarının Türkiye’ye nereden geldiklerini bilme durumları ile ilgili olarak yaptığımız görüşmelerde, Lütfiye Köyü’ne iskân edilmiş olan Boşnakların genellikle Saraybosna, Hersek, Karadağ, Sancak gibi bölgelerden geldikleri anlaşılmaktadır. Köye ilk olarak gelen Boşnakların sülalelerin ismi, geldikleri bölgeler ve sonradan aldıkları soyadları ile ilgili olarak edinebildiğimiz
bilgileri şu şekilde sıralamak mümkündür:

Kenariçler (Travnik bölgesi)– Yıldırım soyadını almışlardır.
Koriçler (Travnik bölgesi)– Ercan soyadını almışlardır.
Himsiçler (Baynaluka)– Eren soyadını almışlardır.
Hacuviçler (Hersek bölgesi)– Hersek ve Şahin soyadını almışlardır.
Kuluçaninler (Klyuç beldesi)– Duygu soyadını almışlardır.
Şumiçler (1. Kuşak) – Kartal soyadını almışlardır.
Duse-Dubsa (Dubistsa Köyü)– Durmaz soyadını almışlardır.
Selim Ağçe Avdiç (Bosna- Karadağ eyaleti Karniş bölgesi)– Ağçeertürk soyadını almışlardır.
Avdiçler – Kaya soyadını almışlardır.
Şumiçler (2. Kuşak) (Bosna- Karadağ eyaleti)– Balkan soyadını almışlardır.
Kolaniçler (Kolaniya bölgesi)– Toprak soyadını almışlardır.
Kurtiçler (Travnik)– Korkut soyadını almışlardır.
Tunçkonka (Beypazarından)– Yılmaz soyadını almışlardır.
Salih Salko Nazif babaları Hamza (Bosna-Karadağ eyaleti Tuzlak bölgesi) – Tural soyadını almışlardır.

Köye ilk olarak yerleşen bu ailelerin, elbette günümüzde 3. ve 4. kuşak çocukları yaşamaktadır. Osmanlı Devleti tarafından eldeki imkânlar ölçü-
sünde, bir yandan göçmenlerin en kısa sürede iskân edilerek gündelik hayatlarını sürdürebilmeleri için göçmenlerin iskânına yönelik arazi tahsisi yapılırken, diğer yandan da üretici bireyler olarak topluma katkıda bulunmalarını sağlamak amacıyla çeşitli yardımlarda bulunulmuştur. Bu doğrultuda; konut inşası, yiyecek, giyecek ve nakdi yardımların yapılması,zanaatkârlara gerekli imkânların sağlanması, tarımla uğraşanlara gerekli tarımsal araç-gereç, öküz ve tohumluk yardımı, vergi ve askerlik gibi alanlarda bazı muafiyetlerin sağlanması gibi çalışmalar yapılmıştır.

Lütfiye Köyü’ne iskân edilen 17 hane Boşnak göçmene de çift hayvanı alınması için 1000’er kuruşluk yardımın ve benzeri yardımların yapıldığı, belgelerden ve yaptığımız görüşmelerden anlaşılmaktadır.
Köyün adı konusunda kesin bir bilgi yoktur. Köy sakinlerine göre köyün adı; köyün kurulduğu arazinin sahibi olan Sultan Abdülhamid’in kızı ya
da kız kardeşi Lütfiye Hanım’a istinaden “Lütfiye Köyü” olarak kabul edilmiştir. Ancak bu iddiayı destekleyen bir belge mevcut olmadığı gibi, Sultan Abdülhamid’in kızı ya da kız kardeşi Lütfiye Hanım adında bir kimseye de kayıtlarda rastlanmamıştır. Tarihte Lütfiye Sultan olarak bilinen kişi, Sultan Reşat’ın torunu, Şehzade Mehmet Ziyaeddin Efendi’nin kızıdır. Ancak Lütfiye Sultan hayata geldiklerinde Lütfiye Köyü adı çoktan belgelerde yer almaya başlamıştır. Dolayısıyla köylülerin bu iddiasının, şimdilik, kesin olmadığını söyleyebiliriz.

Diğer yandan, köyün bağlı olduğu Mihalıççık ilçe merkezinde eskiden pazar kurulmadığı, pazarın Cumartesi günleri olmak üzere haftada bir gün, Lütfiye Köyü ile Mihalıççık arasındaki alanda kurulduğu,ancak sonradan Mihalıççık ilçe merkezinde pazar kurulmaya başlandığı,
köyün “Eskipazar” olarak bilinen eski adının da eskiden kurulan pazar yerine istinaden buradan geldiği söylenmektedir.

İlk göç ettikleri dönemle ilgili olarak özellikle yerli halkla yaşanan sorunlar konusunda yaptığımız görüşmelerde; dedelerinin özellikle dil sorunu
nedeniyle çevreye uyum sorunu yaşadıklarını ve yabancılık çektiklerini, yerli halkın ilk olarak göçmenleri istemediklerini ve göçmenlere arazi
verilmesine kızdıklarını, aralarında sürtüşmeler yaşandığını ifade etmişlerdir.Ancak, göçmenlerin iletişimi seven, zanaatkâr insanlar (inşaat ustası) oldukları için bu sorunların zamanla aşılarak, yerli halk tarafından kabullenildikleri görülmüştür. Elbette dil sorununun dışında, konut sıkıntısı, ekonomik sıkıntılar, kimlik sorunu gibi durumlar da yine göçmenlerin yaşadıkları sorunlar arasında yer almış ve uyum sürecini etkilemiştir.

Lütfiye Köyü sakinlerinin ilk dönemlerde kapalı bir topluluk olmaları itibariyle, evlilikleri kendi aralarında yaptıkları, dışarıdan kız almadıkları gibi, dışarıya kız da vermedikleri ifade edilmektedir. Ancak, yerleştikleri çevreye uyum sağladıktan sonra ve zamanla, yaklaşık 30-35 yıldan beri bu durum değişmiş ve dışarıdan kız alıp, dışarıya kız vermeler yani köy dışından evlilikler de başlamıştır. Şu anda köyde karı-koca her ikisi de Boşnak olan sadece üç hanenin bulunduğu, diğerlerinin yerli halkla karıştıkları ifade edilmektedir.

Köye ilk göçle gelenlerin uğraşları ile ilgili olarak yaptığımız görüşmelerde edindiğimiz bilgilere göre; gelenlerin çoğu inşaat ustası olup bir kısmı da tarım ve hayvancılıkla uğraşmıştır. İnşaat ustalarının son derce maharetli oldukları, bu sayede bölgede yaşayan yerli halkla kaynaşmada bu durumun oldukça etkili olduğu ve günümüzde bile bölgede yapılacak inşaat işlerinde Boşnak ustaların arandığı anlaşılmaktadır. Köy sakinlerinin eğitim durumları ve meslekleri ile ilgili olarak, günümüzde de yine büyük ölçüde inşaat ustalığı, tarım ve hayvancılıkla uğraştıkları, ancak özellikle yeni kuşağın eğitim seviyesinin yükselmesine paralel olarak, köyden makine mühendisi, ziraat mühendisi, doktor, hemşire gibi çeşitli meslek gruplarına mensup kişilerin de yetiştiği ifade edilmektedir.

Lütfiye Köyü’ne iskân edilen Boşnaklar, kendilerine yeni soyadı alırlarken Türk soyadlarının yanında, genellikle geldikleri yerlerden esinlenerek
Balkan, Hersek, Boşnak gibi soyadlarını da tercih etmişlerdir.

Köye ilk göçle gelenlerin en büyük sorunları arasında dil sorunu yer almaktadır. Göçmenlerin konuştuğu Boşnakça, Hint-Avrupa dil grubundan bir Güney Slav dili olup, bu dil Bosna-Hersek’te yaşayan ve diasporadaki Boşnaklar tarafından konuşulmaktadır. Boşnak dilini Sırpça ve Hırvatçada ayıran en önemli özellik, Osmanlı döneminde Türkçe vasıtasıyla Boşnakçaya girmiş olan ve genellikle yaşam biçimini yansıtan bazı terimler ve kelimelerdir.

Türkiye’deki Boşnaklar ana dillerini evlerinde ve kendi aralarında, sadece sözlü olarak kullanmaktadırlar. Aynı durum Lütfiye Köyü’nde yaşayan Boşnaklar için de geçerlidir. Yaptığımız görüşmelerde, Lütfiye Köyü sakinlerinin Boşnakçayı evlerinde ve birinden bir şey gizlemek istedikleri zaman kendi aralarında konuştukları, diğer yandan, Boşnakçanın özellikle yaşlılar arasında yaygın olarak bilinip konuşulmasına rağmen, gençler arasında unutulmaya doğru yol aldığı anlaşılmaktadır. Köye ilk göçle gelenlerin Türkçe bilmediklerinden büyük sıkıntılar yaşadıkları, özellikle çevreye uyum noktasında dil sorununun önemli bir yere sahip olduğu, ancak zamanla bu durumun aşılarak,çeşitli şekillerde Türkçenin öğrenildiği yönündeki ifadeler dikkat çekicidir.
Göç eden insanlar, göçle birlikte benliklerinin yanında kimliklerini de getirdiklerinden, göç olgusu ile kimlik arasında önemli bir ilişki vardır.
Göçmenler, göç neticesinde kimliklerini ve aidiyetlerini yeniden sorgulamak zorunda kalırlar ve bu durum özellikle göç eden ilk kuşakta daha yo-
ğun olarak yaşanmaktadır. Sonraki kuşaklarda ise ikilemler ve çelişkiler yaşanabilmektedir. Lütfiye Köyü sakinleri ile kendilerini nasıl tanımladıkları konusunda yaptığımız görüşmelerde; kendilerini öncelikle “Müslüman-Türk” olarak tanımlasalar da, “Boşnak” ya da “Boşnak kökenli Türk vatandaşı” oldukları yönündeki tanımlamaların ön plana çıktığı görülmektedir. Bu durum, Boşnak göçmenlerin kendi kültürel değerlerini korumaya çalışırken, aynı zamanda, yerleştikleri ülkenin değerleriyle de yaşadıkları şeklinde yorumlanabilir. Ancak, Boşnak kimliğinin din üzerine kurulmuş olduğu, Boşnakların Osmanlı’dan beri Türkiye’ye zaten bir kültür yakınlıklarının olduğu ve bu durumun, Boşnakların her anlamda uyum sürecini kolaylaştırdığı da göz ardı edilmemelidir.

Lütfiye Köyü’nde yaşayan Boşnakların giyim tarzı, yemek kültürü, do ğum, düğün, ölüm gibi kültürel değerleri ile ilgili olarak yaptığımız görüş-
melerde; eskiden bu alanlarda birtakım farklılıklar olsa da artık bu farklılıkların, dil ve yemek kültürü dışında, büyük ölçüde ortadan kalktığı görülmektedir.
Örneğin; giyim tarzı olarak, eskiden Boşnak kadınların “zar” adı verilen siyah, peçeli çarşaf giydikleri ancak günümüzde artık yerli halkla
aralarında giyim-kuşamda bir farklılık kalmadığı, köyde genelde şalvar giyildiği ifade edilmektedir. Aynı şekilde doğum, ölüm, düğün merasimlerinin de yerli halkla pek farklılık arz etmediği anlaşılmaktadır. Doğan çocuklara verilecek isimlerin yabancı olmamasına dikkat edildiği, gücü yetenlerin mevlüt okutup, kurban kestirdikleri görülmektedir. Özellikle ilk dönemlerde sosyal yardımlaşmanın çok fazla olduğu, yapılacak işlerin imece usulü yapıldığı, Boşnak göçmenlerin birbirlerine daha bağlı oldukları, mesela köyde bir cenaze olduğunda, o gün kimsenin işe gitmeyerek cenaze evine gittiği ve gerekli yardımlaşmanın yapıldığı anlatılmaktadır.

Günümüzde,sosyal ve kültürel değişimin bütün yönleriyle yaşandığı, geleneksel kültüre ait pek çok âdetin unutulduğu Lütfiye Köyü’nde, Boşnak kültürüne ait pita (Boşnak böreği), koturaça, gömme ekmek gibi geleneksel yemekler, düğün, doğum, cenaze merasimleri, misafirperverlik ve yardımlaşma gibi unsurlar canlılığını korumaktadır. Boşnaklarda mevcut yardımlaşma ve birliktelik duygusu, savaş yıllarında da kendisini göstermiştir. Çanakkale ve Kurtuluş Savaşları’na köyden yaklaşık 40 kişinin katıldığı, bunlardan ancak 7 kişinin geri döndüğü, Yunanlıların Eskişehir’i işgal ettiği dönemde Lütfiye Köyü’nün Yunanlılar tarafından tamamen yakılıp yıkılmasına rağmen, işbirliği içerisinde köyün yeniden kurulduğu ifade edilmektedir.

KAYNAK: http://www.karam.org.tr/Makaleler/393623392_9-%20%C4%B0smail%20Sahin.pdf

DÜZENLEME: ŞEVKET KOÇ-BOŞNAK MEDYA

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok