Elveda Sandzak !! » Boşnak Medya
SON DAKİKA

Elveda Sandzak !!

Bu haber 20 Kasım 2014 - 14:58 'de eklendi ve 39 views kez görüntülendi.

ELVEDA SANDZAK!

Çocuk başını pencerenin camına yaslamış öylece duruyordu. Yağmur içerde mi yoksa dışarıda mıydı, bir an tereddüt etti. Çünkü mavi gözleri hiç bu kadar yaşı bir arada görmemişti. “Demek acı buymuş”dedi çocuk:” Hani gül fidanını kırdığım ve kuzuları başıboş bırakıp pınarın başında uyuyakaldığım için annemden tokat yemiştim ama,yok,bu sefer ki başka…” Haklıydı. Ama hayatı tanıması gerekiyordu? hem de en erkeni ve en acısından!…” Biz bu cezayı hak edecek ne yaptık?”diye sordu kendi kendine:”Güllere dokunmuyorum bile,hem pınar başlarında da uyuklamıyorum artık…Babam çok çalışkandır,annem bir melek!..Bütün insanlar kardeştir ,derdi annem, ben ve Goran gibi yani. Öyleyse bizi vatanımızdan sürgün eden kimdi?Kurşunlar yağdıran da yarası kanayan da bizden değil miydi? ”

indir

 

 

 

 

 

 

Birileri öyle emretmişti.
Kötüler de vardı dünyada, ara bozan, kardeşleri birbirinden ayıran…Çocuk öğrendi.
Anne, üzgün ve düşünceliydi. İnsan vatanını bırakırken geride, yanına ne alabilirdi ki… Zaman doluyordu. Çeyiz sandığını boşalttı. Genç kızlığında oyaladığı yemenileri, renk renk çorapları,patikleri…Bir de gelinlik Dimijaları…Bu, sandıktakilerin sonuncusuydu; onu bırakmaya kıyamadı. Evlendiği gün, gözlerinin önünde canlanıverdi. İşte armonika çalıyordu ve gençlerin dilinde bir şarkıydı:”Karenfil se na put sprema…”.(Karanfil yola hazırlanıyor) “Svatove”(Düğün alayı) eşliğinde baba evinden koca evine giderken bir gün bu şarkının gerçek bir ayrılığa tanıklık edeceğini nereden bilebilirdi ki!.. Yemenisinin ucuyla gözyaşlarını sildi. Eşyalarını toplamış,hazırdı.
Dağ gibiydi, baba, Karadağ gibi… Önce, dedeleri, Karadağ’ı bırakıp Sandzak’a (Sancak) göç etmişlerdi;şimdi de o vatanını bırakıp başka bir ülkeye gidecekti. Yerler farklı olsa da nedenler hep aynıydı. Savaş, ne zaman bu ülkenin kaderi olmaktan çıkacaktı!..

images (2)

 

 

 

 

 

 

 

 
Acele etmeliydiler. Kıyamet adım adım yaklaşıyordu. Baba, eşyaları arabaya yükledi. Otobüsle, birkaç aile birlikte gidecekleri için,anne oğluna oyuncaklarının hepsini alamayacaklarını söyledi. Sadece en sevdiği şeyi almalıydı. Çocuk, elindeki oyuncakları yere fırlatıp koşarak dışarı çıktı. Geri döndüğünde üstü başı sırılsıklamdı.”Ne olur kızma anne!”dedi çocuk,”En sevdiğini al demiştin ya,ben de…” Anne gözyaşları içinde sarıldı oğluna. Nasıl kızabilirdi ki, o en sevdiği şeyi almıştı. Oyuncak kovasının içinde bir avuç toprak…
Otobüsle önce Bosna’ya,oradan da Türkiye’ye gittiler. Sabah ezanıyla karşıladı İstanbul onları. Uzun zamandan beri ilk kez içlerine umut ve huzur doldu. İlk defa çok büyük bir cemaatle ve güvenle kıldılar namazlarını. İzmir’e yerleştikten sonra, anne, Türkiye’ye gelmekte kararsız kalan akrabalarına, gönderdiği mektubunun sonunda, şöyle yazıyordu:”Volim sluşati hodzu na minaru
No pojiti yagnad u bunaru.”*
Bu mektubun ardından akrabaları da Türkiye’ye geldi. Artık yeni bir hayat bekliyordu onları.

Meryem ERKEN
(06.05.2003)

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok