Bulgaristanda Türkçeye Yasak mı Getiriliyor ?-Makale » Boşnak Medya
SON DAKİKA

Bulgaristanda Türkçeye Yasak mı Getiriliyor ?-Makale

Bu haber 13 Haziran 2017 - 13:15 'de eklendi ve 65 views kez görüntülendi.
Bulgaristan'da Türkçe öğrenimine çıkartılan zorluklar ve Türkçe'nin önemi

Bulgaristan’da 1993 basımlı Türkçe ders kitaplarından kalan bir iki örnek

Bulgaristan’da Türkçe öğrenimine çıkartılan zorluklar ve Türkçe’nin önemi

Bulgaristan, her ne kadar Avrupa Birliği üyesi olsa da… Bu devletin içine kümelenmiş bazı odaklar, aynı ülkede yaşayan azınlıklara karşı(özellikle Türklere) çeşitli kısıtlama politikaları yürüttükleri gibi, gizli asimilasyon politikalarını da çeşitli yöntemlerle sürdürmeye devam etmektedirler.

Bu politikalardan birisi de, Türkçe öğrenimine çeşitli engellerin çıkartılması veya çeşitli kısıtlamaların getirilmesidir.

 Şumnu Kültür Evinin başkanı Nurten Remzi, bu konuda şöyle isyan ediyor:

“Son zamanlarda, Bulgaristan devlet televizyonundaki haber programlarında, ‘Bulgaristan dışında 311 Bulgar okulu var’ haberleri verilmektedir.

Yıllarca içimizi kemiren soruyu soralım: Bulgaristan’ da kaç tane Türk okulu var? Yıllar önce ‘Şumnu’da Türk okulu açılacak’ söylentisi yayıldı, fakat arkası gelmedi.

Bulgaristan dışında doğan Bulgar asıllı çocuklar için okullar olduğu haberleri, onların anavatanı Bulgaristan’daki yayın organlarında ballandıra ballandıra anlatılıyor.

Fakat bizim de vatanımız olan Bulgaristan’da, Türk nüfusun çok çok daha fazla olmasına rağmen, neden Türk okulları yok?”

Evet! Bulgaristan’da neden Türk okulları veya Türkçe öğrenimi yok?

Bulgaristan Anayasasının 36. Maddesin 2. bendine göre, “Anadilleri Bulgarca olmayan vatandaşların, mecburi olan Bulgarca dilini öğrenmekle birlikte, kendi dillerini öğrenme ve kullanma hakları da vardır.

Bulgaristan Bilim ve Eğitim Bakanlığı, bu Anayasa maddesine dayanarak, Bulgaristan’daki Türkçe öğrenimini, haftada sadece iki saat olmak üzere Mecburi Seçme Ders(MSD) ve Serbest Seçme Ders(SSD) olarak belirlemiştir. Her iki seçenekte de, bu, yılda 76 ders saati demektir.

Bir devlet okulunda, seçmeli Türkçe sınıfının açılması için okuldaki öğrenci sayısı belirleyicidir; büyük okullarda en az 12, köylerdeki küçük okullarda ise 7 velinin dilekçe vermesi yeterlidir.

Senelerdir yürütülen “Türkçe senin neyine lazım, İngilizce öğren!” politikaları etkili olmuş olacak ki, büyük şehirlerde Türkçe öğrenimi 5-6 senedir tamamen kaldırılmıştır; Kırcaali, Şumnu, Razgrad, Eskicuma, Rusçuk, Silistre, Koşukavak, Mestanlı, Eğridere gibi, Türklerin yoğun(nüfusun %80’i) olduğu bölgelerdeki resmi okullarda,  tek bir Türk çocuğu, Türkçe öğrenim görmemektedir.

90’lı yıllarda 100 binden fazla Türk çocuğu Türkçe öğrenim alırken,  bu sayı, 2010-11 Eğitim- Öğretim yılında 8 binlere, 2014-15 Eğitim- Öğretim yılında 5 binlere, 2016-17 Eğitim- Öğretim yılında ise 3 binin altına düşmüştür, bunların yarısından fazlası da Türkçe dersine düzenli katılmadığı da bilinen bir gerçektir…

Bulgaristan’da Lise düzeyinde hiç Türkçe öğrenimi olmadığı gibi, daha alt sınıflar için ise 1993 yılından beri Türkçe ders kitapları basılmamaktadır. Ancak birkaç sene önce, 4. sınıfa kadar Yardımcı Ders Kitapları basımına izin verilmiştir. Daha üst 5’inci, 6’ıncı, 7’inci ve 8’inci sınıflara ise,  hiçbir Türkçe dersi kitabı yoktur. Yani dünyada örneği görülmemiş bir olay… Kitapsız “öğrenim”…

 Oysa, 1878 yılında imzalanan Uluslararası Berlin, Osmanlı Devleti ile Bulgaristan arasında 1909 yılında imzalanan İstanbul protokolü ve 1913 yılında imzalanan İstanbul Antlaşması, Türkiye Cumhuriyeti ile Bulgaristan arasında 1925 yılında imzalanan Ankara Antlaşmasında ve diğer uluslararası ve ikili antlaşmalarda, Bulgaristan’da yaşayan Müslümanların öğrenim hakkı, vakıf ve şahsi malvarlıkları garanti altına alınmaktadır.

Fakat Bulgaristan, bu antlaşmalara hiçbir zaman riayet etmediği gibi…

Bu antlaşmalara taraf olmasına rağmen, Türkiye, daha doğrusu Ankara bürokrasisi de, senelerdir bu konuların yeterince takipçisi olmamıştır.

Oysa 8 milyonluk Bulgaristan’ın, dünyanın başka bölgelerinde Bulgarca ders verilen 311 okula Bulgarca ders kitapları ve maddi destek sağladığı gibi, Anadilleri Türkçe olan İdil Bulgarlarına, yine Anadilleri Türkçe, fakat Hıristiyan olan Gagavuzlara, Çuvaşlara vs gibi topluluklara Bulgarca ders kitapları gönderdiği bilinmektedir.

80 milyonluk Türkiye’nin ise, Türkçe öğrenimi konusuna, 8 milyonluk Bulgaristan’ın Bulgarca öğrenimi konusuna sarf ettiği kadar,  bir gayret sarf ettiği söylenemez.

Bulgaristan’da basılmayan Türkçe ders kitapları konusunda, Türkiye, bazı girişimlerde bulunmadı değil, örneğin 2000 yılında, Bulgaristan’daki Türk asıllı çocuklara yönelik on binlerce Türkçe ders kitapları bastırıldı, fakat Bulgaristan, bu Türkçe ders kitaplarının kendi eğitim müfredatına uygun olmadığı gerekçesiyle kabul etmedi ve aynı ders kitapları, Edirne valiliğinin depolarında çürütüldü.

Edirne valiliği depolarında çürütülen Türkçe ders kitapları

Edirne valiliği depolarında çürümeye terk edilen Türkçe ders kitapları

 2017-06-06-10-05-15Aynı dönemde, yani 2000’li yılların başında, Türkiye’nin Bulgaristan’a karşı yaptırım gücü yok değildi. Bulgaristan, o dönemde NATO’ya üye olmak istiyordu. Türkiye, “Bulgaristan’da Türkçe ders kitapları basılmıyor, Türk azınlığa karşı ayrımcılık ve gizli asimilasyon politikaları yürütülüyor” gerekçesiyle, Bulgaristan’ın aynı pakta üyeliği konusunda veto hakkını kullanarak, Bulgaristan’ın biraz da olsa demokratikleşmesine yardımcı olabilirdi, fakat maalesef bunu yapmadı.

 Bulgaristan derin devleti, aynı dönemde HÖH/D(p)S)’yi Türkiye’de kullanmasını çok iyi bildi. Tüm HÖH/D(p)S) kurmayları Ankara’da cirit atarak, “Bulgaristan artık demokratik bir ülkedir, Türk asıllı milletvekillerimiz, bakanlarımız, belediye başkanlarımız, valilerimiz var, hatta Sofya valisi bizim kontenjanımızdan atandı…” gibi söylemlerle, Ankara bürokrasisini ikna etmeyi başardılar.

Hatta Ankara’nın bazı bürokratları ve diplomatları, o kadar galeyana geldiler ki, Bulgaristan’daki eski rejimin gizli servisi DS tarafından kurulmuş olan Hak ve Özgürlükler Hareketi(HÖH/D(p)S ile ve onun uzantılarınca kurulan “Sivil Toplum Örgütleriyle” işbirliği yaparak, Bulgaristan’daki Müslüman ve Türkleri, Hıristiyan- Slav kültürüyle bütünleştirilmesi gayretlerinde yol alınmasına, dolaylı yoldan da olsa hayli yardımcı oldular. Hatta bazıları daha da ileri giderek, her Bulgaristan genel veya yerel seçiminde, birer HÖH/D(p)S militanı gibi çalışmakta bir sakınca görmediler…

 Ankara bürokrasinin desteğini de alan HÖH/D(p)S)  kurmayları, “Türk asıllı milletvekillerimiz, bakanlarımız, belediye başkanlarımız, valilerimiz var, hatta Sofya valisi bizim kontenjanımızdan atandı…” söylemleriyle, büyük bir algı operasyonu yarattılar. Geçim derdindeki, gerek Bulgaristan’da yaşayan Türkler, gerek Türkiye’deki göçmenler, bu algı operasyonunu etkisi altında kaldı ve senelerdir topluca HÖH/D(p)S’yi desteklediler.

(Açıkça belirtmek isterim ki,  o dönemde Türkiye’de geçim derdindeydim,  Bulgaristan gündemini takip edemediğim için, bana sunulanı kabul ediyordum. 2009 yılında emekli oluncaya ve DS dosyaları açılıncaya kadar, bende yaratılan algının etkisinde kalarak HÖH/D(p)S destekçileri arasındaydım. O tarihten itibaren Bulgaristan’da daha çok zaman geçirmeye başladıktan ve Bulgaristan gerçeğini daha yakından gördükten sonra, senelerdir nasıl aldatıldığımızı görmüş oldum).

HÖH/D(p)S eski milletvekillerinden Ahmet Hüseyin, “Ahmet Dogan’ın huzurunda, Türkçe ders kitapları ve Türkçe öğrenim konusunu açtığımızda, ‘Yeter artık bu Türkçe dilini gündeme getirdiğiniz’ çıkışıyla, her seferinde azarlandık” diyor…

Evet… Bulgaristan’da öyle bir psikoloji yaratılmış ki, birçok Türk, “Çocuklar evde nasıl olsa Türkçe öğreniyor, İngilizce öğrensinler” diyerek, Ahmet Dogan’a yakın bir düşünceye sahipler.

 Peki, Türkçe öğrenimi neden önemli?

Oysa kendilerine yapılan ayrımcılıktan dolayı, Bulgaristan’da yaşayan Türklerin çok azı, Bulgarca veya başka bir dilde iş bulabiliyor. Örneğin Kırcaali bölgesindeki nüfusun % 80’i Türklerden oluşmasına rağmen, Kırcaali valiliğinde çalışan Türklerin oranı % 5’i geçmemektedir. Yine örneğin Bulgaristan nüfusunun % 10’u Türklerden oluşmasına rağmen, devlet dairelerinde çalışan Türklerin oranı % 1’in çok çok altındadır. O nedenle Bulgaristan’da yaşayan Türklerin büyük bir çoğunluğu, Anadilleri Türkçe ile iş bulabiliyor. Bulgaristan’da yaşayan bir Türk, Bulgaristan’da olduğu gibi; Almanya, Hollanda, Belçika, Yunanistan vs gibi ülkelerde de Anadili Türkçe ile iş bulabiliyor.

Dünyanın en iyi bin üniversitesi arasına, Bulgaristan’dan sadece Sofya Üniversitesi girerken; Türkiye’den ODTÜ, İstanbul Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, İTÜ, Ankara Üniversitesi,  Ege Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi, Gazi Üniversitesi,  Dokuz Eylül Üniversitesi gibi, 10 Üniversite girmektedir. Üstelik sıralamada bu Üniversiteler,  Bulgaristan’ın en iyi üniversitesi olan Sofya Üniversitesinin çok çok önündedir.

Dünyanın en iyi bin üniversitesi arasında olan İstanbul Üniversitesi,  her yıl Nisan veya Mayıs aylarında, Türkiye dışında doğup büyümüş Türk kökenliler için Yüksek Öğrenime geçiş Sınavları düzenlemektedir. Bu sınavı, Türkiye’deki 110 üniversitede de tanımaktadır, yani yabancı uyruklu Türk kökenli öğrencilere kontenjan ayırarak, kendi bünyelerinde öğrenim görme imkanı vermektedir.

Türkiye’deki çeşitli kurumlar, yabancı uyruklu Türk kökenli öğrencilere, içinde yurt ve yemek olmak üzere, ayda ayrıca 750 TL de burs imkanı da sağlamaktadırlar.

Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi,  sadece ders kitabı ücreti olmak üzere, yabancı uyruklu Türk kökenli öğrencilere, diplomaları dünyanın her yerinde geçerli olan Açık Öğretim imkanı sunmaktadır.

Türkçe öğrenimine her ne kadar zorluk çıkartılsa da…

Bulgaristan’da da olsa…

Türkçe…

İş, aş, iyi eğitim demektir!

Durmuş Arda

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok