Boşnakların Türkiye'ye Yerleşmesi » Boşnak Medya
SON DAKİKA

Boşnakların Türkiye’ye Yerleşmesi

Bu haber 27 Kasım 2014 - 12:03 'de eklendi ve 137 views kez görüntülendi.

Boşnakların Türkiye’ye Yerleşmesi

Yazar: Dr. Amra Dedeiç KIRBAÇ

 

19. asrın son yıllarında Anadolu’ya hem Balkanlardan hem de Kafkaslardan binlerce muhacir gelmiştir. Muhacirlerin Anadolu’ya gelişi ve yerleşmesi nüfus bakımından büyük değişmelere sebep olmuş, nüfus sayısı sürekli artmıştır. İlk gelen muhacirler kırsal kesimlerde yerleştiriyorlardı. Daha sonra muhacirlerin büyük şehirlerin dışındaki mahallelere yerleştiklerini görüyoruz. Bu şekilde meselâ 1881-1892 arasında Ankara’da ve Çorum’da Boşnak mahalleleri ortaya çıkmıştır. Gelen Boşnak muhacirlerin bir kısmı zanaatkârdı ve onların geçim sağlamak konusunda daha az zorlandığı söylenir. Boşnak muhacirlerin en büyük sorunu dildi. Türkçe bilmiyorlardı. Osmanlı Döneminde 1878’ten sonra gelen Boşnaklar, İzmir, Eskişehir, Bursa, Yenişehir, Ankara, İstanbul, Karamürsel, İnegöl, Biga, Afyonkarahisar, İzmit ve Adapazarı’na yerleşirler. Boşnak muhacirlere ev yapmak için devlet toprak vermiştir. Bazı muhacirler dağlık yerleri ve köyleri tercih ederken bazıları büyük şehirleri tercih ederler. İstanbul’a yerleşen bir grup Boşnak, Bosna’daki durumlarını gündeme getirmek ve müdahale etmek için 500 üyesi olan bir dernek kurar. Derneğin başkanın adı Ali Şevket Yunuzefendic’tir. Bu dernek, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun Bosna-Hersek’i ilhak etmesine karşı 1908 yılında İstanbul’da mitingler düzenler. 1910 yılında Türkiye’ye gelen Boşnak muhacirlerin üçte biri ölür. Ölenlerin çoğu çocuklardır. Bunun sebebi iklim değişikliğidir. Soğuk ve serin Bosna’dan, sıcak Anadolu’ya geldikten sonra yeni iklime hemen adapte olamadıkları için ve sıtma hastalığına yakalandıklarından ölürler.

Marmara bölgesine yerleşenler çok daha kolay adapte olmuşlardır. 1970’lı yıllarda S.Smlatic, Türkiye’deki Boşnak muhacirler hakkında kitap yazar. Bu kitapta Boşnak muhacirlerin ilk geldikleri zamanda hastalıktan, iklim değişikliğinden çok sayıda öldüğünü söyler ama doğum oranı yüksek olduğundan sayı bakımından büyük bir düşüş olmadığını kaydeder. İlk gelen muhacirlerin en büyük sorunu O‘na göre dildir. Yaşlı muhacirler için bu sorun daha da yoğun yaşanmaktadır; çünkü hemen dil öğrenemezler ve pek çoğu Türkçe öğrenmeden ölür. (Bandzovic 2006:626-636)

Türkiye’ye gelen Boşnak muhacirler genellikle bir arada yaşadılar. Boşnak köyleri veya Boşnak mahalleleri oluşturdular. Daha çok kendi aralarında evleniyorlar ve görüşüyorlardı. Evlerini de eski Boşnak evlerine benzeterek yapıyorlardı. Türkiye’ye gelen Boşnaklar, Türkiye’nin her tarafına yerleşmişlerdi. Daha yoğun olarak Adapazarı, İzmit, Yalova ve Bursa gibi Marmara bölgesinin şehirlerine yerleştiler. 1912 yılında gelen Boşnakların bir kısmı Çanakkale’ye yerleştiler. Karamürsel’de çok sayıda Boşnak köyü vardır. İzmir, Burhaniye ve Ayvalık’a yerleşen Boşnak muhacirleri hem iklimden hem de toprağın verimliliğinden dolayı zengin olmuşlardı. Atatürk’ün iktidara gelmesiyle Türkiye’de çok şey değişmiştir. Türkiye’de yeni bir dönem başlamıştır. Batılılaşma süreci ve lâiklik, yeni devletin en önemli yeniliklilerdendi. O dönemde gelen Müslüman muhacirler arasında eğitimli olanlar çok daha kolay iş bulma imkânı sağlamışlardı. Çünkü o dönemde yeni Türkiye’nin eğitimli kadrolara ihtiyacı vardı. Türkiye Cumhuriyeti, 1934 yılında Türkiye’ye gelen muhacirler hakkında bir yasa getirir ve komşu ülkelerle muhacir sorunu hakkında müzakereyi başlatır. Bu müzakereyi Türkiye o zaman Yugoslavya Krallığıyla da yapmıştı ve Yugoslavya Krallığı 1934 yılında bu anlaşmaya göre bir proje hazırlamıştı. Bu projeye gore beş yıl içinde 200.000 Boşnak’ın Yugoslavya’dan Türkiye’ye gönderilmesi plânlanıyordu ve bu şekilde Yugoslavya, Yunanistan ve Bulgaristan gibi Türkiye’yle Müslüman nüfusu sorununu çözmüş olacaktı. Türkiye, ilk önce bu muhacirleri Türkiye’nin Irak ve İran sınırına yerleştirmeyi plânlıyordu; ama bu plân tam olarak gerçekleştirilemedi. O dönemde gelen Boşnak muhacirler, Elazığ ve Erzincan bölgesine yerleştiriliyordu. Bu bölgeye gelen muhacirlerin belirli bir zamandan sonra bölgenin şartlarına alışamaması ve daha önce gelen akrabalarının daha çok Batı bölgelerinde yaşamalarından dolayı büyük bir kısmı Türkiye’ninBatı bölgelerine gitmeye karar verdi. İzmir ve İstanbul gibi büyük şehirler, muhacirlere iş konusunda daha çok imkân sunuyordu. İş imkânları da muhacirlerin büyük şehirlere yerleşmesinin en büyük sebebiydi. (Bandzovic 2006:649-654)

İstanbul’da Boşnak muhacirlerin en yoğun yaşadıkları semtler şunladır: Pendik, Yeni Bosna, Bayrampaşa, Beşyüzevler, Alibeyköy, Zeytinburnu, Küçükköy ve Kartal. Daha once gelen muhacirler Fatih, Edirnekapı, Eminönü semtlerine yerleşmişlerdi. Muhacirler ilk beş sene vergi de ödemekten muaftılar ve bu durum kendilerinin iş kurmalarına kolaylık sağlıyordu.

Türkiye’ye gelen Boşnak muhacirlerinin özellikle köyden gelenleri büyük bir medeniyet veya kültür şoku yaşadılar. 1960’lı yıllarda gelenler genellikle fabrikalarda iş buluyorlardı. Türkçeyi genellikle fabrikalarda Türk arkadaşlarından öğreniyorlardı. Türkçeyi öğrenmek için ne devlet ne de sivil toplum kuruluşları Türkçe kursları organize etmemişlerdi. Bundan dolayı kadın nüfusu Türkçe öğrenmekte daha büyük zorluk çekiyordu. Çünkü kadınlar, daha çok evde kalıyorlardı ve kendi aralarında görüşüyorlardı. Türk toplumuyla temasları çok kısıtlıydı. Genç nesiller okula başladıktan sonra Türkçeyi öğreniyorlardı. Okul, onların Türk toplumunla temasa geçtiği belki tek yerdi. Çünkü yaşadıkları mahalleler çoğu Boşnak muhacirlerden oluşuyordu. Kendi aralarında evlendikleri için bu semtlerde sonra da yaşamaya devam ediyorlardı. Bu eğilim zamanla biraz da olsa değişmeye başladı. Genç nesil daha çok Türk toplumuna dâhil olmaya başlamıştı. Evlilikler de diğer Boşnak olmayan gruplarla çoğalmaya başlamıştı. Dedelerin ve babaların yaşadıkları semtlerden farklı bölgelere de taşınmaya başladılar. Gelen muhacirler arasında şehirli olanlar çok daha kolay adapte oluyorlardı yeni ortama. Aynı zamanda eğitimli olanlar iş konusunda da daha şanslılardı. Muhacirlerin hep bir arada yaşaması onların âdetlerini, geleneklerini ve dillerini unutmamalarına yardımcı olmuştu. Tabiî ki bugün büyük çoğunluğu özellikle dördüncü veya beşinci nesil Boşnakçayı daha az bilmektedir veya tamamen unutmuştur. Türkiye’ye gelen Boşnak muhacirleri Slâv kökenli soyadlarını Türk soyadlarıyla değiştirmek durumunda kalmışlardı. Yeni soyadlarını geldikleri yerlerden esinlenerek alıyorlardı. Bunlardan birkaç örnek: Akova, Sancaklı, Balkan, Boşnak vb. Bazı muhacirlerin söylediklerine göre bu konuda büyük bir sıkıntı duymamışlardı; çünkü Slâv soyadlarıyla farklılıkları daha belirgin olacaktı ve bunu da istemiyorlardı. Devletin politikası da Türk olmayan muhacirlerin Türk toplumuna uymasını bir şekilde destekliyordu.

Boşnakların Türkiye’ye Osmanlıdan beri olan bir kültür yakınlığından dolayı dil bilmemelerine rağmen Türk toplumuna uyum sürecinin çok zor olmadığını görüyoruz. Bu uyum sürecini kolaylaştıran diğer bir faktör de Boşnakların kimliklerinin din üzerinde kurulmasıdır. Türkiye’ye Müslüman olarak yaşayabilmeleri için geldiler, din için geldiler ve burada dinî kimliklerini rahat bir şekilde yaşayabiliyorlardı.1990’lı yıllarda Bosna Savaşı Türkiye’deki Boşnak muhacirleri için bir dönüm noktası olmuştur. O dönemde (1992-1995) zulme uğramış soydaşlarına yardım etmek için kültür ve dayanışma derneklerini kurdular. Adapazarı, İstanbul, Bursa, İzmir onlardan sadece birkaçıdır. Bosna Savaşı’nda yaşanan katliamları gündeme getirmeye çalıştılar, Bosna’ya yardım ettiler. Bu derneklerin savaştan sonraki faaliyetlerine Boşnak kültür ve geleneklerini yaşatma faaliyetleride eklenmiştir.

Kaynak: Akademik bakış dergisi
Uluslararası Hakemli Sosyal Bilimler E-Dergisi, Sayı: 35 Mart – Nisan 2013
ISSN:1694-528X İktisat ve Girişimcilik Üniversitesi, Türk Dünyası
Kırgız – Türk Sosyal Bilimler Enstitüsü, Celalabat – KIRGIZİSTAN

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok