Dolar : Alış : 3.7719 / Satış : 3.7787
Euro : Alış : 4.5155 / Satış : 4.5237
HAVA DURUMU
hava durumu

Istanbul13°CYağışlı

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 41 Kategoride 2155 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Boşnaklarda Doğum-Düğün ve Ölüm Tören ve Âdetleri Nelerdir?

22 Temmuz 2015 - 14.905 kez okunmuş
Ana Sayfa » Boşnak Kültürü»Boşnaklarda Doğum-Düğün ve Ölüm Tören ve Âdetleri Nelerdir?

Türkiye’deki Boşnakların Kültür Pratikleri

Türkiye’deki Boşnakların kültür pratikleri, Türkiye’ye gelen Boşnak muhacirlerin farklı bölgelerden gelmesi ve farklı zaman dilimlerinde göçlerin gerçekleşmesi sebebiyle geldikleri ülkelerden kimi zaman farklılıklar gösterirler. Bu farklılıkları, farklı âdetlerde görebiliyoruz. Sözgelimi düğün âdetleri arasında Türkiye’de yer alan söz, nişan, düğün geleneği Bosna ve Sancak’ta Türkiye’deki Boşnaklar arasında uygulanan şekliyle mevcut değildir. Bu bölgelerde söz ve nişan düğün gelenekleri arasında yer almaz. Sadece düğün vardır. Diğer taraftan Türkiye’deki Boşnaklar bu söz, nişan, düğün geleneğini uygularlar.

Boşnaklarda Doğum Adetleri

Boşnak kültüründe bir çocuğun dünyaya gelmesi büyük sevinçle kutlanır. Çocuk doğar doğmaz yıkanır çocuğun üzerine şeker serpilir. Boşnakların yaşadığı bölgelerde, özellikle Karadağ ve Sırbistan’da (Sancak), erkek çocuğu doğduğunda çocuğun babası ve (Kırbaç, A. (2012). Tarih ve gelenek bağlamında Türkiye’de Boşnaklar. Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi [Bağlantıda]. 9:1. Erişim: http://www.insanbilimleri.com 706) yakınları tabancayla ateş ederler. Bu âdet her yerde yapılmaz. Daha çok kırsal kesimde uygulanan bir âdettir.

Karadağ’da erkek bebek doğduğunda ‘erkeğimiz geldi’ denir. Kız bebek doğduğunda ‘çocuğumuz oldu’ veya ‘çora’ oldu yani ‘kör oğlu’ oldu diye söylenir. Çocuk doğduğunda ilk bir hafta annesiyle yatar ve bir hafta sonra beşiğe konulur. Çocuk erkekse beşiğine ilk defa babası, kızsa annesi koyar.

images

 

Beşiğe nazardan korunan farklı nesneler konur. Bunun amacı çocuğu nazardan korumaktır. Bu nesneler arasında kibrit ve kırmızı iplik bulunur. Bunlar çocuğu nazardan korurlar. Yeni doğan çocuğa isim verilme zamanı geldiğinde bazı görevlerin yapılması gerekir. Bunlardan ilki kulağına ezan okunmasıdır. Bu yapılırken isim üç kere tekrarlanır. Genellikle erkek çocuklarına babaları kız çocuklarına ise anneleri isim koyarlar. Bunun yanında âile büyükleri de isim koyabilirler.

Çocuk evden 40 gün çıkartılmaz. Bu süre zarfında yeni doğan çocuğu görmeye akrabaları ve komşuları gelirler. Buna ‘babine’ denir. Gelen misafirler yeni doğan bebeğe hediyeler getirirler. Babineye kadınlar gider ama bu süre zarfında eve erkek misafir gelirse yeni doğan çocuğa para veya altın hediye eder. Verdiği altını veya parayı çocuğun alnına koyarlar. Buna ‘na çelo’ denir. Gelen misafirlere tatlılar, tatlı içecekler ve kahve ikram edilir. Doğduktan 40 gün sonra çocuğu annesi, anneannesi veya babaannesi akrabalara ve komşulara götürürler. Götürdükleri evlerde çocuğun alnına biraz un serperler. Bunun amacı çocuğun güzel olmasını sağlamaktır. Ardından yumurta hediye edilir. Bu da çocuğun sağlıklı olması içindir.

Çocuk doğduğunda bazı anneler ve babalar çocuk için adak kestirirler. Buna ‘akika’ denir. Diğer bir adet ise çocuk bir yaşını doldurduktan sonra yakın akrabalardan veya yakın aile dostlarından biri, bir tutam saçını keser ve çocuğa para veya altın hediye eder. Kesilmiş saçlarını çocuğun annesi çocuğun yattığı yastığın altına koyar veya bir sandığa koyar. Saçlarını kesen kişiye şişani kum denir. Bu âdeti her aile uygulamamaktadır.

Erkek çocuk, doğduktan üç gün sonra ve üç yaşına kadar sünnet ettirilir. Sünnet eskiden berberler tarafından yapılırdı. Şimdi hastanelerde yapılıyor. Sünnet ettirilen çocuğu için annesi ve babası bir sünnet düğünü düzenlerler. Sünnetten sonra evde mevlit okutulur ve sonra eğlence düzenlenir. Yemekler ve içecekler ikram edilir. Gelen misafirler çocuğa para ve hediyeler getirirler. Bazı yerlerde meselâ Karadağ’da sünnet çocuklarına büyükler kömür tozundan yüzlerine bıyık ve sakal yaparlarmış. Bunun sembolik bir anlamı vardır; çocukların nazardan korunmasına inanılır. (Kırbaç, A. (2012). Tarih ve gelenek bağlamında Türkiye’de Boşnaklar. Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi [Bağlantıda]. 9:1. Erişim: http://www.insanbilimleri.com 707)

Boşnaklarda Düğün Adetleri

Eski âdetlere göre düğün iki kişinin evliliğin son töreniydi. Eskiden kız isteme âdeti de vardı. Bu âdet günümüzde pek kalmamıştır. Kız isteme töreni damadın aile büyüklerinin (daha sık erkeklerden oluşan heyetin) kız ailesini ziyaretiyle başlar. Ama onlar kız istemeye gelmeden önce başka bir akraba veya aile dostunu göndererek ailenin kızı verip veremeyeceğini öğrenirler. Damadın âilesi kızın evine hediyelerle gelir ve kahve içtikten sonra kız istenir. Eğer kızın babası olumlu cevap verirse, düğün hazırlıkları ve kıza damat tarafından verilecek hediyeler hakkında konuşulur. Bu hediyeler genellikle kıyafettir.

Kız isteme yapıldıktan ve düğün tarihi belirlendikten sonra kızın ailesi daha önce hazırlanmış çeyizini sandıklara koyar ve düğün günü gelinle beraber gönderir. Düğün tarihi belirlenir ve hazırlıklar genellikle 2-3 ay sürer. Burada önemli olan düğünün iki Bayram arası denk gelmemesidir. Buna çok önem verilir. Düğün konvoyu genellikle 30 kişilik bir heyetten meydana gelir. Bu heyete svatovi denir. Bu heyetin başında stari svat (en yaşlı heyet üyesi) vardır. Heyette, damadın ağabey veya erkek kardeşi ve daha sonraki dönemde damadın ablası veya kız kardeşi bulunur. Bazı bölgelerde, eski dönemlerde yani düğün konvoyu atlarla müteşekkilken bu heyetin başında bir de bayraktar gidermiş ve bayrağı o taşırmış. Düğün konvoyunun yani svatovinin diğer üyeleri akrabalardan, aile dostlardan ve komşulardan oluşur. Düğün konvoyu modern zamanda at yerine arabalarla kız evine gelir. Düğün konvoyu damadın evinde toplanır ve kızın evine sonra gider.

Düğün konvoyları genellikle Perşembe günleri gelini almaya giderler. Düğün konvoyu gelinin evine geldiğinde gelinin ailesi ve akrabaları onları karşılarlar ve evlerinde gelen misafirlere yemek ve tatlılar ikram edilir. Gelinin genç akrabaları konvoyda kullanılan arabaları havlularla ve çiçeklerle süslerler. Aynı şekilde gelen misafirlerin kıyafetlerine (yakalarına) küçük çiçek süsleri takarlar. Konvoyu süsleyen gençlere misafirler para verirler. Gelinin hazırlanmasına ve süslenmesine ablaları, kız kardeşleri ve kız akrabaları yardımcı olurlar. Sırbistan’da ve Karadağ’da yaşayan Boşnaklarda gelin kendi evinden çıkmadan kaynı parmağına yüzük takar ve onu üç kere soldan sağa döndürür. Yüzük takan kişiye prstenski djever denir.

Eski âdete göre gelinin, evinden kendi ayakkabılarıyla çıkmaması gerekiyordu. Geline kayınpederi yeni ayakkabı getirir ve o ayakkabılarıyla evden çıkar. Gelinin evinde yemekler ve tatlılar yendikten sonra düğün konvoyu gelinle beraber damadın evine doğru gider. Gelini evden ağabeyleri veya erkek kardeşleri çıkartırlar. Erkek kardeşleri yoksa erkek kuzenleri evden çıkartırlar ve kayınbiraderlerine ve damada teslim ederler.

Gelin evden (Kırbaç, A. (2012). Tarih ve gelenek bağlamında Türkiye’de Boşnaklar. Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi [Bağlantıda]. 9:1. Erişim: http://www.insanbilimleri.com 708) çıkarken üzerine şeker atılır ve bu şekerleri orada bulunan çocuklar toplarlar. Gelinin yanında görümcesi veya damadın bir halası ve gelinin ablası veya kız kardeşi olur. Geleneğe göre gelinin aile fertleri konvoya katılmadıkları gibi düğüne de katılmazlar. Bu âdet şimdi değişmiştir. Gelinin ailesi de düğüne katılıyor. Günümüzde bazı çiftler, gelin aldıktan sonra düğün salonuna veya düğün yapılacak otele doğru giderler. Eskiden düğün genellikle damadın evinde, evinin bahçesinde yapılırdı. Düğün konvoyu geldiği yoldan geri dönmezdi. Başka yoldan geri dönerdi ve mümkünse bir köprü üzerinde geçmesi gerekiyordu. Köprünün üzerinden geçerken düğün konvoyu dururdu ve gelin eskiden attan daha sonraki zamanlarda arabadan iner ve havlu içinde sarılmış ekmeği nehre atardı ve evliliğinin nehir gibi akması için dua ederdi.

Konvoyun önünden muştuluk vermek için seçilmiş kişiler gider ve damadın ailesine gelinin geldiğini müjde verirler. Bu kişilere de hediye veya para verilir. Gelin, damadın evine geldiğinde kayınvalidesi onun sağ eline Kur’an, sol eline ekmek verir. Gelin evin eşiğini üç kere öper ve o şekilde yeni evine girer. Ama eve girmeden önce, gelinin kucağına bir erkek bebek verilir ve gelin bebeği üç kere soldan sağa döndürür; çocuk ağlasın diye biraz cimcikler. Bu, gelinin çocuğu erkek olsun diye yapılır. Gelinin kucağına verilen bebeğe na konçe denir.

bosnak-kiyafeti-modeli12

 

Gelin geldiğinde yeni ailesine hediyeler getirir. Aynı zamanda gelin gelirken yeni evine çeyizi de getirilirdi. Bugün çeyiz, geleneksel şekilde yapılmıyor. Çeyiz yerine gelinin ailesi kızlarına ya para verir ya da yeni evinde bazı eşyalar alır. Eski âdetlere göre gelin, yeni evinde bir hafta kadar odanın bir yerinde süslenmiş olarak ve ellerini kavuşturmuş olarak dururmuş. Çünkü o hafta, her gün kadınlar, gelin görmeye ve tebrik etmeye gelirlerdi.

Düğün eskiden damadın evinde veya evin bahçesinde yapılırdı. Düğün eğlencesine pir veya pilav denirdi. Sofralar kurulurdu. Yemekler ve tatlılar ikram edilirdi. Bosna’da düğünlerde keşke (keşkek), Sırbistan ve Karadağ’da biryan (büryan) ikram edilirdi. Tabiî düğün yemekleri bunlarla sınırlı değildir ve bölgeden bölgeye değişebilir.

Eski dönemlerde Boşnaklar düğünlerde at yarışı da yaparlardı ve buna koşiya derlerdi. Bu gün bu âdetin pek kalmadığı söylenebilir. Düğünlerde geleneksel oyunlar oynanır. Genellikle bu oyunlar halay şeklindedir ve buna kolo denir. Nikâh hem resmî nikâh hem de imam nikâhı olarak yapılır. Bu, düğün eğlencesi başlamadan önce yapılır. İmam nikâhı camilerde de yapılır. Düğünden 2- 3 gün sonra gelinin ağabeyi veya erkek kardeşleri ziyaretlerine gelir. Daha sonra damat babasıyla ve birkaç akrabasıyla gelinin ailesinin ziyaretine gider. Bu ziyarete pohode denir. (Kırbaç, A. (2012). Tarih ve gelenek bağlamında Türkiye’de Boşnaklar. Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi [Bağlantıda]. 9:1. Erişim: http://www.insanbilimleri.com 709)

Daha sonra gelinin annesi kadın arkadaşlarıyla kızına ziyarete gider. Ondan sonra gelin, kayınvalidesiyle annesine gider ve en sonunda da gelinin babası kızına ziyarete gelir. Sırbistan ve Karadağ’da yaşayan Boşnaklarda düğünden bir ay sonra gelini, kocası, kayınpederi, kayınvalidesi ve damadın akrabaları ailesine ziyarete götürürler. Bu ziyaretler sırasında hem Bosna-Hersek’te hem de Sırbistan ve Karadağ’da ziyarete gidenler her zaman hediyeler götürürler ve gelen misafirlere mutlaka yemekler ikram edilir. Sırbistan ve Karadağ’da bu ziyarete yani gelinin evlendikten sonra baba evine ilk gittiği ziyarete prviçani denir. Gelin, o zaman baba evinde 15 ila 30 gün kadar kalabilirdi. Eski dönemlerde yeni evlenen çift damadın ailesiyle birlikte yaşardı ancak bu âdet bazı ailelerde ve bazı bölgelerde hâlâ devam etse de artık eskisi kadar yaygın değildir.

Boşnaklarda akraba evliliği kesinlikle yapılmaz ve kan bağı dışında süt akrabalığı da çok önemsenir. Eğer süt akrabalığı varsa evlilik geçekleştirilmez.

Boşnaklarda Ölüm Merasimi

Boşnaklarda bir insan öldüğünde yakınlarının yüksek sesle ağlamaları ve ağıt yakmaları yaygın değildir. Çünkü bu, bir isyan olarak anlaşılır ve iyi gözle bakılmaz. Yakınların yaşadıkları acıyı çok fazla dışarıya yansıtmamaları gerekir. Eğer ölen kişi kendi evinde ölürse yakınları onu Kıble ’ye doğru çevirirler ve üstüne beyaz bir çarşaf örterler. Eğer ölen kişi gece ölmüşse yakınları onu yatırdıkları odada onun yanında kalırlar. Ölen kişinin evinde aynaların ve televizyonun üstünü örterler ve ışıkları gece söndürmezler. Pencereye bir bardak su koyarlar. Zira ölenin ruhu eğer evine gelir ve susarsa bu suyu içsin diye. Bu iki âdet aileden aileye ve bölgeden bölgeye değişir.

cen

Ölen kişinin yakınları ölümünü duyururlar ve duyan akrabalar, dostlar ve komşular hemen baş sağlığına gelirler. Meyyit, 24 saat içinde defn edilmelidir. Eğer ölen kişinin en yakınları yakında bulunmuyorlarsa ve 24 saatte cenazeye yetişemeyeceklerse cenaze yakınları gelene kadar bekletilebilir. Meyyit, ilk önce gusül için hazırlanır. Gusül yapıldıktan sonra meyyiti kefenlere sararlar ve tabuta konulur. Kefenler kesilmez yırtılır. Mezar sabahtan kazılmaya başlar ve mezarı kazan kişilere yiyecek ve içecek götürülür. Bunu, ölenin akrabaları veya komşuları yaparlar. Cenaze, öğle namazından veya ikindi namazından sonra kaldırılır. Eskiden cenaze mezara kadar elde taşınırdı. Tabiî, şimdi özellikle şehirlerde cenaze, cenaze arabasıyla mezara götürülür. Cenaze mezara getirildikten sonra cenaze namazı kılınır ve helâllik istenir.

 Nihayetinde rahmetliyi kabir içine koyarlar. Ölen kişinin erkek yakınları meselâ oğulları kabrin içine girerler ve mezarı kapatmaya başlarlar. Boşnaklarda kadınlar cenazeye gitmez. Ancak bu âdet, bu gün belki de herkes tarafından uygulanmıyor. Mezar kapandıktan sonra hocalar ve cenazede bulunanlar Kur’an okumaya başlarlar ve Fatiha ile bitirirler. Daha sonra Allah’tan, ölenin taksiratını affetmesi için dua ederler. Eski dönemlerde hoca herkes gittikten sonra mezarın başında kalırdı ve talkın yapardı. Cenaze namazı ve dualar bittikten sonra, ölen kişinin yakınları kenara çekilir ve taziyeleri kabul ederler.

Ölen kişinin evinde Kur’an okutulur ve tevhit yapılır. Tevhit, Kur’an’dan seçilmiş bazı surelerden, âyetlerden ve aşerelerden, istiğfar, Peygambere salâvat ve toplu zikirden oluşur. Tevhitler, genellikle evlerde yapılır ama camilerde ve tekkelerde de yapılabilir. Tevhitler daha çok kadınlar tarafından yapılırlar ama erkekler de yapabilirler. Yalnız bu daha nadirdir. Tevhitler cenaze günü, cenazeden bir hafta sonra, cenazeden kırk gün sonra, elli iki gün sonra ve cenazeden bir sene sonra yapılırlar. Bunun yanında bir de yetmiş bin tevhit de okutulur. Bu tevhit, eskiden daha çok okutulurmuş. Özellikle yaşlı kadınlar ve Nakşibendî tarikat üyeleri tarafından. Bu tevhit, bu gün eskisi kadar çok okutulmuyor. Yapılan tevhitlerde, tevhide katılan kadınlara sıcak pide ve tahin helva ikram edilir.

Ölen kişinin yası üç gün tutulur sadece ölen kocanın karısı dört ay on gün yasını tutar. Ama misafirler kırk gün boyunca baş sağlığına gelirler. Baş sağlığı genellikle Türkçe olarak dileniyor Başun sag olsun veya Başimiz sağ olsun denir. Cevap da Dostum sag olsun veya Dostlar sag olsun şeklinde söylenir. Bu Türkçe ifadeler bu gün bazı kişiler tarafından bilinmemekte ve kullanılmamaktadır. Onun yerine Boşnakça olarak Primite moje suçeşçe denir. Bu kişiden kişiye değişebilir.

Baş sağlığı dönemine hatar veya hator denir. Baş sağlığına ölen kişinin akrabaları, dostları ve komşuları gelirler. Gelen misafirlere kahve ikram edilir ve uzaktan gelen misafirlere yemek ikram edilir. Genellikle ikram edilen yemekleri ölen kişinin akrabaları ve komşuları bir hafta boyunca getirirler. Yakınları sadece taziyeleri kabul ederler. Eski dönemlerde ölen kişinin bir erkek yakını, mezarı kırk gün boyunca her gün ziyaret ederdi. Kırkıncı günde, duayla ve Fatiha ile genellikle ikindi namazı saatlerinde bu ziyareti bitirirdi. Mezar taşları (Boşnaklar buna nişan derler) genellikle öldükten bir sene sonra yapılır. Günümüzde mezar ziyaretleri, Bayram’dan bir gün önce veya Bayram’ın ikinci gününde gerçekleştirilir. Bu günlerde mezarlar aynı zamanda temizlenirler

Kaynak: http://www.j-humansciences.com/ojs/index.php/IJHS/article/viewFile/2245/880

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

Boşnak Medya © 2016 Tüm hakları saklıdır »
error: İçerik Koruma Devrede!