Boşnaklarda Cenaze Adetleri ve Kültürü » Boşnak Medya
SON DAKİKA

Boşnaklarda Cenaze Adetleri ve Kültürü

Bu haber 12 Haziran 2016 - 3:52 'de eklendi ve 203 views kez görüntülendi.
 

Boşnaklar ölüme geniş bir tefekkürle yaklaşır. Yüksek sesle ağlamak, çığlık atmak, ağıt yakmak ayıplanır, hatta günah olduğu düşünülür. Cenazelere mümkün olduğu kadar herkes katılır, önemli kalabalıklar oluşur.

Boşnak köylerinin en güzel arazileri mezarlık yaptıklarını söylenir. Mezar taşları Osmanlı kültürünü içselleştirmiş bu millet için nerdeyse bir sanat eseridir. Boşnak köylerinin mezarlıklarının son derece güzel manzaralı ve verimli yerlerde olduğu görülmektedir. Yine köye çok yakın olmayan mezarlığa sahip olan köylerde, cenaze namazlarının camide kılınmayıp mezarlıkta kılındığı görülür. 
Sünni İslam ritüellerine titizlikle uyulan cenaze merasimleri sonrası mezarın üzerini örten kürek, yeşil bir örtüye sarılmış sürahiden dökülen temiz ve bol suyla mezarın üzerine akıtılarak yıkanır. Ayrıca mezarın yanına hayvanların içmesi için su kabı konur, bu kap yağmurda dolacak bir pozisyonda yerleştirilir. Cenazeden birkaç gün sonra, mezarların üzerine çiçek dikmek hala uygulanan bir gelenektir. 
Ölünün eşyaları, fakirler arasında pay edilir. Ayrıca, ölü henüz evinden çıkmadan devir denen bir işlem yapılır. Devir için camide imam tarafından ölünün yakınlarından alınan bir miktar para elden ele dolaştırılarak cemaat arasında dağıtılır. Bu paranın miktarı ölenin yaşı ve mirası ile orantılı tayin edilir. Devirin amacı, ölenin kılamadığı namaz, tutamadığı oruç gibi ibadetlerine karşılık bir çeşit kefaret ödenmesidir. Ne kadar çok elden ele para çevrilirse o kadar makbul olduğuna inanılır. Devir geleneğinin son yıllarda resmi atama ile köylere gelen imamların telkini ile ortadan kalkmakta olduğu görülmektedir.

Boşnaklarda Ölüm Merasimi

Boşnaklarda bir insan öldüğünde yakınlarının yüksek sesle ağlamaları ve ağıt yakmaları yaygın değildir. Çünkü bu, bir isyan olarak anlaşılır ve iyi gözle bakılmaz. Yakınların yaşadıkları acıyı çok fazla dışarıya yansıtmamaları gerekir. Eğer ölen kişi kendi evinde ölürse yakınları onu Kıble ’ye doğru çevirirler ve üstüne beyaz bir çarşaf örterler. Eğer ölen kişi gece ölmüşse yakınları onu yatırdıkları odada onun yanında kalırlar. Ölen kişinin evinde aynaların ve televizyonun üstünü örterler ve ışıkları gece söndürmezler.Pencereye bir bardak su koyarlar. Zira ölenin ruhu eğer evine gelir ve susarsa bu suyu içsindiye. Bu iki âdet aileden aileye ve bölgeden bölgeye değişir.

Ölen kişinin yakınları ölümünü duyururlar ve duyan akrabalar, dostlar ve komşular hemen baş sağlığına gelirler. Meyyit, 24 saat içinde defnedilmelidir. Eğer ölen kişinin en yakınları yakında bulunmuyorlarsa ve 24 saatte cenazeye yetişemeyeceklerse cenaze yakınları gelene kadar bekletilebilir. Meyyit, ilk önce gusül için hazırlanır. Gusül yapıldıktan sonra meyyiti kefenlere sararlar ve tabuta konulur. Kefenler kesilmez yırtılır. Mezar sabahtan kazılmaya başlar ve mezarı kazan kişilere yiyecek ve içecek götürülür. Bunu, ölenin akrabaları veya komşuları yaparlar. Cenaze, öğle namazından veya ikindi namazından sonra kaldırılır. Eskiden cenaze mezara kadar elde taşınırdı. Tabiî, şimdi özellikle şehirlerde cenaze, cenaze arabasıyla mezara götürülür. Cenaze mezara getirildikten sonra cenaze namazı kılınır ve helâllik istenir.

 Nihayetinde rahmetliyi kabir içine koyarlar. Ölen kişinin erkek yakınları meselâ oğulları kabrin içine girerler ve mezarı kapatmaya başlarlar. Boşnaklarda kadınlar cenazeye gitmez. Ancak bu âdet, bu gün belki de herkes tarafından uygulanmıyor. Mezar kapandıktan sonra hocalar ve cenazede bulunanlar Kur’an okumaya başlarlar ve Fatiha ile bitirirler. Daha sonra Allah’tan, ölenin taksiratını affetmesi için dua ederler. Eski dönemlerde hoca herkes gittikten sonra mezarın başında kalırdı ve talkın yapardı. Cenaze namazı ve dualar bittikten sonra, ölen kişinin yakınları kenara çekilir ve taziyeleri kabul ederler.

Ölen kişinin evinde Kur’an okutulur ve tevhit yapılır. Tevhit, Kur’an’dan seçilmiş bazı surelerden, âyetlerden ve aşerelerden, istiğfar, Peygambere salâvat ve toplu zikirden oluşur. Tevhitler, genellikle evlerde yapılır ama camilerde ve tekkelerde de yapılabilir. Tevhitler daha çok kadınlar tarafından yapılırlar ama erkekler de yapabilirler. Yalnız bu daha nadirdir. Tevhitler cenaze günü, cenazeden bir hafta sonra, cenazeden kırk gün sonra, elli iki gün sonra ve cenazeden bir sene sonra yapılırlar. Bunun yanında bir de yetmiş bin tevhit de okutulur. Bu tevhit, eskiden daha çok okutulurmuş. Özellikle yaşlı kadınlar ve Nakşibendî tarikat üyeleri tarafından. Bu tevhit, bu gün eskisi kadar çok okutulmuyor. Yapılan tevhitlerde, tevhide katılan kadınlara sıcak pide ve tahin helva ikram edilir.

Ölen kişinin yası üç gün tutulur sadece ölen kocanın karısı dört ay on gün yasını tutar. Ama misafirler kırk gün boyunca baş sağlığına gelirler. Baş sağlığı genellikle Türkçe olarak dileniyor Başun sag olsun veya Başimiz sağ olsun denir. Cevap da Dostum sag olsun veya Dostlar sag olsun şeklinde söylenir. Bu Türkçe ifadeler bu gün bazı kişiler tarafından bilinmemekte ve kullanılmamaktadır. Onun yerine Boşnakça olarak Primite moje suçeşçe denir. Bu kişiden kişiye değişebilir.

Baş sağlığı dönemine hatar veya hator denir. Baş sağlığına ölen kişinin akrabaları, dostları ve komşuları gelirler. Gelen misafirlere kahve ikram edilir ve uzaktan gelen misafirlere yemek ikram edilir. Genellikle ikram edilen yemekleri ölen kişinin akrabaları ve komşuları bir hafta boyunca getirirler. Yakınları sadece taziyeleri kabul ederler. Eski dönemlerde ölen kişinin bir erkek yakını, mezarı kırk gün boyunca her gün ziyaret ederdi. Kırkıncı günde, duayla ve Fatiha ile genellikle ikindi namazı saatlerinde bu ziyareti bitirirdi. Mezar taşları (Boşnaklar buna nişan derler) genellikle öldükten bir sene sonra yapılır. Günümüzde mezar ziyaretleri, Bayram’dan bir gün önce veya Bayram’ın ikinci gününde gerçekleştirilir. Bu günlerde mezarlar aynı zamanda temizlenirler.

Kaynak: msxlab.org

                 www.bosnakmedya.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok