Boşnaklar ve Boşnakça Türkçe İlişkileri » Boşnak Medya
SON DAKİKA

Boşnaklar ve Boşnakça Türkçe İlişkileri

Bu haber 20 Şubat 2016 - 19:25 'de eklendi ve 67 views kez görüntülendi.

Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasından sonra Balkanlara yerleşen Slâvlar, temelinde dinî tercihlerin rol oynadığı değişik gruplara ayrıldılar. Yerleşim yeri olarak Bosna’yı tercih eden grubun ülkenin kuzey ve kuzeybatısında bulunan kolları, Katolik mezhebini kabul ederek Vatikan’a bağlandı. Bu grup Hırvatlardı. Diğer taraftan ülkenin doğusuna yerleşen kolun tercihi Ortodoks mezhebiydi. Bizans’ın başkenti ve Ortodoks dünyasının dinî merkezi olan İstanbul’a bağlanan bu grup ise Sırplardı. Bosna’daki Slâvlar ise Hristiyanlığı Mani düalizmine benzer şekilde yorumlayan ‘Bogomil’ mezhebini seçtiler. Bu grubun kurduğu ‘Bosna Kilisesi’ İslâmiyet’in gelmesine kadar varlığını sürdürdü. Değişik kereler Sırp, Hırvat, Macar ve Bizans krallarının saldırılarına maruz kalan Bogomil Boşnaklar, bütün zorlamalara rağmen etraflarındaki mezheplere temayül etmeyerek kendi krallıklarını kurdular. 1360 yılında prensliğe getirilen Tvrtko, 1371’de bağımsız Bosna Krallığı’nı kurdu. Bu krallık, Osmanlı Devleti’nin Bosna’yı fethine kadar varlığını sürdürdü. (Alkan, 1995:13-14) Bosna’ya karşı ilk Osmanlı hücumları 1392’de Paşa Yiğit Bey tarafından Üsküp’ün alınmasından sonra başladı. Osmanlı hâkimiyetini kabul etmek zorunda kalan Kral II. Tvrtko’nun tahta çıkışının ardından Bosna Kralları Osmanlılar tarafından haraca bağlandı. Son Bosna Kralı Tomašević, Batı desteğine güvenerek Osmanlılara haraç ödemeyi reddedince Fatih Sultan Mehmed idaresindeki Osmanlı ordusu Bosna’nın fethini 1463 yılında tamamladı. Yeni fethedilen bu bölgede bir sancak kuruldu ve Sancak Beyliği Minnetoğlu Mehmed Bey’e verildi. Bosna’nın Osmanlı idaresine geçmesiyle bu bölgedeki fetihler devam etti. 17. yüzyıl ortalarında Bosna eyaletinin sınırları kuzeyde Drava nehri, güneyde Adriyatik Denizi, doğuda Drina Nehri, güneydoğuda İbre Nehri ve batıda Lika’nın ilerisine kadar uzanıyordu. (DİA, 1992:296).

1877-78 Osmanlı Rus Savaşı sonucu 12.07.1878’de Berlin Kongresi yapıldı. Bunun sonucunda Bosna-Hersek, hukuken Osmanlı Devleti’nde kaldı ancak denetimi Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’na bırakıldı. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, 08.10.1908 tarihinde Bosna-Hersek’i topraklarına kattığını ilân etti. Bu savaşın sonunda mağlûp olan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun yıkılmasıyla 12.02.1918 tarihinde I.Yugoslavya kuruldu. Bosna-Hersek Yugoslavya’ya katıldı. I.Yugoslavya 08.07.1941’de tekrar parçalandı. 1945’te II. Yugoslavya kuruldu. Aynı yıl Bosna-Hersek de Yugoslavya Federe Devleti’ne girdi. Günümüzde Bosna-Hersek, eski Yugoslavya’dan ayrılan diğer devletlerle birlikte bağımsız bir devlet olarak varlığını sürdürmeye devam etmektedir. (DİA, 1992:296-303)

Boşnakça, Boşnakların dilidir ve Bosna Hersek’te, Sancak’ta (Bugün Sırbistan ve Karadağ sınırları içerisinde kalan bölge) ve diasporada Boşnaklar tarafından konuşulur. Bir Güney Slâv dili olan Boşnakça, beş diyalektten oluşur: 1. Doğu Bosna diyalekti, 2. Batı Bosna diyalekti, 3. Doğu Hersek diyalekti, 4. Batı Hersek diyalekti, 5. Sancak diyalekti.

Boşnak dilinin Osmanlı iktidarından önceki dönemlerine ait eserler vardır. Bunlar ‘stecak’ (Bogomil dönemindeki mezar taşları) , Ortaçağdaki kralların fermanları ve yazışmalarına ait eserlerdir. O döneme ait metinlerde dilin en önemli özelliği daha çok kilise Slavcasına yakın olmasıdır. O dönemde Kiril alfabesi kullanılır ancak Boşnakçanın kendine özgün bir alfabesi de vardır: ‘Bosancica’. Lâtin alfabesi, Avusturya-Macaristan zamanında kullanılmaya başlar. Boşnakça yazılan eserlerde Boşnakçanın dil özellikleri en çok 14 ve 15. asırdaki mezar taşlarında, adapte edilmiş Arap alfabesiyle yazılan ‘Alhamiyado’ edebiyatında ve ortaçağdaki resmî yazışmalarda görülür (Halilović, 1991:21-50) Boşnakça için hem Lâtin hem de Kiril alfabesi kullanılır.

Boşnak dili Eski Yugoslavya’da resmî bir dil değildi. Bu dönemde Sırpça-Hırvatça, Bosna-Hersek’te resmî dildi. Zira iki dünya savaşı arasındaki dönemde Sırpça-Hırvatça veya Hırvatça-Sırpça, Sırpların, Hırvatların, Boşnakların ve Karadağlıların ortak dili olarak kullanılmıştır. Yugoslavya’nın dağılması ve son savaşla (1992-1995) birlikte adını andığımız bölgelerde üç ayrı standart dil ortaya çıktı. Bunlardan birisi de Boşnakça oldu. Boşnakça için yeni gramer kitapları, sözlükler ve imlâ kılavuzu yazıldı. Boşnak dilini Sırpçadan ve Hırvatçadan ayırt eden en önemli özellik, Osmanlı döneminde Türkçe vasıtasıyla Boşnakçaya girmiş olan Arapça, Farsça ve Türkçe kökenli kelimelerdir. Türk dilinden Sırpça, Hırvatça ve Boşnakçaya geçmiş bütün kelimeler için ‘Turcizmi’ tabiri kullanılır. Bu tabir, ödünçleme yoluyla bu dillere geçen hem Türk dili kökenli hem de Arapça, Farsça, Lâtince ve Grekçe kökenli kelimeler için kullanılır. Son yıllarda Turcizmi kelimesi yerine ‘Orientalizm’ de kullanılmaktadır (Vajzović, 1999-11-13).

Fatih Sultan Mehmed’in 1463’te Bosna’yı fethini takip eden yıllarda Boşnaklar, kitleler hâlinde Müslüman olmaya başlamışlardı. 16. yüzyılın sonuna kadar Boşnakların yüzde sekseni Müslüman olmuştu. Bu İslâmlaşmada Osmanlı Devleti’nin bölgede tesis ettiği âdil yönetimin etkisi vardı. Osmanlılar yeni bir devlet sistemi, yeni bir din ve yeni kurumları beraberlerinde getirmişlerdi. Boşnakların böylece Osmanlı idaresi altına girmeleriyle yeni kelimeler ve terimler de bu insanların konuştukları dile girmeye başladılar. Türklerin bu tarihlerden itibaren anılan bölgeye gelmeleriyle Türk dili ile Slâv dilleri arasında böylece bir ilgi ortaya çıkmıştı. Bu dönemden başlayarak Türk dilinden buradaki dillere kelime verilmeye başlandı. Osmanlıların Boşnakları egemenlikleri altına almasından sonra İstanbul’a din adamı olarak yetiştirilmek üzere pek çok öğrenci gönderildi. Burada yetişen ve eğitim gören insanlar Bosna’ya dönünce medrese, mektep ve dinî okullarda ya da yazdıkları kitaplarda öğrendikleri Türkçe kelimeleri kullandılar. Dinî terminolojinin büyük kısmı Türkçe kelimelerden meydana geldi. Belli bir süre zarfında Boşnaklar ilmiyeden maliyeye askeriyeden mülkiyeye kadar Osmanlı devletinin çeşitli kademlerinde görev almaya başladılar. Türkçe kelimeler günlük hayatta en sık tesadüf olunan kavramlar için kullanılmaya başlandı. Halk şiiri geleneğinde Türkçe kelimeler varlıklarını devam ettirdiler ve halk şiiri toplayıcıları bu kelimelerin orijinal hallerini korudular. Bu durum bu kelimelerin yerleşmesinde önemli bir etken oldu. Bugün Boşnakçada Türk dilinden geçen kelimeler, günlük hayatta sıklıkla kullanılır. Bu kelimelerin zaten Boşnakçada başka karşılıkları yoktur: čekić (Çekiç), česma (çeşme), čizma (çizme), kutija (kutu), limun (limon), rakija (rakı), pamuk (pamuk). Bazı kelimelerin ise Boşnakçada başka karşılıkları olmasına rağmen daha çok Türk dilinden alınanları tercih edilir: čaršaf-plahta (çarşaf), čaršija-trg (çarşı), jastuk-uzglavlje (yastık), jorgan-pokrivač (yorgan), peškir-ručnik (peşkir, havlu) (Halilović, 1991:36). Diğer taraftan hayatın her sahasına yayılmış bulunan Turcizmilerin bir kısmı ya tamamen kullanımdan düşmüş, arkaik kelimeler olarak Boşnakçadaki yerini almış ya da sadece bazı kesimlerin kullandığı kelimeler hâline gelmişlerdir. Bu kelimelere şu örnekleri vermek mümkündür: sofra, leđen (leğen), barjak (bayrak), mutvak (mutfak), pendžer (pencere), mušema (muşamba), taksirat, haber, fajda (fayda).

Kaynak: TÜRK DİLİNİN BOŞNAKÇA İLE İLİŞKİLERİ VE ABDULAH ŠKALJİĆ RELATIONS BETWEEN TURKISH LANGUAGE AND BOSNIAN LANGUAGES: ABDULAH ŠKALJIĆ Yrd. Doç. Dr. Selçuk KIRBAÇ Sakarya Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Yeni Türk Dili ABD

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok