Boşnak Tarihinde Bir Altın Sayfa : Vlaşiç Zaferi » Boşnak Medya
SON DAKİKA

Boşnak Tarihinde Bir Altın Sayfa : Vlaşiç Zaferi

Bu haber 12 Ocak 2022 - 23:23 'de eklendi ve 34 views kez görüntülendi.
DÜNYA ASKERLİK TARİHİNE GEÇMİŞ BOSNA HERSEK CUMHURİYET ORDUSU’NUN (AR BİH), VLAŞİÇ DAĞI ZAFERİ ve BATILILARIN İKİ YÜZLÜLÜĞÜ.
 
Bosna’nın kubbesi olarak bilinen ve tüm Bosna’ya hakim olan Vlaşiç Dağının, Sırp Karadağlı çetnik ordusu elinden alınması, dünyanın en güçlü orduları için bile imkansız olarak kabul ediliyordu.
Bosna kasabı, zamanın Bosnalı Sırp lideri ve soykırım mahkumu Karadžić, “Vlaşiç Dağı biz Sırpların başının tacıdır” demişti.
Bosna Hersek Cumhuriyeti Ordusu (AR BİH), Rahmetli Mehmed Alagiç komutasındaki 7. Kolordu liderliğinde, Sakip Mahmulyin komutasındaki 3. Kolordu ile birlikte, 1. ve 4. Kolordulardan da aldıkları destek ile dünyayı ve Sırp ve Karadağlıları şok edecek olan eksi 30 derce soğukta, zirvede kar kalınlığının 6-7 metre olduğu “Vlaşiç Dağı Harekatı” nı başlatmışlardı.
Eski Yugoslavya Ordusu (JNA) kontrölünde ve de Yugoslavya’ya saldırı yapılması halinde savunma için hazırlanmış, askeri techizatlarla donatılmış bir yer iken, Bosnalı Sırp Ordusu’na (VRS) devredilen Vlaşiç Dağı zirvesi, Bosna Hersek’e askeri açıdan hakimiyet kurmak için son derece önemli stratejik bir yer idi. Burası her türlü modern savunma ve uzun menzilli saldırı silahları ile donatılmış, korunaklı mevziler oluşturulmuş ve etrafı halka, halka mayınlanmış bir cephe hattı halinde idi.
Bosna Hersekin orta kısmında, Travnik şehri yakınlarındaki Vlaşiç Dağı’nın düşman kontrolünde olduğu sürece Boşnak Ordusu’nun, Bosna Hersek içinde yapacağı her harekatın başarısızlıkla sonuçlanacağı da bir gerçekti. Bu dağ ve zirvesi ele geçirilmeden Bosna Hersekin kurtuluşu çok zorlaşacak ve çok büyük sayıda kayıplar verilecekti.
Bu nedenle Başkomutan Rahmetli Aliya İzetbegoviç, Genel Kurmay Başkanı Rahmetli Rasim Deliç ve kurmayları ile kolordu komutanlarının yaptıkları toplantı ve görüşmelerde, bu dağın tamamen ele geçirilmesi için hazırlık yapılması kararı alındı.
Büyük gizlilik içinde 7. kolordu ve diğer kolordulardan gelen özel birlikler, dağın uygun yerlerine 3. kolordu desteğinde yerleşmeye başladılar. Gündüzleri asla hareket edilmiyor, ormanlık ve diğer ağaçlık alanlarda kamufle olan asker dinlendiriliyor, gece karanlığında ise verilen emir ve planlara göre hareket ediliyordu.
Bu arada düşmanın zirve ile olan bağlantıları, asker ve mühimmatın taşınmasına kesinlikle müdahale edilmiyordu. Hatta birbirleri ile yolları kesiştiğinde Boşnak birlikleri saklanıp, büyük bir sessizliğe gömülüyor ve düşmanın geçmesini bekliyorlardı.
Dağın belli bir seviyesine gelindiğinde önlerinde hiçbir ordunun aşamayacağı mayınlı ve korunaklı bölge başlıyordu. Bu bölgeleri geçmenin tek yolu kar yağışı idi. Kar 2 metreye kadar yağarsa, üzerinde yürünmesi halinde mayınlar etkilenmesi söz konusu olmazdı. Kış mevsimi olmasına rağmen bölgeye yeterince kar yağmamış ve mayınlı bölgeden, mayınları patlatmayacak ve orada oldukları bilinmeyecek şekilde geçmeleri için en az 1-2 metre kalınlığında kar yağması beklenmişti.
Beklemekten ve Allah’a kar yağışı için dua etmekten başka çareleri kalmamıştı.
Fazla da beklemediler. Bir gece başlayan şiddetli kar yağışı sonucu ertesi gece kar kalınlığı 2 metreyi bulmuştu. Derhal hareket emri veridi.
Zirveye yaklaştıkça ormanlık ve ağaçlık alan seyrekleştiği için görünmeleri, hedeflerine doğru ilerlemeleri zorlaşıyordu.
Açık alanlara geldiklerinde sisli havaya ihtiyaç duyuyorlardı. Öyle bir anda inanılmaz bir şekilde bulundukları yeri sis basıyor ve Boşnak birlikleri bir sonraki hedeflerine rahat geçebiliyorlardı.
Tam tersi olarak, sisli havada ilerlerken düşmanla karşılaşıp çatışmaya girmeleri halinde, birbirlerini vurmaları söz konusu olduğundan sisin dağılması gerektiğinde de bir rüzgar çıkıp sisin dağıldığına da şahit oluyorlardı.
Harekatın en zor kısmı geceleri sabaha karşı eksi 30-40 derecelere kadar düşen sert soğuklar idi. Bazen bir askerin elinde silahı ile nöbet tutarken uyuduğunu ve onu donmuş halde kaskatı halde buldukları da oluyordu.
Bu şartlar altında sisli bir günde zirvedeki düşman mevzi ve karargahının tam dibine varılmış, düşmanla burun buruna gelmişlerdi. Sisin dağılmasını bekleyen Boşnak öncü ve özel birlikler, sisin dağılmadığını sessiz ve sabırla beklemiş, sisin bir ara dağılması üzerine düşmana ani bir baskın yapmışlardı.
Boşnak Ordusu’nun oraya gelebileceğini akıllarına bile getiremeyen çetnikler gafil avlanmış, kimi traş olurken, kimi dinlenirken yakalanmış, kısa süren çatışmalardan sonra hepsi esir alınmış ve zirve Boşnak Ordusu’nun eline geçmişti.
Zirveye yerleşen Boşnak askerleri sayesinde diğer birlikler dağın diğer yerlerdeki düşman mevzilerine saldırmış ve şaşkın düşmanı yine kısa süren çarpışmalar sonrası büyük bir hezimete uğratmışlardı.
Birkaç gün içinde dağ ve çevresi tamamen ele geçirilmiş, helikopterler desteği ile karşı saldırıya geçmeyi düşünen Banya Luka’daki düşman karargahı, Boşnakların uçaksavar silahlarına sahip olabileceği ve kuş gibi helikopterlerin düşürüleceği korkusu ile harekete geçememiş Bosnalı Sırplar sivil-asker destekleyenleri ile büyük bir moral çöküntüsü içine düşmüşlerdi.
Zaferden hemen sonra 4. kolordu komutanı Rahmetli Mehmet Alagiç ve 3. kolordu komutanı Sakip Mahmulyin diğer komutanlar ile Vlaşiç Dağı zirvesinde buluşmuşlar, dağı tamamen düşmandan arındırdıktan sonra ardından hiç durmaksızın düşmanı dize getirecekleri diğer harekatları başlatmışlardı.
Sırpların Vlaşiç Dağı hezimeti ve diğer cephelerdeki kayıplarını telaf edebilmeleri için Batı (!?), Temmuz ayı başında BM kontrolündeki güvenlik bölgesi Srebrenica’yı, Boşnakların silahsızlandırdıktan sonra Ratko Mladiç’e teslim etmiş ve Srebrenica’da Boşnaklara soykırım yapılmıştı.
Rahmetli Mehmed Alagiç 7. kolordosu ile, 5. kolordu komutanı Atif Dudakoviç’in yürüttüğü Batı ve Kuzey Bosna’yı kurtarma harekatları olan “Oluja” ve “Sana 95” harekatlarına da katılmış, 5. ve 7. kolordu önlerine çıkan 4 farklı Sırp Karadağlı çetnik kolordusu ile Boşnaklara Biyelina’da ilk saldırıyı ve ilk Boşnak Soykırımı’nı yapan Arkan isimli mafyadan olma generalin kaplanlar adı ile bilinen özel birliklerini darmaduman etmişlerdi. Arkan sıkıştırıldığı özel cibinden elbisesini değiştirip sivil olarak kaçabilmişti.
İki kolordu Bosnalı Sırpların sözde başkent ilan ettikleri Banya Luka şehri önüne 12 km. kala birleşmişler ve korkudan at arabaları, traktörler, kamyonlar ile şehri boşaltmakta olan70 bin kadar sivil Bosnalı Sırbın, olası sivillere bir zarar dokunmamak için onların şehri boşaltmalarını beklemişlerdi.
Bu arada Sırbistan Devlet Başkanı Slobodan Miloşeviç paniğe kapılmış, olası Sırp göçlerinin ülkesinde yaratacağı büyük sosyal ve ekonomik problemleri bahane ederek uluslararası camiayı ülkesini bu sefer doğrudan savaşa sokarak bir Balkan Savaşı ile tehdit etmişti.
Bunun karşısında başta ABD ve NATO olmak üzere batılı devletler, Boşnak Ordusunun durmasını istemişler, aksi taktirde Bosna Hersek Cumhuriyeti’ni hedef alacaklarını, NATO’nun hava harekatı ile tüm Boşnak şehir ve askeri mevzilerini bombalayacaklarını, Rahmetli Aliya İzetbegoviç’e Amerikalı diplomat Richard Holbrooke vasıtası ile iletmişlerdi.
3,5 Yıl Boşnakların sesini, çığlıklarını duymayan Batı (?!) bir haftada Sırpların korku dolu çığlıklarını hemen duymuş ve Boşnak Ordusu’nun vatanlarını tamamen kurtaracak harekatı durdurmuşlar, yetmemiş, Boşnakları abuk sabuk Dayton Antlaşmasını imzalamaya da zorlamışlardı.
Eğer 5. ve 7. kolordu Banya Luka’yı kurtarsaydı, bugün Republika Srpska denen soykırım ürünü federal yapı olmayacak ve Bosna Hersek’te de sorunlar bitmiş, üç etnisiteli demokratik Bosna Hersek Cumhuriyeti varlığını sürdürmüş olacaktı.
Tüm dünyayı karıştırıp problemleri canlı ve her zaman patlamaya hazır bir şekilde tutmayı tercih eden Batı (!?) Bosna Herseki de Dayton Anlaşması ile çözümsüzlüğe mahkum etmiş ve Boşnaklara karşı haksız bir toprak dağılımı ile siyasal ve ekonomik yönden sorunlu bir yapı haline getirmiştir.
 
Nusret SANCAKLI 
 
 
 
 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok