Boşnak Edebiyatının Aşk Hikayesi : Hasanaginica » Boşnak Medya
SON DAKİKA

Sırpları Sırplar Yalanlıyor !

Balkan Tarihi, Misafir Kalemler

Boşnak Edebiyatının Aşk Hikayesi : Hasanaginica

Bu haber 23 Eylül 2021 - 8:26 'de eklendi ve 37 views kez görüntülendi.

HASANAGİCA / HASAN AĞANIN KARISI

 
    Dünyada 50’den fazla dile çevrilmiş olan Boşnak türküsü olan “Hasanaginica/Hasan Ağa’nın Karısı” sevdalinkasını 1798 yılında ingilizceye çeviren ünlü İskoç Edebiyatçı Walter Scott, 189 yıl önce bugün vefat etmişti.
BOSNA YOK, BOŞNAK YOK, BOŞNAKÇA YOK DİYENLER, NASIL OLUYOR DA 300 YIL ÖNCE BOSNA’DA BOŞNAKÇA SÖYLENMİŞ BİR BOŞNAK TÜRKÜSÜ 50’DEN FAZLA YABANCI DİLE ÇEVRİLİYOR?
   Hasanaginica, 1646-1649 yılları arasında Imotski bölgesinden Boşnak bir Bey ailesinin hakkında yazılmış ve bestelenmiş Boşnak sözlü bir türküdür (Boşnak halk şarkısı Sevdalinka).
Hasan Ağa; Hasan Arapoviç, Bosna Eyaletinin sınır boyundaki beylerden biri.
Fatima Arapoviç, kızlık soyadı Pintoroviç olup bir bey ailesinin kızıdır.
Pintoroviç Bey, Fatma’nın erkek kardeşi olup yaralı kocası tarafından kovulmuş olan Fatima’yı maddi çıkarları için bölgenin zengin kadısı ile evlendirneyi planlayan kişi.,
   Hasanaginica ayrıca ilk Bosna operası için bir şablon görevi gördü ve 2000 yılında Saraybosna’da prömiyeri yapıldı. Libretto, Asim Horozić tarafından bestelenen, Suleyman Kupusoviç tarafından yönetilen Niyaz Alispahiç tarafından yazıldı ve ana rol, bu operanın prima donna’sı Amila Bakşiç tarafından Saraybosna Operasında oynandı.
   Walter Scott, Boşnak sözlü edebiyatının en meşhur halk şarkısı “Hasanaginica”yı çeviren Alman Johann Wolfgang Goethe’den (1775) sonra dünyanın ikinci büyük yazarıdır. Scott, 1798’de Hasanaginica’yı İngilizce’ye çevirdi. Ondan sonra, “Hasanaginica” önce Puşkin, ardından Mickiewicz tarafından da kendi dillerine çevrildi. Bu Boşnak halk türküsü (sevdalinka) dünyada 50’den fazla dile çevrildi.
   İskoç yazar Walter Scott, 1832’de bugün öldü. Diğer edebi eserlerinin yanında İskoç halk türkülerini derleyip, düzenlemiş olması ile de tanınıyor. Bunun yanında romantik İskoç feodal ortamında geçen maceracı-sevgi dolu anlatı şiirleriyle dünyada ünlendi, ancak Byron’ın şiirlerinin ortaya çıkması nedeniyle popülariteleri düştüğünde, 1810’ların ortalarından itibaren kendini romanlara ve editörlük çalışmalarına adadı.
   Hasanaginica’nın popülerleşmesine yani dünya kamuoyuna sunulmasına en önemli katkıyı İtalyan gezi yazarı ve etnograf Alberto Fortis 1774’te Hasanaginica’yı “Dalmaçya yollarında/Put po Dalmaciji” kitabında yayınlayarak yapmıştır.
   Hasanaginica’nın karakteri, bir kadının o toplumun normları karşısında acizliğini gösterir. Hayatına karar verme hakkı yoktur. Kaderini kocası ve erkek kardeşi şekillendirdi. Hiçbir şeyi değiştirememesinden dolayı kalbi kırılır.
Hasanaginica, Boşnak Edebiyatı’nın en parlak ve en trajik karakterlerinden biridir. O zamanın toplumunun tüm normlarını yerine getirir ve bu mükemmellikte trajedi yaşar. Bir insanın gücü ve bir kadının zayıflığı, yüreği çocukları ve evi kaybetmeye dayanamayan bir annenin şefkati, onun karakterinden fışkırıyordu. Hasanaginica karakteri Boşnak ve dünya edebiyatında bir fener gibi parlıyor.
   Bu Boşnak Halk Şarkısı (Sevdalinka), kocası yaralanırken utançtan onu ziyaret edemediği için acımasızca ailesinden kovalanan bir kadının üzücü kaderini anlatıyor. Hasanaginica, zamanın kuralları gerektirdiği için ataerkil nedenlerle kocasını ziyaret etmedi. O sırada kadının kocasına karşı duygularını göstermesine ve evin dışına çıkmasına izin verilmezdi.
   Hasanağa’daki erkeklik kibri ve ardından kadının hayatını ve kaderini yöneten koca karakteri baskın olmuş, bu yüzden onu kovmaya (boşamaya) karar vermişti. Kocasının bu kararından Hasanaginica etkilenir ve onun için bu karar büyük bir acı ve utanç olur. Hasanaginica’nın saf, masum ruhunda gerçek bir dram yaşanır. Hem bir kadın hem de bir anne olarak beklentileri yerine getirdi. çocuklarını ve evini terk etmek zorunda kaldı. Geri döndüğünde iki kızı, iki oğlunun toprağa verildiğini ve kocasının naaş gusl edildiğini görür, ardından bu acılara dayanamayıp o da son nefesini verir.
 
HASANAGINICA
Šta se b’jeli u gori zelenoj?
Al’ je snijeg, al’ su labudovi?
Da je snijeg, već bi okopnio,
labudovi već bi poletjeli.
Nit’ je snijeg nit’ su labudovi,
Nego šator age Hasan-age;
on boluje od ljutijeh rana.
Oblazi ga mati i sestrica,
a ljubovca od stida ne mogla.
Kad li mu je ranam’ bolje bilo,
on poruči vjernoj ljubi svojoj:
„Ne čekaj me u dvoru b’jelomu,
ni u dvoru, ni u rodu momu.“
Kad kaduna r’ječi razumjela,
još je jadna u toj misli stala,
jeka stade konja oko dvora;
tad pobježe Hasanaginica
da vrat lomi kuli niz pendžere;
za njom trče dv’je ćere djevojke:
„Vrati nam se, mila majko naša!
Nije ovo babo Hasan-aga,
već daidža, Pintorović beže.“
I vrati se Hasanaginica,
ter se vješa bratu oko vrata.
„Da, moj brate, velike sramote —
gdje me šalje od petero dice!“
Beže muči, ništa ne govori,
već se maša u džepe svione
vadi joj knjigu oprošćenja,
da uzimlje potpuno vjenčanje,
da gre s njime majci unatrage.
Kad kaduna knjigu proučila,
dva je sina u čelo ljubila,
a dv’je ćere u rumena lica,
a s malahnim u bešici sinkom,
od’jelit se nikako ne mogla,
već je bratac za ruke uzeo.
I jedva je s sinkom rastavio,
ter je meće sebi na konjica,
s njom grede dvoru bjelomu.
U rodu je malo vr’jeme stala,
— malo vr’jeme, ni nedjelju dana;
dobra kada i od roda dobra,
dobru kadu prose sa svih strana,
a najviše imotski kadija.
Kaduna se bratu svome moli:
„Aj tako te ne želila, braco,
nemoj mene davat ni za koga.
da ne puca jadno srce moje
gledajući sirotiće svoje.“
Ali beže ništa ne hajaše,
već nju daje imotskom kadiji.
Još kaduna bratu se moljaše
da napiše listak b’jele knjige,
da je šalje imotskom kadiji:
„Djevojka te l’jepo pozdravljaše,
A u knjizi l’jepo te moljaše,
Kad pokupiš gospodu svatove,
Dug pul’duvak nosi na djevojku:
Kada bude agi mimo dvora,
Nek ne vidi sirotiće svoje.
Kad kadiji b’jela knjiga dođe,
Gospodu je svate pokupio,
Svate kupi grede po djevojku.
Dobro svati došli po djevojke,
I zdravo se povratili s njome.
A kad bili agi mimo dvora,
Dv’je je ćerce s pendžere gledahu,
A dva sina prid nju ishođahu:
Tere svojoj majci govorahu:
— Vrati nam se, mila majko naša,
Da mi tebi užinati damo!
Kad to čula Hasanaginica,
Starišini svatov govorila:
— Bogom brate, svatov starišina,
Ustavi mi konje uza dvora,
Da darujem sirotice moje.
Ustaviše konje uza dvora.
Svoju dicu l’jepo darovala:
Svakom sinku nazve pozlaćene,
Svakoj ćeri čohu do poljane;
A malomu u bešici sinku,
Njemu šalje u bošči haljine.
A to gleda junak Hasan-aga,
Ter dozivlje do dva sina svoja:
Hod’ te amo, sirotice moje,
kad se neće smilovati na vas
majka vaša srca kamenoga!
Kad to čula Hasanaginica,
bjelim licem u zemlju ud’rila,
usput se je s dušom rastavila.
 
Tercüme : Nusret Sancaklı
 
 
 
 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok