Bosna'da Yaşamış Ayvaz Dede'yi Bilir misiniz?(Hikaye Tadında Bir Yazı) » Boşnak Medya
SON DAKİKA

Bosna’da Yaşamış Ayvaz Dede’yi Bilir misiniz?(Hikaye Tadında Bir Yazı)

Bu haber 27 Temmuz 2015 - 22:07 'de eklendi ve 751 views kez görüntülendi.

Bosna’da Bir Türk Derviş,  Ayvaz Dede

6 asır önce Anadolu’dan Bosna’ya bir eren gelmiş. İslam’ın nurunu, irfanını ve güzel ahlakını da yanında getirmiş.  Anadolu’nun erenleri Orta Asya’dan, Horasan’dan,  Bosna’nın erenleri ise Anadolu’dan gelmiştir hep. Çünkü güneş her zaman doğudan yükselir.

 Ayvaz Dede de, Bosna-Hersek’te yaşamış en ünlü kişilerden biridir. Hakkında çok fazla bilgi bulunmamaktadır. 15. yüzyılda, Manisa-Akhisar’dan Bosna’nın Prusac(Prusats) bölgesine gelmiştir. Fatih Sultan Mehmet’in Bosna’yı fethi sırasında (1463), İslamiyet’i yaymak için getirdiği 40 şeyhten biridir. Gönüller feth edildikten sonra hangi ordu gelirse gelsin dikilen o iman kalesi asla yıkılmaz. İşte bu gün Bosna’da Prusats(Akhisar) kasabasında kabri bulunan, aslen Manisa-Akhisar’lı olan Ayvaz Dede Bosna’ya İslam’ın mührünü vuran kolonizatör dervişlerdendir.

Boşnakların Ayvatovica dedikleri dağda değirmencilik yapan Ayvaz Dede’nin bölge halkının sevgi ve saygısını kazanması uzun sürmez. Halkın kuraklık ve susuzluktan kaynaklanan bir sorunu vardır ve tabiî ki deva için bu nur yüzlü zatın kapısı çalınır. Kayalar arasından fışkıran ırmaktaki suyun bölgeye gelişini engelleyen bir başka büyük kaya vardır. Kaya dediysek 40 metre yükseklikte sarp bir kayadır.  Ayvaz Dede bu masum insanların haline üzülür. Onlar için Allah’tan niyazda bulunur.  Kayanın dibinde inzivaya çekilir, 40 gün 40 gece dua ve ibadetle Allah’a yalvarır.  İnanışa göre, 40. gece rüyasında iki koçun birbiriyle tokuştuğunu görür. Büyük bir gürültü çıkardıktan sonra koçlar ayrılırlar. Kopan gürültü ile uyandıktan sonra Allah’ın hikmeti ile kayanın iki yana ayrılıp, ortasından gürül gürül su aktığına tanık olur. Bu olay, Bakara Sûresi’nde kaydedildiği gibi ‘en sert kaya ile en yumuşak ruhlu insanın karşılaşması’ kabul ediliyor. Bu keramet üzerine Hıristiyanlığın Bogomil mezhebine bağlı olan Boşnaklar Müslüman olurlar.

Boşnaklar, her yıl Haziran ayının son haftasında bu olayı, yani İslâm’la müşerref oldukları o mutlu günü kutlarlar. Bosna İslâm Topluluğunun resmi temsilcileri 3 gün boyunca, Bosna ölçeğinde çeşitli etkinlikler düzenlerler. Tüm bunlar, programın son günündeki büyük şölene hazırlık içindir. Son gün, sabah vaktinde sadece Bosna’daki değil, tüm dünyadaki Boşnaklar ve özellikle son yıllarda Türkiye’den gelen misafirler, Donji Vakuf kasabasında toplanırlar. Dağın eteğinde mahşeri bir kalabalık birikir, Bosna’nın Osmanlıya has sarık ve cüppeleriyle Bosna hocaları, Kur’an-ı Kerimden bölümler okurlar. Boşnakların yaşadığı her coğrafyadan temsilciler buradadır. Her şehrin bir İslâm sancağı vardır ve bir de bu sancağı tutan Sancaktarı. Allı yeşilli renk renk sancakların ortak özelliği tümünün ay yıldızlı veya üç hilalli olmasıdır. Sancaklar ve Sancaktarlar, görevli Hoca Efendi tarafından hangi şehri temsil ettikleri ve kim olduklarına ilişkin kısa bir cümle ile birer birer takdim edilir ve yürüyüş düzenine sokulurlar. Büyük yürüyüş böylece başlar; önde Osmanlı sancakları ve Osmanlı dönemi giyisileri ile sancaktarları, ardından son yıllarda 10 binin altına hiç düşmeyen  kadınlı erkekli, çocuklu Müslüman Boşnaklar. Avrupa’nın göbeğinde, Avrupalı Müslüman Boşnakların var oluş, silkinip toparlanış yürüyüşüdür bu. Kadınlar ve çocuklar, genç kızlar her zaman olduğu gibi daha bir coşkuludurlar. Prusac Köyünde Ayvaz Dede’nin türbesi ziyaret edilir. Yürüyüş, suyun çıktığına inanılan Ayvatovica Dağı’nda nihayet bulur. Bütün gün burada Kur’an-ı Kerimler okunur, dualar edilir.

Eski Yugoslavya döneminde, 1947 yılında düzenlenmesi yasaklanan Ayvaz Dede Şenlikleri, bağımsızlığın ilk yılında (1990) burada 50 bin Müslüman Boşnak’ı toplayan Aliya İzzet Begoviç tarafından yeniden başlatılır. Bu gün Aliya’yı Rahmetle ve dualarla anmak, bu geleneği sürdürmekte ısrarlı ve kararlı Boşnak halkına ve onların liderlerine şükranlar sunmak hepimiz için bir borç.

Prusac ve Ayvatovica arasındaki 7 kilometrelik yol, bir yaya yoludur ve bu yol ancak yaya yürüyerek aşılabilir. Bosna’nın Müslüman uleması, dağa bir asfalt yol yapılması ve dağda tesisler inşa edilerek buranın turistik bir merkeze dönüştürülmesi fikrini şiddetle reddetmektedirler. Böyle yapıldığında Ayvaz Dede’nin kendilerini terk edeceğini ve bu kutsal buluşmanın ruhunun uçup kaybolacağını düşünmektedirler.

 

 

 

Mikail Türker BAL

24.06.2015 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok