Bosna Hersek’te Alevî Bektaşî Edebiyatının İzleri » Boşnak Medya
SON DAKİKA

Bosna Hersek’te Alevî Bektaşî Edebiyatının İzleri

Bu haber 23 Nisan 2017 - 15:34 'de eklendi ve 467 views kez görüntülendi.

NAİL TAN-HALKBİLİMCİ

Bosna Hersek’te Alevî Bektaşî Edebiyatının İzleri 1463 yılından itibaren Osmanlı hâkimiyetini kabul edip kendi isteğiyle Müslüman olan Bosnalılar/Boşnaklar arasında daha hoşgörülü bir dinî yapıları dolayısıyla Melamîlik, Bektaşîlik ve Mevlevîlik rağbet gören tarikatlar oldu. XV.-XVI. yüzyılda Bosna Hersek’e koruyucu, muhafız olarak yerleşen Osmanlı Yeniçerileri, Hacı Bektaş Velî Ocağına bağlıydı. Blagay Sarı Saltuk Dergâhı ilk önemli Bektaşî Tekkesi oldu. Bir araştırmaya göre, Bosna Hersek’te Blagay Tekkesi dışında Saraybosna, Mostar, Tuzla ve Gradicka’da Bektaşî Tekkeleri kurulmuştu (Öz-Durdu; 2014: 184-185).

Bosna Bektaşîleri Babagân Kolu’na mensuptur. Balkanlarda tasavvuf konusunda doktora yapıp yayımlayan Boşnak araştırmacı Dr. Metin İzeti, Bosna Hersek’te Osmanlı döneminde en yaygın tarikatların Bektaşîlikle birlikte Melamîlik, Mevlevîlik, Halvetîlik, Nakşîbendîlik, Kâdirîlik, Rıfâîlik ve Sâdîlik olduğunu belirlemiştir (İzeti, 2004: 352; Yorulmaz, 2007: 207). Saraybosna’da Bayramîliğin de kısa bir süre yayıldığını biliyoruz. Ancak, Bosna-Hersek’te Bektaşîlik; Makedonya, Arnavutluk, Bulgaristan ve Yunanistan kadar güçlü değildir. Sayılan ülkelerde Bektaşîliği Anadolu’dan giden Türkler ile Müslüman olan az sayıdaki Hristiyan yaşatırken, topluca Müslüman olan Bosnalılar üzerinde Anadolu’dan giden her şeyhin etkisi görülmüştür.

Şiir, müziğin iç içe yaşadığı Cem ayinleri, ilk dönemde Bosnalıların ilgisini çekmiştir. Bu ortamda Bosnalı Bektaşî şairlerin ortaya çıkması tabiî bir olaydır. Çıktı da. Ancak, bu şairlerin Balkanlar ve Anadolu’daki gelişmiş, ün yapmış Bektaşî tekkelerinde yetişmesi, tecrübe kazanması gerekiyordu. Osmanlı Devleti’nde Bosna-Hersek eyaleti, bugünkü Bosna Hersek Cumhuriyeti’ne göre daha geniş sınırlara sahiptir. Bu sebeble, değerlendirmemizi yaparken Osmanlı dönemi Bosna-Hersek’ini dikkate alıyoruz. Diğer yandan, “Bosna Hersekli” tabirinin sadece Boşnakları kapsamadığını, bu topraklara Anadolu’dan göç etmiş veya devletçe yerleştirilmiş Türkleri de içine aldığını kabul ediyoruz. Bosna Hersek’te doğup İstanbul veya başka illere gidip şöhreti yakalayan kişilerin, Boşnak veya Türk kökenli olduğunu kesin şekilde bilmemiz mümkün değildir. Ancak çoğunun Boşnak kökenli olduğunda da şüphe yoktur.

Tespitlerimize göre, Bosna-Hersek kökenli dört Alevî Bektaşî şair Osmanlı döneminde ünlenmiş ve Alevî Bektaşî Edebiyatına önemli hizmetlerde bulunmuştur. Bunlar Ahmed Vahdetî (16. Yüzyıl), Rahmî (17-18. Yüzyıl), Gurbî (18. Yüzyıl) ve Bosnavî Baba (19. Yüzyıl)’dır. Bildirimizde, bu dört halk şairinin sadece Bosna-Hersek ve Balkan Yarımadası’yla ilgisini ortaya koymaya çalışacağız. Ahmed Vahdetî, Gurbî ve Bosnavî Baba’nın divanları her ne hikmetse, Latin harflerine aktarılıp okuyucuya ulaştırılmamıştır. Gurbî’nin divanının Prof. Dr. Nimetullah Hafız, Bosnavî Baba’nın divanının da Doç. Dr. Ferhat Arslan tarafından baskıya hazırlandığı bilgisinin gerçeğe dönüşmesini sabırsızlıkla bekliyoruz. Şunu memnuniyetle belirtmemiz, bir hakkı teslim etmemiz gerekir. Boşnak araştırmacılar Prof. Dr. Fehim Nametek ve Dr. Hazim Şabanoviç; Dr. Safvet Başagiç, H. Mehmed Handzic ve Dr. Recep Şkriyel, bu şairlerle ilgili Bosna Hersek’te mevcut bilgileri derleyip yayımlayarak işimizi kolaylaştırmışlardır. Teşekkürü bir borç biliriz. Ayrıca, Prof. Dr. Nimetullah Hafız Gurbî’yi Alevî Bektaşî Edebiyatına kazandıracak önemli çalışma ve yayınların kapısını aralamıştır (Hafız 2015). Ona da şükran borçluyuz

 

Ahmed Vahdetî (16. Yüzyıl): Bosna’da Vişegrad yakınlarında Dobruna’da doğdu. 1598 yılında Konya Ereğli’de öldü. Balım Sultan müridlerinden Makedonya Kalkandelen Harabatî Baba Dergâhında Sersem Ali Baba’ya intisap etti. Şöhretini İstanbul ve Anadolu’da yaptıktan sonra Balkanlara da şiirleri yayıldı. Süleymaniye Kütüphanesinde ve Serejova’da yazma divanları tespit edilmiştir. Bosnak araştırmacılar, Başagiç ve Handzic şair hakkında Sarajevo’da geniş yayın yapmış, şairlerine sahip çıkmışlardır (Başagiç, 1912; Handzic, 1931). Dimetoka’da Seyyid Ali Sultan (Kızıl Deli) Dergâhında postnişînlik (1596-1628) yapıp 1646 yılında ölen Halil Vahdetî (Vahdetî Baba) ayrı kişidir. Halil Vahdetî, Hacı Bektaş Dergâhına da 1628’de şeyh olmuştur. Ahmed Vahdetî, önce Bektaşîliğe yakın Hurûfîlik tarikatının görüşlerini benimsemiş, bu yüzden “Mülhid/Dinsiz” olarak vasıflandırılmıştır. Şiirleri, divan şiiri tarzındadır. Divanını Türkiye’de yayımlanmamış olması büyük bir edebiyat ayıbıdır.

Rahmî Baba (17-18. Yüzyıl): Bosna Yenipazarlı Bektaşî şair Gurbî’yi yetiştiren 17- 18. yüzyıl şairidir. Asıl adı Mehmed Muslî, mahlası Rahmî’dir. Dimetoka’da Seyyid Ali Sultan (Kızıl Deli) Dergâhına bağlı bir Bektaşî şair olup 1740-1765 yılları arasında dergâhta postnişinlik yaptığı bilinmektedir. 1765 yılında vefat eden bu şairin diğer mahlası Rahmet Abdal’dır. Bosnalı Gurbî’yi yetiştirdiği için bildirimize dâhil edilmiştir. Başta Prof. Dr. Kültür Evreni-Unıverse Culture-Мир Культуры / Yıl-Year-Год 2015 / Sayı-Number-Число 26 20 Mustafa İsen olmak üzere Bosna şairleri üzerine araştırma yapanlar Rahmî’yi Bosna kökenli göstermektedirler (İsen 1997).

Derviş Ahmed/Gurbî (1698/99?-1771-1775?): Eski Bosna Yenipazar/Novipazar’da Gaziler Mezarlığı’nda türbesi bulunan bir Boşnak Bektaşî şairidir. Bir şiirinde memleketini şöyle açıklamaktadır : Diyarımdır benim Bosna bilâdi Kamu halk-ı cihan bilür bu adı *** Gel diyârım Bosna’dır bil sen benim Hem Yenipazar olubdur meskenim (Ergun 1946: 101-102). Seyyid Ali/Kızıl Deli Sultan Dergâhı’nda Rahmî mahlaslı şair, Bosnalı Mehmed Musli tarafından yetiştirildi. Bu hususu, şiirinde şöyle açıklar: Kırkların serçeşmesi Kızıl Deli Postnişîni mürşidim Seyyid Ali Rehberim dervişi anın Musli’dir Hakk rızasın gözedir ol usludur İş bu halkındır delîlim ahlâsı Namı Mehmed’dir ve Rahmî mahlâsı (Ergun, 1964: 102) Gurbî, Balkanları dolaştı. Bir süre Edirne’de yaşadı. Yabancı anlamındaki Gurbî’yi mahlas olarak almasının sebebi bu seyahatlere bağlanır. Bazı kaynaklarda mahlası Garbî olarak yazıldıysa da doğrusu budur. Gurbî hakkında en geniş araştırma BAL-TAM kurucusu Prof. Dr. Nimetullah Hafız tarafından yapılıp yayımlandı (Hafız 2015). Prof. Nafız, makalesinde 9 şiirine yer verdi, ayrıca 170 şiirini içine alan divanını baskıya hazırladığını yazdı.

Bosnavî Baba (19. Yüzyıl): Bektaşî halk şairi. 19. yüzyılın önemli Bektaşî halk şairlerindendir. Bosnalı olduğundan mahlasını “Bosnavî” almıştır. Kaynaklarda; Balkanlar ve Anadolu’da elinde saz, başında külah dolaş- tığı, pek çok Alevî-Bektaşî halk şairiyle tanıştığı, onlarla ilgili 34 dörtlükten oluşan, 107 şairden söz eden bir “Şairname” söylediği belirtilmektedir. Bu şairnamede, 19. yüzyılda yaşadığı bilinen Seyranî, Kenzî, Ecrî, Türabî gibi şairlerden söz ettiği dikkate alınarak incelemeciler tarafından 19. yüzyılda yaşadığı yazılmıştır. Sultan Abdülmecid döneminde bir süre (1839’da) İstanbul’da yaşadığı bilinen Seyranî’den söz etmesi dolayısıyla İstanbul semâî kahvelerine uğradığını söyleyebiliriz. Balkanlardan Anadolu’ya geçerken de İstanbul birinci duraktı. Gerçi Seyranî de 22 yaşında iken askerliğini Balkanlarda yaptı ama o sırada ünlü bir âşık değildi. Halk edebiyatı uzmanı M. Sabri Koz’un 13 Nisan 2012 tarihinde Ankara’daki sohbetimizde söylediğine göre, cönklerde yüze yakın şiiri vardır. Ancak, hakkındaki en geniş araştırmalarda bile bunlardan henüz on yedisi yayımlanmıştır. Yine dostum Koz’un verdiği bilgiye göre, Doç. Dr. Ferhat Arslan, Bosnavî Baba’nın 200 civarında şiirinin yer aldığı divanını bulmuş olup baskıya hazırlamaktadır. Bu divan basıldığında Bosnavî Baba’nın hayatı, sanatı hakkında daha güvenilir ve ayrıntılı bilgilere ulaşmış olacağız. Şu anki bilgilerimize göre, elimizde yayımlanmış biri şairname parçası, 16 şiir bulunmaktadır. BAL-TAM’ın düzenlediği II. Uluslararası Balkan Türkoloji Sempozyumu’nda (3-6 Eylül 2002, Mostar) hayatı ve söz konusu şiirleri meslektaşımız Hayrettin İvgin tarafından bildiri olarak ele alınmıştır (İvgin 2007: 505-519). Bektaşîlerle ilgili şiiri meşhurdur. Vâkıf-ı esrar iken, kıl Bosnavî cânın fedâ Çün şehid-i Kerbela kurbanıdır Bektaşîler beyitiyle sona erer.

Kaynak: http://www.kulturevreni.com/26-14.pdf

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok