Dolar : Alış : 5.9389 / Satış : 5.9496
Euro : Alış : 6.8081 / Satış : 6.8204
HAVA DURUMU
hava durumu

Istanbul31°CParçalı Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 41 Kategoride 2322 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Bosna Hersek Sözlü Kültüründe Nasredin Hoca Etkisi ve Boşnakça Fıkralar

24 Nisan 2018 - 248 kez okunmuş
Ana Sayfa » Boşnak Kültürü»Bosna Hersek Sözlü Kültüründe Nasredin Hoca Etkisi ve Boşnakça Fıkralar

 

Zeynep Işıl Hamzıć  Boşnak Medya

Giriş

Osmanlının Balkanlara, özellikle de Bosna Hersek coğrafyasına hediye ettiği kültür
dinamiklerinden biri de Nasreddin Hoca‟dır.Anadolu‟da doğup tüm dünyaya dal budak salan
bu meşhur fıkra tipi, Bosna Hersek‟te, Boşnakların milli kahramanı olacak kadar sevilmiş ve
bu bağlamda bu coğrafyadaki sözlü ve yazılı kültürde geçmişten günümüze hayat bulmuştur.

Nasredin Hoca ile ilgili fıkraların Balkanlardaki yayılma sürecini bir takvime bağlamak, özellikle de sözlü kültür açısından pek olanaklı görünmemektedir. Fakat sözlü ve yazılı kültüre dayalı eldeki malzeme bizlere gösteriyor ki, bu fıkralar bölge halkları tarafından kolaylıkla ve hızlıca benimsenmiş ve yine bölge halkları tarafından hemen yurttaşlığa geçirilerek diğer bölge fıkra tipleri olan Ero, Cosa, Ciganin ve Siljak ile karşı karşıya getirilmiştir (Popovic, 1996: 292).

Boşnakların, Nasredin Hoca fıkra tipi ile tanışmalarını ve bu coğrafyada bugün bile hayatiyet göstermesini metin merkezli halk bilimi kuramlarından olan yayılma kuramıyla açıklamak mümkündür. Yayılma kuramı, özellikle milliyetçilik ve romantizm akımlarının rüzgârıyla, XIX. YY arkeoloji ve antropoloji araştırmalarının etkisi ve bu çalışmaların sonucunda farklı toplumlarda benzer kültür unsurlarının varlığı üzerine, benzer yaratmaların farklı toplumlarda varoluşunun nedenlerini açıklayan ve dünyada bir ilk kültür merkezi bulunup bulunmadığını belirlemek amacıyla ortaya atılmış bir kuramdır.

Bu kuram temelde, farklı toplumların kültürel yaratmaları arasındaki benzerlikleri bu
toplumlar arasındaki tarihsel bir ilişkiye dayandırmaktadır. Yine yayılma kuramına göre, farklı
toplumların kültürel yaratmaların daki benzerliklerde göçler, savaşlar, ticaret vb. nedenler etkili
olmuştur. Kısaca özetlemek gerekirse, insanlar göç ederken oluşturdukları kültürel yapıları daberaberlerinde taşımakta ve bunun sonucunda da birbirlerinden farklı toplumlarda benzer
yaratmalar ortaya çıkmaktadır.

Bu bağlamda, Nasreddin Hoca fıkra tipi ve fıkralarının Balkanlarda ve özellikle de
Bosna Hersek‟te hayatiyet göstermesi, göçler, savaşlar ve özellikle de dönemi içerisinde Türk
Ġslam kültürün Balkan coğrafyasının içlerine kadar girmesiyle mümkün olmuĢtur. Bu durum,
Nasreddin Hoca fıkralarının, hem yazılı, hem de sözlü kültür yoluyla, doğu ve batı toplumları
arasında bir diyalog köprüsü kurulmasına ortam hazırlamıştır. Boşnak ve Türk toplumları
arasındaki, iki ortak kültüre dayalı sözlü ve yazılı anlatım türlerini bu bağlamda, yayılma
kuramı ile açıklamak mümkün olabilmektedir.

Nasreddin Hoca fıkralarının ve bu fıkra tipinin Balkanlarda yayılma biçimi ve yeni
fıkraların yaratılması belli bir sürecin ürünüdür. Bu süreç biraz da, Balkanların hem Osmanlı
ile münasebetleri, hem de kendi dünya görüşlerinin Nasredin Hoca tipine ve fıkralarına bakış
açısıyla ilgilidir. Balkanların her bölgesi genel olarak Nasredin Hoca fıkralarına ilgiliyken, bu ilgi tüm Balkan toplumlarında aynı düzeyde olmamıştır. Ayrıca, birçok hikâye yazarı, Nasredin Hoca‟nın folklorik kimliğini, kendi halkının beklentilerine dönük olarak, yeniden yaratma yoluna gitmiştir.

Zaman zaman da mahalli mizah karakterleri ile Nasredin Hoca karşı karşıya getirilmiştir. Bu işin sonucu olarak, Doğu mizah kahramanının kişiliğinde temel değişmeler olmuş ve bu fıkralar, moral ve etik açıdan tamamen Nasredin Hoca fıkra tipi geleneğinin dışına çıkma eğilimi göstermiştir (Piliçkova, 2005: 278).

Ayrıca bu duruma paralel olarak, hikâyeciler halkın ilgisini çekmek için,bu mizah kahramanının kişiliğine, halkların düz yazı geleneğinde mevcut olan bazı kimliklerin fıkralarını da eklemeye başlamışlardır. Zamanla bu fıkralar Nasredin Hoca‟nın kişiliğine atfedilir olmuştur. Bu durum aynı zamanda, Nasredin Hoca fıkraları üzerinden, diğer mahalli fıkraların ün kazanmasına zemin oluşturmuştur. Kısaca Balkan toplumları, söylemek istediklerini Nasredin Hoca üzerinden söyleme yoluna gitmişlerdir.

Ayrıca belirtmek gerekir ki, bugün Balkan toplumları tarafından Nasredin Hoca‟nın ne kadar Türk olduğu biliniyorsa da, yine bu toplumlarca Nasredin hoca, bir o kadar da Boşnak‟tır, Bulgar‟dır, Sırp‟tır, Hırvat‟tır, Pomak’tır, Arnavut‟tur ve Makedon‟dur .

Yani kısaca, Nasredin Hoca, dünya edebiyatının ortak malıdır (Bayraktareviç, 2005: 19) Bu bağlamda, Balkan halkları, Türk ve Doğu orjinli Nasredin Hoca fıkralarını özümsemiş, kendi zihinlerinde değiştirerek Batı‟da yaymışlardır(Constantin, 2005: 186).

Yine bir zamanlar Yugoslavya‟da da Nasredin Hoca fıkraları, yaygın bir şekilde, üzerinde akademik olarak çalışılan konulardan biri olmuştur.

Boşnak toplumu, bir eleştiri, protesto ve başkaldırı felsefesi ya da kültürü olarak tarif edilebilecek bir inancın, yani Bogomilizmin geçmişteki temsilcileri olarak, hayatlarında eleştiriye önemli yer vermişlerdir. Yine bu bağlamda, fıkra türünün de bir eleştiri gücüne sahip olması, bu toplumda bu edebi türün sevilip yayılmasına ortam hazırlamıştır.Boşnak toplumu için fıkra anlatmak sıradan bir güldürü aracı değildir.

Boşnak toplumu, sıkıntılarını, acılarını, savaşlarını, ezilmişliklerini, sevinçlerini, kısacası hayata dair
tüm duygularını fıkralarına konu edinmişlerdir. Hayat karşısında tutunabilmek için fıkra türü bu toplum için adeta bir can simidi olmuştur. Nasredin Hoca‟nın Boşnak halk kültürü içerisinde ayrı bir öneme sahip olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu fıkralar bugün hem sözlü gelenekte yaşamakta hem de derlenerek üzerinde akademik araştırmalar yapılmaktadır

Sonuç

Bosna Hersek sahası Nasreddin Hoca fıkraların büyük kısmı, Anadolu sahasındaki anlatmalarla paralellik göstermektedir. Bunun temel nedenlerinden biri, Bosna Hersek‟in bir zamanlar Osmanlı toprağı olmasıdır. Bu dönemde, başta sözlü geleneğin etkisi, gerek matbu, gerekse de el yazması eserlerle iki toplum arasında kültürel etkileşimler üst düzeyde olmuştur.
Bunun yanında fıkralar, coğrafyanın ve kültürün de etkisiyle az da olsa değişikliklere uğramışlardır. Bazen fıkralardaki yer isimleri değişmiş bazen de var olan fıkraların bir benzeri ortaya çıkmıştır. Bu durum gayet normaldir. Bu halk kültüründeki folklorizasyon’un bir sonucudur.

Boşnak halkı Nasredin Hoca‟yı benimsemiş ve ona Boşnak millî kahramanı diyecek
kadar sahip çıkmıştır. Bosna Hersek‟te yaygın olarak bilinen ve anlatılan bu fıkralar, sözlü
gelenekte de dokusuna yeni motifler eklenerek zenginleşmektedir. Boşnaklar özellikle sözlü
geleneklerinde Nasredin Hoca fıkralarına sahip çıkmışlardır. Bir Boşnak‟a göre Nasredin
Hoca Saraybosnalı‟dır, Mostarlı‟dır, Zenicalı‟dır.

Geçmişteki tarihi olaylar da zaman zaman fıkralara sirayet etmiştir. Ayrıca, Türk diline ait kelime ve ifade biçimleri fıkralarda sıkça karşımıza çıkmaktadır. Bosna Hersek sahası Nasredin Hoca fıkraları, Anadolu sahası Nasredin hoca fıkralarıyla aynı kültür ve medeniyet dairesinde yaratıldıkları için büyük oranda benzer özellikler göstermektedir.
Nasredin Hoca fıkraları Boşnak halkı tarafından sahiplenilerek günümüze kadar gelmiştir. Kültür ve özellikle de geleneksel sözlü kültüre sahip çıkma bakımından bu durum son derece önemlidir. Bir diğer önemli unsur ise fıkraların güncellenerek geleceğe taşınmasıdır. Geleneksel kültürün canlı kalabilmesi, benimsenmesi onun güncellenmesi ile mümkündür. Konuya bu açıdan baktığımızda, Nasredin Hoca, Boşnak halk geleneğinde kendini güncellemiş ve çağ üstü bir kimlik kazanmıştır.

Boşnak fıkra anlatma geleneğinde, birçok fıkra zamanla Nasreddin Hoca‟ya bağlanmış, başka kişilere ait fıkralar Nasredin Hoca fıkrasıymış gibi anlatılmaya başlanmıştır.Bu fıkralara yenileri eklenmiş ve fıkra sayısı zamanla daha da artmıştır. Boşnak sözlü kültüründe fıkra sadece komiklik olsun diye anlatılmaz. Boşnaklar mizaha, özellikle de eleştiren ve yargılayan mizah türlerine, ayrı bir önem vermişlerdir. Bir zamanlar Bogomilist olan bu toplumda, yine geçmiş inançlarının bir kalıntısı olan eleştiri ve yargılama bu toplumun mizah anlayışına da tesir etmiştir. Bu bağlamda, Boşnak fıkra anlatma geleneği içinde, Nasredin Hoca fıkralarının ayrı bir yeri ve önemi vardır.Bazı fıkralardaki farklılıklar ise, coğrafi ve az da olsa kültürel farklılığın bir sonucudur, denilebilir.

Nasredin Hoca fıkraları ve tipi, Bosna Hersek‟in, Osmanlı kültür ve medeniyetine bir asır önce elveda demesine rağmen, hala bu topraklarda canlı ve renkli bir biçimde değişerek zenginleşmekte ve bu toplum içinde hayatiyetini devam ettirmektedir. Geçmiş dönemlerde, coğrafi, tarihi ve kültürel bağlarımızın olduğu bu genç devletle, geçmişteki bağlarımızın günümüze yansıması anlamında bu durum memnuniyet vericidir.

Metinler

1.Nasrudin-Hodža u Banjoj Luci

Doħe Nasrudin-Hodža u Banju Luku pa kad viħe kako su se mnogi ljudi iskupili i
gledaju mjeseçinu,reçe im:
-U nas je mjesec veliki kao točak pa ipak ljudi ne blehnu u njega; a ovdje, u vas,
jedva je veliki kao činija i, gle, molim vas, koliko vas se iskupilo da ga vide!

Nasreddin Hoca Banja Luka’da
Nasredin Hoca, Banja Luka‟ya gelmiş, orada toplanıp mehtabı izleyen bir sürü
insanı görünce yanlarına yaklaşarak şöyle demiş:
– Bizde, ay tekerlek kadar büyük, lakin biz sizin gibi toplanıp onu izlemiyoruz. Bir de
sizin şu halinize bakın, sizdeki ay olsa olsa çini büyüklüğündedir, kaç kişi toplanmış onu
izliyorsunuz.

2.Nasrudin i Magarac

Nasrudin htjede jednoga dana da se popne na magarca, ali metne najprije desnu nogu
u uzengije. Kad je tako uzjahao na magarca, a lice mu okrenuto repu. Kad ga oni, što se tu
desiše, zapitaše:
-A što si se ti naopako okrenuo?
On im odgovori:
-Nisam se naopako popeo, več se magarac naopako okrenuo .

Nasreddin Hoca ve Eşek

Nasreddin Hoca bir gün eşeğe binmek istemiş ama önce sağ ayağını üzengiye geçirmiş.Eşeğe bu şekilde binmiş ama yüzü kuyruğa doğru bakıyormuş. O an orada bulunanlar:
-Neden ters bindin? diye sormuşlar.
Hoca cevap vermiş:-Ben ters binmedim, eşek ters duruyor.

3.Nasrudin i Car

Nasrudin je kao dijete od sedam godina s knjigama u torbi pošao u veču školu. Srete
ga ondašnji car, koji se svako jutro šetao bez pratnje, da ga ne bi poznali. Car vidje po
spoljašnosti dječijoj da je bistar te se upusti s njime u razgovor.
-A kuda ti ideš, sinko?
-U školu.
-Uzmi ovaj zlatnik, te kupi sebi šečerlama!
-Vidječe me otac. On če me pitati otkuda mi zlatnik, pač e me poslije tuči.
-Samo uzmi! Pa ako tvoj otac uspita, a ti mu kaţi: “Dao mi je car”, pa ti on neçe ništa reçi.
-Neçe mi vjerovati.

-Zašto ti neče vjerovati?
-Zar car ikad daje samo jedan zlatnik? Ako mi napuniš torbu zlatnicima, vjerovaĤe
mi se.
Car pohvali mudrost dječakovu, napuni mu torbu zlatnicima i pošalje ga kuçi.

Nasreddin ile Padişah

Nasreddin, yedi yaşındayken, çantasına kitaplarını koyup okulun yolunu tutmuş. Her
sabah, tebdil-i kıyafet dolaĢan dönemin padişahı, yolda Nasredin ile karşılaşmış. Padişah,
çocuğun dış görünüşünden zeki olduğunu anlamış ve onunla sohbete dalmış.
– Sen nereye gidiyorsun, evladım?
– Okula.
– şu altını al da, kendine şekerleme alırsın.
– Babam görür. Altını nereden bulduğumu sorar, sonra beni döver.
– Al sen bunu. Baban sorarsa da „Padişah verdi.‟ dersin, O da kızmaz.
– Bana inanmaz ki!
– Niye inanmasın ki?
– Padişahın sadece bir altın verdiği nerede görülmüş? Çantamı altınlarla doldurursan inanır.
Padişah, Nasredin‟in ince zekâsına hayran kalmış. Çantasını altınlarla doldurup onu eve göndermiş.

4.Nasrudin-Hodža i Sarajlije

Jednom je Nasrudin išao u Sarajevo.Blizu grada vidje neku djecu gdje se igraju. On
ode k njima, a oni se iskupe oko njega I zapitaju ga:
-Kuda to ideš, hodţa?
-Evo, hoču da idem ovdje u čaršiju“, odgovori im Nasrudin. „Nego znate šta, djeco,
kaţite vi meni šta bih ja mogao kupiti na pazaru da se sit najedem, a da ipak saĦuvam novce?
Jedno mu dijete odgovori:
-Otiči češ, gospodaru, u kasapnicu, pa češ kupiti jednu goveđu škembu. Iz škembe
pojedi ono što je unutra a škembu operi i prodaj. Tako se moţeš sit najesti, a neĤeš morati pare
potrošiti.
Kad ču Nasrudin šta mu dijete reče, pomisli:
-Bogme, nema za mene beričeta u Sarajevu. Kad su djeca ovaka, ja kakvi su odrasli!
I tako se brţe bolje vrne ispred Sarajeva.

Nasreddin Hoca ile Saraybosnalılar

Nasreddin Hoca, bir gün Saraybosna‟ya gitmek üzere yola koyulmuş.Şehrin
yakınlarında oynayan çocukları görmüş. Onlara doğru gitmiş. Çocuklar, Hoca‟nın etrafında
toplanıp sormuşlar:
– Nereye gidiyorsun, Hoca?
Nasredin Hoca şöyle cevap vermiş:
– Çarşıya gidiyorum. Onu boş verin de hele deyin bana, pazardan karnımı doyuracak
ama paramı cebimde bırakacak ne alabilirim?
Çocuklardan biri Hoca‟ya cevap vermiş:
– Beyim, kasaba gidip sığır işkembesi alacaksın. işkembenin içindekilerini yiyip
sonra onu yıkayıp satacaksın. Bu şekilde karnını doyurmuş olursun, paranda cebinde kalmış olur.
Çocuğun söylediklerini işiten Hoca, şöyle bir düşünmüş:
– Vallahi bu Saraybosna‟da bana bereket yok. Çocukları böyle ise, yetişkinleri
nasıllardır? Böylece Saraybosna‟ya gitmekten vazgeçmiş.

5.Nemoj se Samo Meni Pokazivati

Oženili hodžu ružnom ženom. Jednoga dana kad je hodža htio izači na ulicu, zapita
ga žena:
-Reci mi kome se muškarcu od tvoje rodbine mogu pokazivati?
A hodža joj odgovori:
-Srce moje, nemoj se ti meni pokazivati, a pokazuj se kome god hočeš.

Bana Görünme De

Hoca‟yı çirkin bir kadınla evlendirmişler. Günlerden bir gün, Hoca sokağa
çıkacakken, karısı sormuş:
– Senin akrabalarından hangi erkeklere görünebilirim?
Hoca demiş ki:  Canım benim, bana görünme de, kime görünürsen görün.

6.Nasrudin Hodža i Zene

Nasrudin-hodža se bojao svoje ţene, a taj strah nije toliko ni krio od svijeta, ali je
opet želio znati da li se kao on i drugi ljudi boje svojih ţena.
Jednom, kad je u Akšehiru u dţamiji drţao vaz, zapita prisutne da li se boje svojih
ţena.
‘Ko se boji, neka na noge ustane!’ poviče hodža.
Svi ustadoše osim jednoga.
Nasrudin-hodži odlahnu na srcu kad vidje da nije usamljen, ali kad vidje jednoga da
sjedi, bi mu drago da ima barem neko ko se ne boji ţene.
-Evo, ljudi, pogledajte junaka! Evo čovjeka koji se ne boji svoje žene!

-Ama jok, efendija! čim ti spomenu ženu, meni se obje noge podsjekoše, pa nemam
snage da na njih ustanem.“, dožeka onaj .

Nasreddin Hoca ve Kadınlar

Nasreddin Hoca, karısından korkuyormuş üstelik bu korkusunu başkalarından
gizlemiyormuş. BaĢkalarının da karılarından korkup korkmadıklarını bilmek istiyormuş. Bir
gün Akşehir‟de bir camide vaaz verirken, camide bulunan insanlara:
– Karısından korkan, ayağa kalksın!
Bir kişi dışında herkes ayağa kalkmış. Hoca, tek olmadığını anlayınca içi rahatlamış.
Oturan adamı görünce, karısından korkmayan birisinin olduğuna sevinmiş.
– İşte, şu yiğide bakın! işte karısından korkmayan bir adam!
– Yok Hocam! Sen karı deyince, ayaklarım yerden kesildi. Kalkmaya takatim kalmadı, demiş.

7.Nasrudın Hodža u Hamamu

Ode Nasrudin-hodža u hamam, a hamamdţija mu dadne neki poderan peškir i prljav
peštemalj, a, inaçe, nije ga lijepo dočekao. Nasrudin-hodža mu ne reče ni riječi, ali kad pođe iz
hamama dade hamamdžiji deset akči. U to su vrijeme samo najbogatiji mogli toliko dati.
U drugi petak ode opet Nasrudin-hodža u hamam. Tad mu hamamdžija dade najišće
peškire i peštemalje i dočeka ga najuljudnije. Kad pođe Nasrudin iz hamama, baci hamamdžiji
samo jednu akču, na što mu hamamdžija reče:
-Šta ovo znači, efendija?
-To je plača za kupanje i poslugu od prošli put, a onih deset aspri što sam ti dao
prošlog petka, to je za današnje kupanje .

Nasreddin Hoca Hamam’da

Nasredin Hoca, hamama gitmiş. Hamamcı ona yırtık bir havluyla pis bir peştamal vermiş. Zaten kendisini çok kötü ağırlamıştır. Nasredin Hoca, tek kelime etmemiş ama hamamdan çıkarken hamamcıya on akçe vermiş. O zamanlar yalnızca çok zengin olanlar bu kadar para verebiliyorlarmış.
Öbür cuma Nasredin Hoca yine hamama gitmiş. Bu sefer hamamcı en temiz havluları ve peştamalları verip Hoca‟yı olabildiğince iyi ağırlamış. Nasredin Hoca, hamamdan çıkarken, hamamcıya sadece bir akçe atmış bunun üzerine hamamcı:
-Bu da ne demek oluyor, efendi? diye sormuş.
-Bu geçen seferki banyo ve hizmetlerin karşılığı, geçen cuma verdiğim on akçe ise bugün için.

Kaynak :Yrd. Doç. Dr. Zülfikâr BAYRAKTAR

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İlgili Terimler : ,
Boşnak Medya © 2016 Tüm hakları saklıdır »
error: İçerik Koruma Devrede!