Bornova'nın Boşnak Köyü Çiçekli'yi Tanıyalım » Boşnak Medya
SON DAKİKA

Bornova’nın Boşnak Köyü Çiçekli’yi Tanıyalım

Bu haber 20 Eylül 2014 - 22:17 'de eklendi ve 206 views kez görüntülendi.
 
 

Şevket Kuçeviç Boşnak Medya

Bosna’dan Bornova’ya Boşnak köyü olan Çiçekli’de 1872 yılında Bosna’dan İzmir’e göç etmek zorunda kalmış Aliçkoviç, Çağtoviç, Vicenoviç gibi ailelerin hayata tutunuş öyküsünü bulabilirsiniz İzmir’in Bornova ilçesine bağlı Çiçekli köy, orman içerisinde, temiz havası, piknik alanı ve kahvaltı mekanlarıyla ünlü bir Boşnak köyü. Ulaşım çok kolay, Ege Üniversitesi Kampus kavşağından Manisa yönüne 12 km masafede.

Ana yoldan hemen sona karşınıza Orman Dinlenme Alanı çıkıyor. Yaka köye doğru devam ederseniz, dere kenarına sıralanmış, ağaçlar altındaki lokantalardan birisini seçip keyifli bir güne başlayabilirsiniz. Damızlık Zana keçilerinin yetiştirildiği çiftlik, özellikle çocukların çok ilgisini çekecektir. Köyün kuruluşu geçen yüzyılın sonlarına rastlasa da çok yakınınızdaki Roma dönemine ait tarihi köprünün üzerinden geçen pamuk, üzüm yüklü kervanların, Aydın’dan Manisa’ya yolculuklarını düşleyebilirsiniz. 135 yıllık Hamidiye Camisi’nin zarif taş işçiliğine tanıklık etmiş servi ve çınar ağacının gölgesinde, 1872 yılında Bosna’dan İzmir’e göç etmek zorunda kalmış Aliçkoviç, Çağtoviç, Vicenoviç gibi ailelerin hayata tutunuş öyküsünün izlerini bulabilirsiniz. Köyde sağlık ocağı, engelli yatılı bakım merkezi, 30 tane lokanta, bir orman piknik alanı, bir doğal yumurta çiftliği ve bir de besihane bulunuyor.

Boşnakların bazıları 50 yıl, bazıları yüz yıl önce göç etmiş bu topraklara. Daha eski zamanda göç edenler de mevcut. Kısacası Cumhuriyet’in kurulmasında Boşnaklar da kurucu unsurun bir parçası olarak yer almışlar. “Bosna-Hersek’in çalkantılarla dolu tarihi, Boşnakların kimliklerini de etkilemiştir. Boşnakların kimlik oluşumunda Osmanlı dönemi bir dönüm noktası teşkil eder. Osmanlı döneminde, Boşnaklar, İslam dinini kabul etmişlerdir. Bu, onların kimliklerini şekillendirmiştir. Osmanlıdan sonra Bosna’da Avusturya-Macaristan dönemi başlar. Bu dönem ve daha sonraki dönemler-birinci ve ikinci Yugoslavya dönemi- Boşnaklar için çok zorlu geçecektir. Boşnaklara yapılan baskılar, katliamlar, işkenceler onları göçe zorlamıştır. Uzun yıllar Osmanlı’nın bir parçası olan ve Osmanlı kültürünü benimseyen Boşnaklar, çareyi Türkiye’ye göç etmekte bulmuşlardır. Müslüman oldukları için çeşitli zulümlere maruz kalan Boşnaklar, 1878-1970 yılları arasında Türkiye’ye göç etmişlerdir. Türkiye’ye gelen Boşnak muhacirler, Türkçe bilmemelerine rağmen Türk halkıyla aynı din ve kültüre mensup olmaları dolayısıyla Türk toplumuna kolay uyum sağlamışlardır.” (Dr. Amra Dedeiç) BEŞ DİL BİLİRDİ Çiçekli köy muhtarı Hamza Adıgüzel’in anlattıklarından; “Dedelerimiz 140 sene önce, 17 hane olarak Saraybosna’dan İzmir’e göçmüşler. Önce Karşıyaka Bostanlı’ya vermişler bunları. Orada sivrisinekten duramamışlar. Halkapınar’a geçmişler orası da öyle.

Zamanın valisine çıkmışlar, o zaman gidin yer seçin demiş. Köyün olduğu yere geldiklerinde bir alay keklik kalkıyor, şimdi suyu kesilen çeşme de var, demişler burası güzel. Temiz hava, su, çam her yer, gitmişler istemişler, öyle gelip konmuşlar buraya. Dedemin ismi Hamza, Aliçkoviç derler bize. Boşnakların kendi dili var. Emine ninem buraya geldiğinde beş tane dil biliyormuş ama Türkçe bilmiyordu.

Ben Boşnakçayı ninemden öğrendim, meraklıydım. Buraya ilk gelenler, Hamza Aliçkoviç(Adıgüzel), Ahmet Çağtoviç (Erturun), Lütfü Vicenoviç(Görümlü) hatırlayabildiklerim, dedelerimiz oluyorlar. Burada başka yerleşim yokmuş, evlerini yapmışlar. Bornova nahiye müdürü gelmiş burası Hamidiye köyü olsun demiş. 3-5 sene bu camiyi yapmışlar. O dönemde yol yok, bu taşları nasıl getirmişler diye düşünüyorum şimdi. Başlamışlar rençberlik yapmaya, bağ, bahçe, tütüncülük. Çevre köyler karasabanla çift sürerlermiş, onlara demir pulluk kullanmasını öğretmişler. Derken savaşlar, Çanakkale’de 15-20 kişi kalmış bu köyden, giden 10-12 sene askerlik yapmış. Sonra Yunan işgalinde çok perişanlık çekmişler. Yukarıda bir palamut köyü varmış, şimdi viran. Giritli köyüymüş. Yunan orayı yerle bir etmiş. Üç kişi kurtulmuş, gerisini hep öldürmüşler. Rumca bildikleri için neden Girit’ten geldiniz buraya diye, onun için daha fazla katliam yapmışlar. Burası Boşnak köyü, ilk muhtarımız Rasim Çavuş Rumca biliyormuş, onlarla konuşuyor ve köyü kurtarıyor katliamdan. Duvarda hepsinin resmi var bak. Buraya geldiklerinde öyle kapalı falan değil normal giyinirlermiş. 125 senelik bir fotoğraf var, kadınlar Avrupalı, modern giyinmişler. Rahmetli babam Atatürk dönemini yaşamış, ağlardı böyle, laf söyletmezdi. Hepimiz Atatürk’ün kıymetini biliriz. Çok yokluk çektiğimiz için annem basma alır çevre köylerden kadınlara şalvar diker verirdi. Yoktu çünkü kırk yama vardı köylünün şalvarında.” BOŞNAK BÖREĞİ “Bizim en ünlü yemeğimiz PİTA dediğimiz Boşnak böreğidir.

Hamur elde açılır, parmak uçlarında, zar gibi. Ateş yakılır köz olur, tepsi üzerine konur, onun üzerine de küllü sacımız var o kapatılır, alttan üstten nar gibi kızarır. Annem yapardı, ikimiz bir tepsi yesek tutmazdı, o kadar lezzetli olurdu.” Emekli matematik öğretmeni Sebahat Altın “Kozalak” isminde bir kahvaltı bahçesi işletiyor. Dedelerinin köye ilk geldikleri zaman, geçinmek için Bornova’ya kozalak götürüp sattıklarını, bir anı olarak bu ismi koyduğunu ve çevre köylerin ilk okuyan kızı olduğunu belirterek dili ile ilgili bir anısını anlatıyor; “Ortaokuldayken öğretmen sözlüye kaldırdı, hadi başla kızım dedi, ben başladım anlatmaya, Zelenbaçlar şöyle, Zelenbaçlar böyle. Ben anlatıyorum öğretmen bana bakıyor, çocuklar gülüyorlar, sen nerelisin yavrum dedi bana. Halbuki Annem, babam bile burada doğmuşlar, bize halen onu öğretmişler. Zelenbaç Boşnakça Kertenkele demek.”

KAYNAK: yeniasir.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok