Balkanlar'da Osmanlı Torunları( Kültürel Direniş) » Boşnak Medya
SON DAKİKA

Balkanlar’da Osmanlı Torunları( Kültürel Direniş)

Bu haber 15 Eylül 2015 - 23:24 'de eklendi ve 63 views kez görüntülendi.

Balkanlar’da Osmanlı Torunları

images

Balkanlar’da; Müslümanlığın ön plâna çıkması ve birleştirici bir misyon yüklenmesi, Batı’nın ve ABD’nin işine gelmemektedir. Böylece Balkanlarda; Arnavut, Boşnak, Tatar, Pomak,Çerkes ve Türk gibi çeşitli ırkların bulunduğu ve her birinin de yalnız başına yaşama hak ve şansının olduğu ileri sürülerek bölgesel kavmiyetcilik fikri işlenmekte ve körüklenmektedir. Bir müddet sonra da aynı dine inanan bu topluluklar, sinsi taktik ve tahriklerle birbirlerine karşı buruk durmaya ve soğuk davranmaya başlamaktadırlar. Bu bölücü telkinler neticesinde onlar birbirleriyle uğraşırlarken, Hristiyan unsurlar güçlenme ve teşkilatlanma fırsatı bulmaktadır. İşte bütün bu oyanları bozacak; Boşnakların, Pomakların, Arnavutların, Tatarların,Çerkeslerin ve Türklerin kendi sınırları içerisinde ve bayrakları altında kardeşçe, kendi sınırları dışında soydaşça dayanışma içerisinde yaşamalarını sağlayacak güç; Balkanlarda Müslümanlıktır.

Balkanlarda yaşamak, dünyanın herhangi bir yerinde yaşamaktan çok farklıdır. Tabi ki bu söz bu topraklarda yaşayan soydaşlarımızın değerini ve şansını ortaya koymaya yöneliktir. Balkanların yiğit sahipleri ve bekçileri Müslüman soydaşlarımız, İslâm’ın Avrupa’ya uzanan şanlı temsilcileridirler. Balkanlarda nasıl bir kültürün bekçiliğini yaptıklarının idraki içerisinde olan, bu sebat ve cesareti gösteren bu asil insanlar, Allah katında itibarlarının ve mevkilerinin yüksek olacağından şüphe etmemelidirler. Balkanları çeşitli sebeplerle ve tesirlerle terk edenler, dedelerinin eserlerini ve mezarlarını acaba kimin himayesine bırakıp geldiklerini hiç düşündüler mi? Bir caminin yakınında, yerlerinden sökülerek şuraya buraya gelişigüzel atılmış mezar taşları, şu anda Rumeli’den gelip İstanbul veya Bursa’ya yerleşmiş keyfi yerinde, zevki sefasında hangi tüccarın yakınlarına aittir acaba? Bunun vebalini herhalde hep birlikte düşünmemiz gerekir.

Bir önceki yazımda da ifade ettiğim gibi, Balkanlardaki Osmanlı sanat eserlerinin çok azı ayakta kalabilmiştir. Sanat tarihçileri elbette bunun doğru tespitini yapacaklardır, ama kaybolanlar ayakta kalanlardan çok fazladır. Evliya Çelebi sağ olsa da o diyarları bir daha dolaşsa. Önceki gördükleriyle, şu anda görecekleri arasındaki farkı bir ortaya koyabilse. Ortaya çıkacak feci tablo Evliya Çelebiyi ve bizleri üzecek ve derin derin düşündürecektir.
Dünyanın en şanslı topraklarının bir parçası olan Balkanlar, 500 seneye yakın Osmanlı hâkimiyetinde kalmış. Bu zaman içerisinde Osmanlılar, Balkanlara hizmet etmişler, bu topraklarda dünya medeniyetine itibar kazandıracak, dünya kültürüne katkıda bulunacak yüzlerce eser bırakmışlar.

Bu eserlerden şu anda her şeye rağmen hayatta kalmayı başaranlar, Osmanlı sanat aşkının, el ve göz hünerinin ve medeniyet zevkinin canlı örnekleridir.
Balkanlardaki Osmanlı eserlerinin tamamı muhafaza edilseydi, birer ilim ve hikmet hazinesi olan kütüphaneler yakılmasaydı öyle zannediyorum ki; Anadolu’dan çok dana zengin bir Türk-İslâm medeniyet tablosu ve kültür arşivi ortaya çıkardı. Bundan da bütün dünya faydalanırdı.

Komünizmin yok etmeye çalıştığı, ama bir türlü yok edemediği dinî inançların, manevî değerlerin ve ahlâkî güzelliklerin yeniden yaşanır hale gelmesi için soydaşlarımız içtenlikle çaba sarf etmişlerdir. Bu niyetteki soydaşlarımızın sayısı giderek artacağa benzemektedir. Yeter ki Osmanlı eserlerinin gölgesinde, ulu minarelerin aydınlığında İslâm’a hizmet edebilme yollarını araştıran soydaşlarımız, birbirlerine düşmesinler ve Osmanlı torunları olduklarını unutmasınlar. Meselelerin üzerine hep birlikte gidebilsinler. Tarih boyunca ne büyük zararlara yol açtığı bilinen ve Koskoca Osmanlı İmparatorluğunun yıkılmasına sebep olan benlik davası güdülmesin ve düşmanların sinsice oyunlarına gelinmesin.

Üç kıta üzerinde büyük bir devlet kuran Osmanlı, tarihe mal olan eserlerle asırları belirleyen damgalarını vurmuşlardır. Tekrar belirtelim ki bu emsalsiz eserlerin çok azı zamanımıza ulaşabilmiştir. Sanat ve kültür tarihi, Balkanlarda çok şey kaybetmiştir. Osmanlı sanatına, hünerine, zevkine ve hasbiliğine reva görülen bu çirkin muamele, dünya medeniyetinin yüzünü karartmıştır. Tabii afetler, yangınlar, sabotajlar, kundaklamalar, savaşlar, cehaletin yönlendirdiği ve kör taassubun beslediği çirkin saldırılar sebebiyle tarihi eserlerin birçoğu Balkanlardan silinip gitmiştir. Geriye kalanlar; kubbesi çökmüş camiler, medreseler, yarısı yıkılmış, şerefesi düşmüş suskun minareler, mihrapsız kalmış duvarlar, yalnız temelleri kalmış imaretler, saraylar, kurumuş sebiller, yerinden sökülüp atılmış kitabeler, yıkık köprüler ve çökük türbeler.
İşte Osmanlı torunlarının yaşadığı Balkanlar!..

NOT: Bu yazı, Tuna Nehri Konuşsaydı isimli kitabımın ön sözünden alınmıştır.
Yazar: Halit Güler

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok