BALKAN HARBİNİ NASIL KAYBETTİK STRATEJİK BAKIŞ » Boşnak Medya
SON DAKİKA

BALKAN HARBİNİ NASIL KAYBETTİK STRATEJİK BAKIŞ

Bu haber 31 Mart 2017 - 15:12 'de eklendi ve 104 views kez görüntülendi.

BALKAN SAVAŞLARI (8 Ekim 1912- 29 Eylül 1913)

Balkan Savaşları, Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkanlarda ki 4 devlete karşı 1912 – 1913’te yaptığı savaşlardır. Çatışmaların temel nedeni Bulgaristan Krallığı  ile Sırbistan Krallığı’nın Balkanlarda hızlanan yayılma faaliyetleridir.

Coğrafi ve Stratejik durumu ile dünyada önemli deniz geçitlerini ve yollarını kontrolu altında bulunduran Osmanlı İmparatorluğu , büyük devletlerin bu geçitlere egemen olmak arzusundan doğan anlaşmazlık ve rekabetlerinden faydalanarak , zaman içinde bazı savaşlarda yenilerek yok olma tehlikesiyle karşılaşsa da dünyayı hayrete düşüren kahramanlıklar gösterip , büyük zaferler kazanarak dünyaya kendini kabul ettirmiş ve uzun yıllar varlığını koruyabilmiştir.

26 Ocak 1699 tarihinde,Osmanlı İmp. ile başlarında Avusturya Arşidük’lüğü bulunan diğer Kutsal İttifak devletleri (Venedik, Lehistan ve Rusya) arasında imzalanmış olan Karlofça Ant. bizim Orta Avrupa’dan çekilişimize yol açmıştı.

17 Temmuz 1774 tarihinde imzalanan Küçük Kaynarca Ant. ise Osmanlı İmp. uluslararası saygınlığını ve dünya üzerindeki 3 büyük devletten biri olma özelliğini kaybedip Balkanlardan da çekilişine sebep olmuştur.

18 ve 19.ncu yüzyıl müddetince toprak kayıpları sürerken , 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı sonunda imzalanan Ayastefanos (Yeşilköy) Ant. ise Balkan halklarına geniş topraklar kazandırarak bağımsızlıklarına ve siyasi emellerine fazlasıyla yaklaştırmıştı.

Fakat Kırım Harbinden sonra 30. Mart.1856’da imzalanan Paris Antlaşmasını bozacak yeni bir antlaşmanın (Ayastefanos Ant.) kabulüne İngiltere karşı çıkarak Almanya, Avusturya , Fransa ve İtalya’nın da desteği ile Ayastefanos Ant. değiştirilerek yenilenmesi maksadıyla Rusya’yı Berlin Antlaşmasına zorlamışlardı. (Doğu Trakya’da Rus askerlerinin ve Marmara’da Rus donanmasının bulunmasından doğacak tehlikeler nedeniyle)

Bu gelişmeler üzerine imzalanan 1878 Berlin Antlaşması’yla, Osmanlı Devleti, Balkanlarda önemli miktarda toprak kaybına uğramış ve Balkan kavimleri için tâvizler vermiş olmasına rağmen , topraklarında gözü olan ülkeler daha fazlasını almak arzusundaydı.Yaklaşık 200 yıldan beri süre gelen acı yenilgiler yüzünden yavaş yavaş parçalanan İmp. yok olması ihtimali Rusya , İngiltere ve Avusturya’nın Osmanlı mirasından daha fazla pay koparma arzularıyla Balkan halklarında bağımsızlık ülküsünü canlandırmıştır.

Örneğin , 1878 tarihli Berlin Antlaşması’nda umduğunu bulamayan Bulgaristan 1908 yılında bağımsızlığını kazandıktan sonra Balkanlarda etkin bir politika izlemeye başlamıştı.
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun yine 1908 yılında Bosna-Hersek’i ilhak etmesi ise Sırbistan’ı aynı yönde bir politika izlemeye itti.

Balkanlara ve Boğazlar’a yerleşmeyi planlayan Rusya , Panislavizm politikasıyla Slavları birleştirip kendi yanına çekmek amacıyla Bulgaristan ve Sırbistan’ın çıkarlarının çatışmaması için bu iki devletin arasında arabuluculuk ve düzenleyicilik yapmaya başladı.

Cebelitarık-Süveyş-Hindistan ve Trabzon-Erzurum-Doğubeyazıt üzerinden Karadeniz’i İran’a ulaştıran İngiliz ticaret yollarını tehdit altına sokacak olan Rusya’nın güneye sarkmasını emperyal hedefleri için en büyük tehdit olarak gören İngiltere 1882’de Mısır’ı işgal ettikten sonra Boğazlar ve Osmanlı ile ilgili politikasını değiştirmişti.

(Prof.Dr.Ümit ÖZDAĞ-Prof.Dr.özcan YENİÇERİ/Ermeni Psikolojik Savaşı)

İngiltere ,uzun yıllar boyunca Rusya’nın Osmanlı coğrafyasındaki hakimiyetine razı olmadığı halde Osmanlı Devleti’nin Almanya’ya yaklaşmasından rahatsız olunca petrol bölgelerini ele geçirmek amacıyla Rusya’yı Balkanlar’da serbest bıraktı.

1908 yılında Estonya’nın Başkenti Reval/Talin’de Rusya’yla gizli bir anlaşma yaparak İstanbul ve Boğazlar üzerindeki talepleri konusunda serbest bıraktı.)(İttihatçılar, Reval’de Rusya ile İngiltere’nin Osmanlı’ya son darbeyi vurmaya, hasta adamın ölümünü erkene almaya, Makedonya’yı, hatta Osmanlı İmp. paylaşmaya karar verdiklerini düşündüler. Eğer meclis açılır, Hristiyanlar’a eşitlik verilirse Makedonya elden çıkmaz, ülkenin bütünlüğü sağlanır diye zannediyorlardı…)

Devlet en buhranlı günlerini yaşıyordu. İçerdeki karışıklıklar 31.Mart olayı , Dürzi isyanı , Yemen’de ayaklanma , Arnavutluk isyanı devlet otoritesini zafiyete uğratmıştı. ,1910 Eylül’ünde başlayan Trablusgarb Savaşı da devam ediyordu.

İtalyanlar Oniki Ada’yı işgal ettikten sonra Çanakkale’ye dayanmışlar ve İstanbul’u tehdit etmeye başlamışlardı.
II. Abdülhamid Han’ın Balkan ülkelerinin birleşmesini önlemek için tahrik ettiği kilise ihtilafı, 1911’de çıkarılan ittihad-ı anasır kanunuyla halledilmişti. Bu durum ise, Bulgaristan ve Yunanistan arasındaki ihtilafı çözdüğü için, şimdi her ikisi için de ortak düşman, Osmanlı Devleti olmuştu.

Karadağlılar’ın büyüme istekleri , Yunanistan’ın imparatorluk kurma arzuları , Sırpların 14.ncü yüzyıldaki eski Sırbistan’ı ihya arzusu ,Bulgarların Balkanlarda yaşıyan bütün milletlerin özünü meydana getirdiği iddiasıyla dinsel ve siyasal birlik kurma arzularıyla Osmanlıya karşı birleşmişlerdi.
Trablusgarp Savaşında Osmanlı’nın zayıf kalmasından da cesaret alarak Türklerin Balkanlardaki varlığına son vermek isteyen Yunanistan , Bulgaristan , Sırbistan ve Karadağ , Rusya’nın aracılığıyla aralarında anlaştılar.
Osmanlı Devleti’nden , Makedonya’da ıslahat yapılması ,eski Sırbistan, Makedonya , Arnavutluk ve Girit’e muhtariyet verilmesi istekleri reddedilince de bunu bahane ederek savaş ilan ettiler.

8 Ekim 1912’de Karadağ’ın Osmanlı Devleti’ne saldırısıyla Balkan savaşlarının 1. safhası başlamış oldu. Bulgaristan ve Sırbistan 13 Ekim’de ortak bir nota vererek Rumeli’nin milliyet esasına göre muhtar idarelere ayrılmasını istediler .Babıali buna cevap vermedi.(13 Ekim 1912).Ertesi gün bu iki devlet de Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etti. Arkasından Yunanistan da bir nota vererek onlara katıldı.

2. Savaş , Balkan yarımadasının orta kesiminde stratejik bakımdan önemli olan MAKEDONYA , daha güneyde TESELYA , güneybatıda EPİR ve Makedonya’nın doğuya uzantısı olan TRAKYA bölgelerinde sürdürülmüştür. Savaştan önceki duruma bakıldığında Osmanlı’nın Balkan topraklarında Müslümanların çoğunlukta olduğu açıkça görülmektedir.

1905 yılında Makedonya Vilayetlerindeki nüfus dağılışı.(*)

Vilayeti                      Selanik                       Manastır                    Kosova

İslâm                             485.555                    260.418                       752.536

Rum                             323.227                    291.238                         13.452

Bulgar                          217.117                    188.412                       170.005

Ulah ve Sırp______              30.116                        169.601

Toplam                      1.025.899                   770.184           1.105.594

*(Ahmet Halaçoğlu-Balkan Harbi Sırasında Rumeliden Türk göçleri

Osmanlı Avrupa’sında 1911 Yılında Vilâyetlerdeki Din Temeline Dayalı

Millet Nüfusları 

Vilâyet            Müslüman                   Rum                           Bulgar                      TOPLAM

EDİRNE        760.000                       396.000             171.000                   1.427.000

SELANİK     605.000                       398.000             271.000                   1.348.000

MANASTIR             456.000                       350.000             246.000                   1.065.000

KOSOVA      959.000                         93.000             531.000                   1.063.000

YANYA         245.000                       331.000              ——-                          561.000

İŞKODRA     218.000                         11.000              ——–                     349.000

TOPLAM      3.242.000                  1.558.000         1.220.000                   6.353.000

 

MİLLET YÜZDE ORANI

Müslümanlar……….. % 51

Rumlar ………………% 25

Bulgarlar……………. % 19

Diğerleri………………%  5

(**)  J. McCarthy ,Not : Toplam sayıların içinde Yahudiler ve Katolikler gibi, tabloda görülmeyen topluluklarda hesaba katılmıştır.)

 Not : Yazar Makedonya’nın Bulgarcaya çok yakın bir dil konuşan

Slav halkını Bulgar kilisesine bağlı oldukları için, Bulgarlara eşitlenmektedir.)

Yazar: Süheyl Çobanoğlu  RUBASAM Bşk.V.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok