21. Yüzyılda Balkanlardaki Barış ve Güvenliğin Oluşumunda Türkiye’nin Etkisi » Boşnak Medya
SON DAKİKA

21. Yüzyılda Balkanlardaki Barış ve Güvenliğin Oluşumunda Türkiye’nin Etkisi

Bu haber 27 Ekim 2017 - 14:32 'de eklendi ve 84 views kez görüntülendi.

*Nuray Güney

Giriş

Balkan Yarımadası stratejik konumundan dolayı tarih boyunca büyük güçlerin ellerinde tutmak istedikleri bir coğrafya olmuştur. Bu konumundan dolayı Avrupa’nın en çok müdahaleye uğrayan bölgesi olmaktan da kurtulamamıştır. Balkanlar dilsel, dinsel ve etnik çeşitliliğin fazla olduğu coğrafyadır.

Günümüz yapısı itibariyle Balkanlar, Bosna-Hersek, Karadağ, Sırbistan, Hırvatistan, Slovenya, Arnavutluk, Makedonya, Kosova, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan ve Trakya’yı içine alan bir bölgedir. Bu bölgede, Müslüman Türkler, Katolik Hırvatlar ve Slovenler, Ortodoks Bulgarlar, Rum Ortodoks Kilisesine bağlı Yunanlılar, Sırplar ve Karadağlılar, 3 semavi dini kapsayan Arnavut, Balkan Yahudileri ve Balkan Çingenelerinden oluşan etnik gruplar yaşamaktadır.

1990’lı yılların başında Doğu bloğunun yıkılması sonucu günümüze kadar sürecek sorunları da beraberinde getirmiştir. Balkanlarda meydana gelen siyasi karışıklıklardan dolayı, Küresel güç olmak isteyen ve bunun içinde her fırsatı değerlendiren ABD, Rusya ve AB’de müdahil olmak zorunda kalmıştır.

Osmanlı Devleti’nin 550 yıl Balkanlarda hükümranlık sürdürmesi göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye’nin tarihsel bağları olan Balkan Ülkelerinde meydana gelen olaylara ve karışıklıklara kayıtsız kalması mümkün değildir. Türkiye,  Balkanlar’da barış, istikrar ve iş birliği ortamının oluşturulmasında öncü ülke olabilir.  Temkinli bir politika izleyen Türkiye, bölgede öncelikle istikrar tesis edilip sonrasında işbirliği imkânlarının geliştirilebileceğine inanmıştır. Ara buluculuk rolü de üstlenerek bu bölgede çatışan tarafları bir araya getirerek el sıkışmalarını da sağlamıştır.

Balkanlarda Barış Ortamının Oluşmasında Türkiye

Balkan Yarımadası Güneyde Akdeniz, Batıda Adriyatik Denizi, Doğuda Karadeniz ve Ege Denizi ile çevrilidir. 20. Yüzyılın başlarında siyasal terminolojiye, uzlaşmak, çelişkiler, çıkarların bölünmüşlüğü anlamlarını içeren “Balkanlaşma” tabiri girdi. [1]

Soğuk Savaş dönemi sona erdikten sonra, güç mücadelesi anlayışının arka planına enerji kaynaklarına ve bu kaynakların dünya enerji piyasalarına ulaştırılmasında kullanılan güzergâhların kontrol edilebilmesi konusu ön planda tutularak, Batı Avrupa’nın enerji ihtiyacının karşılanması kapsamında Hazar enerji kaynaklarının en uygun güzergâhı Balkan coğrafyası olmuştur. Bu nedenlerden dolayı da Balkanlar 21. Yüzyılın başından itibaren yeniden güç mücadelelerinin yaşandığı saha olagelmiştir.[2]

Balkan coğrafyasında Soğuk Savaş sonrası dönemde meydana gelen olaylara uluslararası kamuoyunun yoğun baskısı neticesinde ABD ve NATO müdahalesi gerçekleşmiş ve yaşanan olaylara bir yön verilmiştir. Ülke topraklarının yüzde 5’lik kısmından dolayı bir Balkan ülkesi olan Türkiye,  Balkan coğrafyasında yaşanan savaşa ulusal çıkar ve güvenlik algısından dolayı etkisiz kalamamıştır. Türkiye bölgeye istikrar getirmek amacıyla oluşturulan Barış Güçlerine siyasi, askeri ve ekonomik katkıda bulunarak bölgelerin yeniden yapılandırılmasına katkı sağlamıştır[3] İstikrarlı bir Balkanlar demek, Türkiye’nin istikrarı demektir.

2002 yılında Dış politikada bir değişime gidilmiştir Ak Parti dönemi ile birlikte.  Balkan eksenli politikalara bakıldığında Türkiye’nin krizlerde arabuluculuk görevi üstlenme ve bölge ile daha yakın ekonomik, politik, diplomatik ilişkilerin kurulmasına yönelik çalışmalar ön plana çıkmaktadır.[4]

2003 yılının Temmuz ayında Güney Doğu Avrupa Savuna Bakanları Süreci koordinasyon komitesi (SEDM-CC) ve Güney Doğu Avrupa için Çok Taraflı Barış Gücü Siyasi Askeri Yönlendirme Komitesi’nin (PMSC-MPFSEE) dönem başkanlığını 2 yıllığına Türkiye üstlenmiştir.[5]

Karadağ 21 Mayıs 2006 tarihinde bağımsızlık yolunda referanduma gitti. Olumlu yönde çıkan sonuçla birlikte bağımsız bir devlet oldu. 21 Haziran 2006 tarihinde Türkiye, Karadağ Cumhuriyeti’ni tanıyarak, bu devletin Balkanların barış ve istikrar ortamına kavuşmasında yapacağı katkıları düşünerek, uluslararası arenada destek olmuştur.[6] 2008 yılında Makedonya Ordusuna15.000.000 Dolar’lık askeri yardım yapıldı.[7]

Türkiye 2009 yılında Türkiye-Bosna-Hersek-Sırbistan Üçlü Danışma Mekanizmasını oluşturarak, üç ülkenin Dışişleri Bakanlarını, sonuncusu 24 Eylül 2013 tarihinde New York’ta olmak üzere bugüne kadar dokuz defa bir araya getirmiştir.  Bosna Hersek’in Sırbistan’a Büyükelçi ataması, Sırbistan Parlamentosu’nda Srebrenica katliamı hakkında kınama ve özür kararı çıkartılması Türkiye’nin büyük başarısıdır.[8]

2009 yılının Ekim ayında o dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Sırbistan’ın başkenti Belgrad’a yaptığı ziyaret, Türkiye’nin Sırbistan ile ilişkilerini düzeltme girişiminin bir neticesidir. Devlet başkanı düzeyinde 23 yıl sonra gerçekleştirilen ilk ziyaret olması bakımından da önemlidir.[9]

13 Temmuz 2009 ‘da Ortadoğu ve Hazar Bölgesi doğal gaz rezervlerini Avrupa pazarlarına bağlamayı öngören  ve  “doğal gaz  taşıma  projesi”  olan  Nabucco  Projesi, hükümetler arası anlaşma şeklinde imzalanmıştır.  Türkiye-Bulgaristan-Romanya-Macaristan-Avusturya güzergâhı üzerinden Avrupa’ya ulaşacak olan proje, Avrupa’da  önemli  bir  doğalgaz dağıtım noktası olma özelliği taşımaktadır.[10] 2009 sonunda Arnavutluk, Türkiye için vizeyi kaldırdı. Türkiye de Arnavutluk vatandaşlarına 90 günlük vize bağışıklığı uygulamaktadır.[11]

24 Nisan 2010’da Türkiye, Bosna Hersek, Hırvatistan ve Sırbistan liderlerinin imzaladıkları Balkanlarda barış ve istikrara dair İstanbul Deklarasyonu Türkiye’nin Balkanlara yönelik izlediği politikaların başarısıdır. Yine bu dönem içerisinde Türkiye-Sırbistan Ortak Ticaret Antlaşması imzalanmış, karşılıklı vizeler kaldırılmış ve iki ülke arasında Askeri Eğitim İşbirliği Antlaşması imzalanmıştır. [12]

Türk iş adamlarının bölgeye yönelik yatırım yapmaları, kültürel ve iktisadi merkezler kurmaları ile birlikte Dostluk ve işbirliğine yönelik halkalar oluşturulabilir. Buna örnek olarak; Bosna Hersek’te tamamı yabancı sermayeli ilk banka olan Türkiye Ziraat Bankası ve Kosova’da açılan Türkiye Ekonomi Bankası oldukça önemlidir. Bir de Türk Hava yolları, bölgedeki tüm ülkelere sefer düzenleyen birkaç hava yolu şirketinden biridir.[13]

Balkanlardaki Güvenlik Yapılandırmalarına Türkiye’nin Katkıları

Güvenlik kavramı devletler için birincil öneme sahiptir. Bir bölgede meydana gelecek olan çatışma ortamının diğer bölgelere doğru genişleme ihtimali göz önünde bulundurulduğunda devletler politikalarını güvenlik algılarına göre oluşturmaktadırlar.[14]

Türkiye,  Makedonya Essential Harvest Harekâtı’na 2001 yılında bir Piyade Bölük Timi ile katkıda bulunarak bu görevini tamamlamıştır.

Bosna-Hersek Türk Temsil Heyet Başkanlığı;

Bosna-Hersek’teki Uluslararası Barış Gücü (UNPROFOR 1992-1995, NATO IFOR 1995-1996, NATO SFOR 1996-2004, EUFOR ALTHEA 2004’ten itibaren devam etmektedir.

Bir motorlu piyade bölüğü, irtibat ve izleme timleri ile görev yapan Türk birliğinin Bosna Hersek’teki vazifesi; huzur ve güven ortamını devam ettirmek, yerel ve uluslararası kuruluşlarla işbirliğini geliştirmek, uluslararası sivil mevcudiyeti desteklemek ve Bosna-Hersek Silahlı Kuvvetlerine eğitim desteği sağlamaktır.

 – Kosova Türk Temsil Heyet Başkanlığı; Kosova’da Uluslararası Barış Gücü, 1999 tarihinden itibaren BM Güvenlik Konseyi’nin kararı doğrultusunda sürdürülmektedir.

Bir motorlu piyade bölüğü, irtibat ve izleme timleri ile görev yapan Türk birliğinin Kosova’daki başlıca vazifesi; güvenli ve emniyetli bir ortam inşa etmek, yerel ve uluslararası kuruluşlarla işbirliğini geliştirmek ve Kosova Güvenlik Kuvvetlerinin gelişmesine destek sağlamaktadır.[15]

9-11 Ekim 2017 Cumhurbaşkanının Belgrad ziyaretinde bulundu. Türkiye Sırbistan İş Forumu’nda konuşan R. Tayyip Erdoğan “Türkiye, Balkanlar’ın istikrarsızlıklarla değil bütünleşmeyle, barışla ortak çıkarlar temelinde müreffeh bir gelecek temeliyle anılmasını istiyor. Biz Balkanlar’da ayrılık, parçalanma, bölünme istemiyoruz. Birilerinin adeta bu ülkeleri kendi arka bahçesi olarak görmesine de karşı olduğumuzu ifade etmek isterim” dedi.[16]  Uzlaşmacı tavrından, söylemlerindeki bütünlükten de anlaşılacağı üzere Türkiye bütün bir Balkanlar istemekte ve bunun içinde elinden geleni yapmaktadır.

Türk Dış Politikasının Yumuşak Gücü

Balkan coğrafyasında, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) , Yunus Emre Enstitüsü, Kızılay, Türk Tanıtma Fonu gibi bazı kurum ve kaynakların katkısıyla yadsınamaz ölçüde büyüktür.

2007 yılında Yunus Emre Vakfına bağlı olarak kurulan Yunus Emre Enstitüsü, Türk dilini, tarihini, kültürünü ve sanatını tanıtmak; Türk dili, kültürü ve sanatı alanlarında eğitim almak isteyenlere yurt dışında hizmet vermek; Türkiye’nin diğer ülkelerle dostluğunu geliştirmek için eğitim ve öğretim faaliyetleri ile bilimsel araştırma ve uygulamaları yürütmektedir. Yurt dışında 17 ülkede toplamda 24 tane Yunus Emre Enstitüsü açılmıştır.[17]

1992’de Dış işleri Bakanlığın bağlı olarak kurulan TİKA, 28 Mayıs 1999’da Başbakanlığa bağlandı. 30 ülkede toplamda 33 program koordinasyon ofisi vardır. TİKA Balkanlarda, sosyal ekonomik alt yapılar, üretimin geliştirilmesi, kültürel işbirliğinin sağlanması ve sosyal barışa katkı sağlayacak projeler gerçekleştirmiştir. 2009 yılında Kosova’da yaşayan Türklerin kimliklerinin korunması ve seslerini daha rahat duyurabilmeleri için Prizren ’de TİKA’nın desteğiyle Yeni Dönem Televizyonu kuruldu ve Balkanların Türkçe yayın yapan ilk televizyonudur.[18]

Sonuç

Balkanlarda, büyük güçler tarafından oluşturulan çatışma bölgeleri,  bölge devletleri için işbirliğini zorlaştırmaktadır. Ön yargılı tarihsel yazımlar, etnik ve dinsel sorunlar bölge halkları arasında kutuplaşmalara ve bölge dışında müttefik arayışlarına neden olmaktadır. Bu bölgeler arasında karşılıklı bağımlılık ilişkisi kurularak birbirleri için potansiyel tehdit olma durumu yok edilmelidir.

Türkiye Cumhuriyeti Balkanlarda yaşayan azınlıkların siyasi ve toplumsal haklarını korumak, varlıklarını güçlendirmek, kültürel yaşamlarını devam ettirebilmek,  dini ve kültürel kimliklerini yaşatma, yaşama ve koruma adına pek çok konuda varlığını göstermiştir.

Türkiye’nin jeopolitik olarak bulunduğu konum nedeniyle İstikrara mahkûm olduğunu görmekteyiz.  Kalıcı barış ve istikrarı çevresindeki devletlerde sağlamak için elinden geleni yapmalıdır. Güvenlik algısı kapsamında da bunu birincil amaç haline getirmelidir.

2003 döneminden günümüze kadar olan süre zarfında Türkiye’nin takındığı uzlaşmacı tutum ve çevre devletlerle arabuluculuk görevi üstlenmesi onu bölgesinde güçlü bir devlet olarak göstermektedir. Türkiye etnik, dini ayrım gözetmeksizin yaptığı faaliyetlerle de kendini ortaya koymaktadır.

Kaynakça

Akova, Sibel,  “Balkan savaşlarından günümüze Batı Balkanlar ve kültürlerarası iletişim bağlamında Türkiye ile ilişkiler”

 Kodaman, Timuçin, Birsel, Haktan, “21. yy Balkan Jeopolitiğinin çok boyutlu bir bakış açısı ile incelenmesi ve Türkiye’ye etkilerinin değerlendirilmesi”

Elbasan, Pınar,  Şeker, Burak Ş. , “Balkanlarda güvenliğin sağlanmasında Türkiye’nin rolü ve karşılıklı çıkarlar”

Avcı, Yasin,  “Türk dış politikasının stratejik derinlik revizyonunda Balkanlar”

Yıldız, Ahmet, “Türkiye’nin Balkanlarda etkin bir politika izlemesinin Avrupa Birliği ile olan ilişkilere etkileri”

Türkiye Cumhuriyeti Dış İşleri Bakanlığı, http://www.mfa.gov.tr/balkanlar_ile-iliskiler.tr.mfa (erişim tarihi : 18.10.2017)

Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Barışı Destekleme Harekatı, http://www.kkk.tsk.tr/BDH/BDH.aspx (erişim tarihi: 22.10.2017)

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı, “Türkiye Balkanların Barışla Anılmasını İstiyor”, https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/84882/turkiye-balkanlarin-barisla-anilmasini-istiyor.html (erişim tarihi: 11.10.2017)

Karagül, Soner, “Türkiye’nin Balkanlardaki “yumuşak güç” perspektifi: Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı”

Oran, Baskın, “Türk Dış Politikası, Kurtuluş Savaşından Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar ( 2001-2012)”, Cilt III: 2. Baskı 2013, İstanbul, İletişim Yayınları, s.701-706

* Giresun Üniversitesi Lisans Öğrencisi ([email protected])

[1] Sibel Akova, “Balkan savaşlarından günümüze Batı Balkanlar ve kültürlerarası iletişim bağlamında Türkiye ile ilişkiler”

[2]  Timuçin Kodaman, Haktan Birsel, “21. yy Balkan Jeopolitiğinin çok boyutlu bir bakış açısı ile incelenmesi ve Türkiye’ye etkilerinin değerlendirilmesi”

[3] Pınar Elbasan, Burak Ş. Şeker, “Balkanlarda güvenliğin sağlanmasında Türkiye’nin rolü ve karşılıklı çıkarlar”

[4] Yasin Avcı, “Türk dış politikasının stratejik derinlik revizyonunda Balkanlar”

[5] Ahmet Yıldız, “Türkiye’nin Balkanlarda etkin bir politika izlemesinin Avrupa Birliği ile olan ilişkilere etkileri”

[6] Pınar Elbasan, Burak Ş. Şeker, “Balkanlarda güvenliğin sağlanmasında Türkiye’nin rolü ve karşılıklı çıkarlar”

[7]Baskın Oran, “Türk Dış Politikası, Kurtuluş Savaşından Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar ( 2001-2012)”, Cilt III: 2. Baskı 2013, İstanbul, İletişim Yayınları, s.701

[8] Türkiye Cumhuriyeti Dış İşleri Bakanlığı, http://www.mfa.gov.tr/balkanlar_ile-iliskiler.tr.mfa (erişim tarihi : 18.10.2017)

[9] Yasin Avcı, “Türk dış politikasının stratejik derinlik revizyonunda Balkanlar”

[10] Timuçin Kodaman, Haktan Birsel, “21. yy Balkan Jeopolitiğinin çok boyutlu bir bakış açısı ile incelenmesi ve Türkiye’ye etkilerinin değerlendirilmesi”

[11] Baskın Oran, “Türk Dış Politikası, Kurtuluş Savaşından Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar ( 2001-2012)”, Cilt III: 2. Baskı 2013, İstanbul, İletişim Yayınları, s.706

[12] Yasin Avcı, “Türk dış politikasının stratejik derinlik revizyonunda Balkanlar”

[13] Yasin Avcı, “Türk dış politikasının stratejik derinlik revizyonunda Balkanlar”

[14] Pınar Elbasan, Burak Ş. Şeker, “Balkanlarda güvenliğin sağlanmasında Türkiye’nin rolü ve karşılıklı çıkarlar”

[15] Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Barışı Destekleme Harekatı, http://www.kkk.tsk.tr/BDH/BDH.aspx (erişim tarihi : 22.10.2017)

[16] Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı, “Türkiye Balkanların Barışla Anılmasını İstiyor”, https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/84882/turkiye-balkanlarin-barisla-anilmasini-istiyor.html (erişim tarihi : 11.10.2017)

[17] Soner Karagül, “Türkiye’nin Balkanlardaki “yumuşak güç” perspektifi: Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı”

[18] Soner Karagül, “Türkiye’nin Balkanlardaki “yumuşak güç” perspektifi: Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı”

Nuray GÜNEY
Nuray GÜNEY[email protected]

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok