1990 Sonrası Türkiye’nin Balkanlarda ki Askeri Varlığı » Boşnak Medya
SON DAKİKA

1990 Sonrası Türkiye’nin Balkanlarda ki Askeri Varlığı

Bu haber 24 Ekim 2017 - 0:38 'de eklendi ve 71 views kez görüntülendi.

Zeynep Işıl Hamziç  Boşnak Medya –AYŞENUR AYDIN – Giresun Üniversitesi Öğrenci paneli.

Türkiye topraklarının %5 ini oluşturan doğu Trakya bölgesi balkan coğrafyası içinde yeralır.Bu durumda doğal olarak Türkiye’yi balkan ülkesi yapar.

Balkanlar yaklaşık 550 yıl Türkiye’nin hakimiyeti altında kalmıştır.Türkiye’nin balkan politikasının temelini tarih,coğrafya,insan faktörü oluşturur.Türkiye’nin balkanlarda aktif rol oynamasının nedeni Türkiye’nin kültürel İslami ve tarihi faktörlerinin balkanlara bağlılığıdır.

Türkiye’nin balkanlarda ki siyasi etki temelini Osmanlıdan kalan Müslüman topluluklar oluşturur.Bu nedenle Türkiye uzun yıllar balkanlardan göç almıştır.1990 larda Türkiye Bosna da çıkan  savaş sonucunda da göç almıştır.Coğrafi olarak Balkanlar Türkiye’yi Avrupa’ya bağlayan bir köprüdür.

Balkanlar Türkiye’nin batı sınırı için savunma kalkanıdır.

 

1)Türkiye’nin  Bosnadaki askeri varlığı:

Türkiye balkanlara yönelik politikasını Bosna Hersek savaşı ile birlikte göstermiştir.Yugoslavya’nın dağılmasından önce başlayan Bosna krizi uluslararası aktörlerin bölgede rol oynaması ile tamamlanmıştır.ABD,AT,NATO gibi aktörler ile bir araya gelen Türkiye Bosna Hersek savaşı boyunca Bosna halkı yanında duruş sergilemişir.

Bosna Hersek sorunu ve Slovenya ve Hırvatların 25 haziran 1991 yılında bağımsızlıklarını ilan etmesi 1991 yılının eylülünde de Makedonya bağımsızlığını ilan etti sonucunda Hırvatlarla Sırplar arasında başlamış ardından Sırpların Boşnaklar ve Hırvatlara savaş açması neticesinde katliama uğrayan Boşnakların bağımsızlığına giden yolu açmıştır şöyleki ;Rahmetli Alija İzetbegoviç’in SDA partisini kurması ve sonucunda da Bosna’nın 1 mart 1992 de bağımsızlığını ilan etmesi sonucu Sırpların buna tepki göstermesi ile de en şiddetli şekilde sürmüştür.

Bosna Hersek’te  %45 oranında Boşnak %35 oranında Sırp ve %20 oranında da Hırvat yaşamaktadır.Devlet içinde nüfus itibari ile baskın bir halk yoktur zaten Tito döneminde Boşnak nufusu katliam ve göçlere zorlanma politikası yapılmıştır.Sırp nüfusun %35 olması nedeni ile Sırplar Bosnayı kendi toprakları gibi görmüş ve bağımsız bir Müslüman halkın olmasına müsade etmek istememiş dolayısıylada bağımsızlığına tepki göstermiştir.

Türkiye Bosnadaki çatışmaların barışçıl bitmesi ve balkanlarda bulunan Türk ve Müslüman halkın haklarını korumak için gerekli yönde diplomatik ,siyasi,ekonomik girişimlerde bulunmuştur.Mart ve nisan aylarında bağımsızlığı tanımayan Bosnalı sırplar ve sırpları destekleyen Yugoslav federal ordusu ile Boşnaklar arasında çatışmalar devam ederken Türkiye bir yandan Sırpların yaptıklarını kınarken bir yandan da Bosna’nın BM’ye üye olmasının fayda sağlayacağı düşüncesi ile hareket etmiştir.

BMve Nato desteğinde özellikle Sırplar hedef alınarak bir ambargo başlatıldı. Fakat hem Sırpların eski müttefikleri olan Rusların yardımı, hem de coğrafi olarak daha iç kesimlerde bulunan Bosnalı Müslümanlara göre daha avantajlı olmaları sebebiyle, bu ambargodan Sırplar neredeyse hiç etkilenmediler. Olan zaten silah ve lojistik olarak çok zayıf olan Müslümanlara oldu. Dünyanın en büyük ordularından birine sahip Yugoslavya’nın, bu gücünü Sırplar neredeyse sonuna kadar kullanmışlardır.Bosna devletine yardım için bâzı ülkelerde düzenlenen yardım kampanyaları hakkında ciddi suçlar içeren haberler yayınlanmıştır. Türkiyede’de toplanan paralar ile ilgili olarak dönemin başbakanı, koalisyon ortağı olduğu partiye paraların yerlerine ulaştırılmadığı yolunda suçlamalarda bulunmuştur

Zamanla dünyada yükselen tepkiler ve özellikle bâzı destekçilerinin durumun vehametini anlamaya başlamaları ile Müslümanlara yönelik bâzı yardımlar ulaştırılmaya başlanmıştır. Birçok ülkede Bosna’ya yardım kampanyaları düzenlenmiştir. Bosnalıların şanssızlığı burada da devam etmiş, güvendikleri Müslüman ülkelerde kampanya paraları kendilerine ulaştırılmak şöyle dursun, başka politik amaçlar için kullanılmış ve büyük bölümü asla yerine ulaştırılmamıştır.

Bu doğrultuda 22 mayıs 1992 de Bosna Hersek BM’ye üye olması  Sırpları durdurmamıştır. Ankara uluslararası kamuoyunu duruma müdahil etmek için büyük çaba harcamıştır.ABD ve AB ile bu konuda sayısız diplomatik girişimde bulunmuştur.Türkiye çatışmaların önlenmesi için BM ve NATO çerçevesinde oluşan güçlere katkıda bulunmuştur. Türk deniz ve hava kuvvetleri çeşitli görevler üstlenmiştir.BM güvenlik konseyinin 31 mart 1993 tarihli Bosna Hersek hava sahasında uçuş yasağı kararını denetlemek üzere yapılan operasyona 18 adet F-16 uçağı ile katılmıştır.Ayrıca Türkiye BM insan hakları komisyonu ile özel oturum yaparak Sırpların suçlu olduğunu bunun etnik bir temizlik olarak insanlığa karşı suç oluşturduğunu 1 aralık 1992 de BM’ye kabul ettirdi.Özetle Türkiye’nin balkanlarda eksikleri de olsa gücünün yettiği ölçüde çalıştığını söyleyebiliriz

2)Türkiye’nin Kosavadaki Askeri Varlığı:

Türkiye Bosna savaşından üç yıl sonra başlayan kosova savaşında yoğun bir diplomasi gündemi takip etmiştir.Yugoslavya ordusu ve çetnik grubu ıle kosova kurtuluş ordusu(UÇK) milisleri arasındaki çatışmaların şiddetlendiği 1998 yılında Türkiye Belgrad yönetimi ile ilişkilerini geliştirmeye çalışıyordu.Fakat Kosova da olayların şiddetinin artması Ankara’yı Sırbistan ile ilişkilerini gözden geçirmeye zorlamıştır.Türkiye’nin burdaki politikası Bosna Hersek politikasından çeşitli açılardan farklı olmuştur.

Bunun çeşitli nedenleri vardır;ilk olarak Kosova ve Bosna’nın Yugoslavya federasyonu içinde sahip oldukları statü birbirinden farklıdır.1974 anayasasında Bosna Hersek federal bir cumhuriyet olarak belirtilirken Kosova özerk bölgedir.Yasal olarak Kosava’nın Yugoslavyadan ayrılması mümkün değildir.İkinci önemli farklılık ise Bosna’da bir Türk azınlık yokken Kosova da Sırp ve Arnavut milliyetçileri arasına sıkışan ve giderek sorunları artan Türk azınlığı vardı.

Kosova sorunu şöyle başlamıştır; 1974 Yugoslavya  anayasası Kosovaya özerklik tanımıştır fakat 1989 yılında Tito’nun ölümünden sonra yönetime gelen Slobadan Milyoseviç özerkliği geri aldı.

1991 de Yugoslavya’nın dağılmasından önce Hırvatistan sonra da Bosna’da başlayan kanlı savaş Kosovaya sıçramıştır.1998 yılında sırp ordusu ve kosova özgürlük arasında çatışmalar başladı. Miloseviç’in ordusu bu dönemde Arnavut halkın köylerini bastı,sivilleri öldürdü.24 mart 1999 tarihinde 78 gün süren Nato müdahalesi sonucu Kosova UNMİK(Birleşmiş Milletler Kosov Geçiçi Yönetimi) idaresine geçmiş ve NATO dahilinde 88 yıl sonra Türk askeri bu bölgeye tekrar ayak basmıştır.Böylece Sırbistan Kosovadan çekilmek zorunda kalmıştır.

Kosova 17 şubat 2008 de bağımsızlığını ilan etti.Türkiye,ABD,İngiltere gibi birçok ülke bağımsızlığını tanımıştır.Yunanistan,Güney Kıbrıs ve Rusya’nın aksine.

Tika’nın Balkanlarda ki Varlığı:

Biliyoruz ki Türkiye bu coğrafyalarda yeni değildir.550 yıldan beri vardı sadece belli bir dönem dönemin şartlarından  ötürü  bu bölgedeki politikalarına ara vermek zorunda kalmıştır.Dönemin şartları dediğimiz olayda soğuk savaştır.

Soğuk savaş  sonrası dönemin iki kutuplu sistemden çok kutuplu sisteme doğru çevrilmesinden dolayı aktörlerin ve devletlerinden muhatap olacağı krizler çoğalmıştır.Bu tür krizler çoğaldığı içinde ister istemez bazı devletleri zora sokmuştur bu durum.Bu devletlerden biride Türkiye’dir.

Türkiye artık sadece savaş ile yani sert güç ile değil yumuşak güç hatta akıllı güç kullanması gerektiğinin farkına varmıştır geçte olsa.Sert güç biliyorsunuz ki savaştır yani doğrudan müdahale yumuşak güç ise bu işin daha çok arka planda olan ikna,morali motive etmektir.Yani savaşsız yapılan her iş diyebiliriz.

Akıllı  güçte  ise önce diplomasi yürütülür diplomasinin tıkandığı yerde de sert güç devreye girer.Türkiye 1990 da Sovyetlerin ve doğu blokunun dağılmasından sonra yumuşak güce önem vermiştir.Bu yumuşak güçlerden biride TİKA’dır.(Türk İş Birliği ve Koordinasyon Ajansı) Tika orta asya ülkeleri başta olmak üzere 37 ülkede görev yapar.

Tabiki ilk başta sadece  Türk devletlerinin olduğu yer olsada zamanla bu amacını aşmıştır.Çok güzel hizmetler sunmuştur.Afrikadan Balkanlara orta doğudan kafkasyaya kadar osmanlı devletinin himayesi altında olan bir çok yerde insanlığın ihtiyacı olduğunu hissettiği yerlerde faaliyet göstermiştir.Köprü ve camii restorasyonlarından su kuyusu açmak gibi birçok alanda hizmet göstermiştir.1999 yılında başbakanlık’a bağlanmıştır

Tika sadece islam dinine ait mabetler değil aynı zamanda birçok din için önemli olan yıpranmış, unutulmaya yüz tutmuş mekanlarda da faaliyet göstermiştir.

Tabiki bunlar yumuşak güç için yeterli değildir daha sonradan Türkiye 1993 yılında TRT Avrasya kanalını kurmuştur sonradan bu isim değişmiştir TRT Avaz olmuştur.Bu kanal Balkanlar,Kafkasya ve Orta Asya’ya yayın yapacak.TRT Avaz fikri güzel fakat bence yetersizdir.Balkan coğrafyasını daha iyi tanıtacak ve yaşanan sorunları daha iyi anlatmak için balkanlara özgü TRT Balkan kanalı açılabilir.Aynı zamanda balkan coğrafyasını ele alan kitap ve filmlerde arttırılmalıdır bence.

 

KAYNAKÇA

  • SÖNMEZÖĞLU,Faruk;Dünya Savaşından Günümüze Türk Dış Politikası,İstanbul,Der Yayınevi,2006
  • uiportal.net
  • Coşkun,B.D.”Yugoslavya’nın Dağılma krizi;Prof.Dr.Haydar Çakmak Türk Dış Politikasında 41 Kriz 1924-2012”Kripto,Ankara,2012,s.221-222
  • Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi,journal of Turkısh World Studies,cilt 10/sayı 2(kış 2010),s.68
  • tuicakademi.org .
  • nedir.com
  • Tika.gov.tr
  • Tüysüzoğlu Göktürk,Geçmişten günümüze balkanlar ders notları

Duygu Bazoğlu Sezer,”Turkey in the New Security Environment in the Balkan and Black Sea Region”,Turkey Between East and West,Vojtech Mastny,Craig R.Nation,Boulder(der.),Westview Press,1996,s.81.

Sönmezoğlu,s.593.

Sönmezoğlu,s.593.

Gündüz Aktan,Radikal

Coşkun,B.D.”Yugoslavya’nın Dağılma krizi;Prof.Dr.Haydar Çakmak Türk Dış Politikasında 41 Kriz 1924-2012”Kripto,Ankara,2012,s.221-222

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi,journal of Turkısh World Studies,cilt 10/sayı 2(kış 2010),s.68

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok