1918-1940 Yılları Arası Boşnakların Uğradığı Katliamlar » Boşnak Medya
SON DAKİKA

1918-1940 Yılları Arası Boşnakların Uğradığı Katliamlar

Bu haber 03 Ağustos 2015 - 18:38 'de eklendi ve 168 views kez görüntülendi.

1918-1940: Güney Slavlar Devletinin Kurulması ve Boşnakların Durumu

1914 yılında, Sırp milliyetçisi Gavrilo Princip, Habsburg tahtı veliahtı ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Silahlı Kuvvetleri’nin Başmüfettişi olan Arşidük Franz Ferdinand’ı öldürüp, Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasına sebep olmuştur. 1915 yılında, önde gelen Sırp, Hırvat ve Sloven mülteciler, merkezi Londra’da bulunan bir “Yugoslavya Kurulu” oluşturarak, Yugoslavya devletinin kurulması fikrini savunmaya başlamışlardır. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu tarzında, Balkanlar’da etkili olacak yeni bir Orta Avrupa koalisyonun kurulmaması için, Fransa, İngiltere ve Rusya bu fikri desteklemiştir. Bunun sonucunda, Yugoslavya Kurulu ile Sırbistan hükümeti arasında müzakereler yürütülüp, 20 Temmuz 1917’de “Girit Deklarasyonu” imzalanmıştır. Bu deklarasyondan hareketle, 1 Aralık 1918’de Sırp-Hırvat-Sloven (SHS) Krallığı ilan edilmiştir. 1929 yılından itibaren bu ülke kısa adıyla Yugoslavya olarak anılmaya başlamıştır.

Kurulan bu yeni devlette, Boşnakları nasıl günlerin beklediği önceden belliydi. SHS’nin ilk Başbakanı Sırp asıllı Stoyan Protiç, Boşnaklara karşı tamamen düşmanca bir tavır içindeydi. Bosna’ya ve Boşnaklara SHS içinde nasıl bir rolün verilmesi gerektiği üzerine yürütülen tartışmalar sırasında, Protiç 1917’de şu sözleri söylemiştir:

“Bosna’yı bize (Sırbistan’a) bırakın. Bizim Bosna ile ilgili çözümümüz var. Ordumuz Drina nehrini geçince Türklere 24 saat, en çok da 48 saat süre verecektir. Daha önce Sırbistan’da yaptığımız gibi, verilen süre içinde “dedelerinin dinine” geri dönmeyen Boşnakların hepsi kesilecektir.”

Gerçekten de SHS içinde bütün Müslümanlar zor günler yaşamıştır. Cinayetler, soygunlar, Müslümanların evlerinin kundaklanması, camilerin depo olarak kullanılması; Müslüman çocukların okula gitmesini caydırmak için okullarda Ortodoks dualarıyla derse başlanması gibi olaylar, 1918 sonrasında da yaşanmış ve bununla Müslümanların göçe zorlanması hedeflemiştir. Müslümanlarda güvensizlik duygusu yaratmak için, ayrıca Müslümanlardan silahlar toplanmış, Sırp ve Karadağlılara ise silah dağıtılmıştır. Çoğu zaman Müslümanlar hiçbir sebep olmadan öldürülmüş, devlet ise bu konuda herhangi önlem almamıştır. Suçlusu hiçbir zaman yakalanmayan yüzlerce Müslüman öldürülmüştür. Örneğin, sadece Plav ve Gusinye’de yaşayan Müslümanlardan, 1919 yılında, 450’ye yakın kişi öldürülmüştür. 1920 yılında, Bosnalı Boşnakların SHS hükümetine gönderdikleri bir mektupta, Sancak ve Makedonya’da yaşayan Müslümanlar üzerindeki terörün durdurulması talep edilmiştir. Müslümanların asılsız iddialarla tutuklanmasına son verilmesi ve Müslümanların daha adil bir şekilde devlet kurumlarında istihdam edilmesi de, mektuptaki talep arasında yer almıştır.

Krallığın kurulmasının hemen ardından başlatılan toprak reformu uygulamaları, Boşnak, Arnavut, Türk ve Makedonları çok olumsuz etkilemiştir. Söz konusu toprak reformlarını inceleyen Cenana Efendiç Semiz’e göre, bu insanlardan alınan topraklar, toprak reformu adına alınanların toplamının dörtte üçüne karşılık gelmektedir. Semiz ayrıca, 1918-1919 yıllarındaki birinci toprak reformunda Makedonya, Kosova, Sancak ve Karadağ’daki Müslümanlardan toplam 231.098 hektarlık toprağın alındığını belirtmektedir.

1918-1941 arası dönemde Müslümanların önde gelenleri sürekli takip altında olmuştur. Onların tutuklanması için değişik gerekçeler aranmıştır. Uygun bir gerekçe bulunamadığında, gerçek dışı iddialara başvurulmuştur. Örneğin, Sancaklı Boşnaklardan Mithatbeg Hociç, Sancak’tan ayrılmamış olmasına rağmen, sözde Ermeni soykırımına katıldığı gerekçesiyle tutuklanmıştır.

Sırp-Hırvat-Sloven Krallığı’nda Müslümanlara karşı işlenen zulümler yüzünden, zaman zaman bazı Müslümanlar silahlanarak ormanlık bölgelere sığınmıştır. Bunlardan birisi, hayatını korumak için ormana sığınan, komitacı, Sancaklı Boşnak Yusuf Mehonyiç idi. Sırp ve Karadağlıların zulümlerine baş eğmeyen Mehonyiç’i bahane gösteren Karadağlılar, daha önce planlandıkları Şahoviçi katliamını gerçekleştirmiştir.

Karadağ sınırları içinde kalan Sancak bölgesinin Biyelo Pole belediyesinin yakınlarındaki Şahoviçi köyünde, Kurban Bayramı’na denk gelen 10 Kasım 1924 tarihinde, 600-750 Boşnak katledilmiştir. Boşnaklardan silahlar daha önce toplanmış olduğu için, katliam herhangi bir direnişle karşılaşmamıştır. Kaçmayı başaramayan Boşnakların korkunç bir şekilde katledilmiş olması dışında, o sıralarda nüfusun yüzde 73’ünü Boşnakların oluşturduğu Şahoviçi’de, tecavüzler ve soygunlar da yaşanmıştır. Sağ kurtulmayı başaran tanıklar, küçük çocukların anne-babalarının gözleri önünde kesildiğini, insanların samanlık içinde diri diri yakıldığını, imamların alnına haç kazıtılıp öldürüldüklerini, Kurban Bayramı nedeniyle kurban kesen bir Boşnakın ise bir grup tarafından ağaca asılıp, kurban gibi kesildiğini anlatmışlardır.

Şahoviçi katliamının özelliği, barış zamanında gerçekleştirilmiş olmasıdır. Bu katliamın gerçekleşmesine yol açan olay, Kolaşin belediye başkanı Boşko Boşkoviç’in öldürülmesiydi. Bu cinayeti, Şahoviçi ve Pavino Pole’nin Karadağlı başkanları siyasi ve ekonomik amaçlarla planlamış, bunun sayesinde ise bölgenin Müslümanlardan arındırılması sağlanmıştır. Bir plan çerçevesinde, yukarıda adı geçen Boşnak kaçak Yusuf Mehoniç ve yandaşları, Boşkoviç’in cinayetinden sorumlu tutulmuştur. Bu ise, kışkırtılan yaklaşık 2000 kişilik silahlı Sırp ve Karadağlının Müslümanlara saldırmasına yol açmıştır. Gerçi katliam Şahoviçi ile sınırlı kalmamış ve yakınlardaki Pavino Pole’ye de sıçramıştır. Orada da 80’in üzerinde Boşnak vahşice katledilmiştir. Bunun dışında civardaki Çeoçe, Draşkovina ve Sokolats gibi köylerde de, 100 üzerinde Müslüman öldürülmüştür. Hakiya Avdiç “Sancaklı Müslümanların Durumu” isimli kitabında, öldürülen bu 100 kişiden çoğunun adlarını vermektedir.

Devlet Şahoviçi katliamını neredeyse 34 yıl boyunca gizli tutulmaya çalışmıştır. Bir tek Milovan Cilas, Londra’da yayımlanan “Adaleti Olmayan Devlet” isimli kitabında, Şahoviçi katliamından bahsetmiştir. Milovan Cilas’ın dikkat çeken özelliği, babası Nikola Cilas’ın Şahoviçi katliamını örgütleyenlerden biri olmasıydı. Boşnaklar ise ancak 1991 yılından sonraki dönemde bu katliam üzerine yazı yazma cesaretinde bulunabilmiştir. Dönemin Yugoslavya yetkilileri bu katliam ile ilgili ne bir soruşturma yapmış, ne de suçluları cezalandırmıştır. Hayrudin Çengiç’e göre, devlet (Belgrad) bu katliamın planlarından çok önceden haberdar olmuştur. Aslında, katliamın gerçekleşmesinin arifesinde, bölge Müslümanlarının devletin jandarma güçleri eliyle silahsızlandırılmış olması, Şahoviçi katliamından devletin de sorumlu olduğunu göstermektedir.

Şahoviçi katliamı, bölgedeki Müslümanların yoğun bir şekilde göç etmesine neden olmuştur. Yugoslavya yetkilileri Şahoviçi katliamında gerçekten kaç kişinin öldürüldüğünü hiçbir zaman açıklamamıştır. Ayrıca “göç giderlerini karşılayacak harçlık” karşılığında topraklarını satıp bölgeyi terk etmek zorunda olanların sayısı da gizli tutulmuştur. Karadağlı Boşnaklar, gerçekleşen katliamdan günümüze kadar Şahoviçi’de (bugünkü adı Tomaşevo) tarımsal alanda ürün alınamadığını belirterek, buranın, vahşice öldürülen Boşnakların laneti altında olduğuna inanmaktadırlar.

Bütün bunların dışında, Yugoslavya Krallığı döneminde Bosna’daki Müslüman etkinliğinin kırılmasına çalışılmıştır. Örneğin, 1929 yılında Bosna-Hersek toprakları Vrbas, Primorye, Drina ve Zeta Banlıklarına bölüştürülerek, Müslümanların bu bölgelerin hiçbirinde çoğunluğa sahip olmamaları sağlanmıştır. Ancak, Saraybosna’da kurulan “Yugoslavya Müslüman Örgütü” sayesinde, Bosna fiili olarak özerkliğini koruyabilmiştir. Diğer taraftan, 1939 yılındaki Tsevtkoviç-Maçek anlaşmasıyla, Primorye Banlığı ile Drina Banlığı’nın topraklarının bir kısmı, yeni kurulan Hırvatistan Banlığı’na dahil edilmiştir. Ancak, Bosna’nın Hırvatlarla Sırplar arasında bölüştürülmesine yönelik bu plan, İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte uygulanamamıştır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok