Turanköy Boşnaklarını Tanıyalım » Boşnak Medya
SON DAKİKA

Turanköy Boşnaklarını Tanıyalım

Bu haber 03 Temmuz 2017 - 6:49 'de eklendi ve 539 views kez görüntülendi.

TURANKÖY BOŞNAKLARI – BURSA

Hazırlayan: Şevket KOÇ

Bursa’daki Boşnakları gezmeye devam ediyoruz..Bu sefer Kestel ilçesine bağlı iki Boşnak köyünden biri olan Turan Köyü’ndeyiz.Büyükşehir yasaları sonrası mahalle statüsü alan Turanköy,Bursa’ya 25 km Kestel ilçesine de 10 km mesafededir.

Köyün adının nereden geldiği hakkında bilgi yoktur.Ama eski Yugoslavya şimdiki Bosna Hersek Cumhuriyeti’nden göç edenlerden oluşan  Boşnak köyü olduğu kesindir. Şimdiki mevkisi  Gölcük köyü ve Erdoğan köy (Dimboz)köylerinin arasındadır .

BOŞNAKLARIN KÖYE YERLEŞMESİ TARİHÇESİ

Turan köy,Gazi Timurtaş Paşa ve Yiğit Bey’in vakıf köyü imiş. Zamanla boşalan köy, 1880’li yıllarda Bosna’nın Bihaç bölgesinden gelen Boşnak göçmenlerce yeniden kurulmuştur.

Bir başka bilgiye göre köy ,yaklaşık 150 yıl önce kurulan Boşnak köyüdür.Köyün diğer adı da Bacasız Köy’dür.Eskiden tahta kurusundan korunmak ve ayrıca çetin kış şartlarında çatılarındaki yağan karın erimesi için Boşnaklar sobalarının dumanını ağaçtan yapılan çatılarına verirlerdi.Böylece ağaçtan yapılan çatıda tahta kurusu da yaşama olanağı bulamazdı.

Köylülere göre dedeleri, Konya’dan Bosna’ya göçmüş. Köyün eski adı Boşnak‘tır. Nitekim 1895 ve 1908 Yıllığı’nda geçen 68 haneli Boşnak köyü bu olmalıdır. 1894 tarihinde 68 haneden oluşan 249 nüfusu var.Köye 40 haneli 150 nüfuslu Boşnak iskanı yapılmıştır. Köyden 40 hane kadar Boşnak Bursa’ya göç etmiştir. Ancak bu göç eden aileler, köydeki evlerini kapatmamış, zaman zaman köylerine gelmektedirler. Köyden göç eden Turan köylüler genellikle Bursa’nın Duaçınarı ve Yıldırım semtine göç etmişlerdir. İlk yerleşen Muharrem Atlı’dır.

-1907 tarihli Hüdavendigar ili Salnamesinde Boşnak ismiyle kayıtlıdır. 1914 tarihli haritalarda, Uludağ’ın doğusunda, Boşnak adını taşıyan  birkaç köy adı geçmektedir. İnegöl’e bağlı Lütfiyeİnayet, Esenköy, Mesudiye ve Turan köyü, kaynaklarda sözü edilen Boşnak adlı köylerdir. Bugün de halen Boşnak köyleridir. Bursa’ya Cumhuriyet’in ilk yıllarında Bulgaristan ile Üsküp yöresinden gelen Arnavut ve Pomak kökenli soydaşlar yerleştirildi. 1927 yılında bu kapsamda 1.273 hane iskân edildi. Kestel’in Turanköy; İnegöl’ün Lütfiye, İclaliye, İnayet; Orhangazi’nin Cihanköy, Beşpınar ve Vefa köyleri Boşnaklar tarafından böylelikle kuruldu.

Köyde Boşnak kültürü yaşanmakta ve yaşatılmaktadır.Boşnaklar çok güzel yemek yaparlar.Bilhassa börekleri çok namlıdır.Başlıca börekleri; pita, kulukuşa, poğaçadır.

Köyde her yıl pita şöleni yapılmaktadır.Her yılın 10-15 mayıs tarihleri arasında Pita Şenliği yapılmaktadır.Bu adet şimdiki muhtar Zahid Erkan tarafından başlatılmıştır.

Köyü 1995 yılında Bosna Hersek’in ilk devlet başkanı Alija İzetbegoviç ziyaret etmiştir. Köyün ekonomisi tarım ve  hayvancılığa dayalıdır.Ancak tarım azalmıştır. Ayrıca köyde başta tekstil olmak üzere bazı fabrikalar vardır. Köyde büyükbaş hayvan çiftliği olup daha çok büyük baş hayvancılığı yapılmaktadır. Köyde 20’nin üzerinde fabrika bulunmaktadır. Zamanla boşalan köyde, şimdilerde göç tersine dönüp, insanlar tekrar köylerine yerleşmeye başlıyorlar. Köyün bugünkü nüfusu; 207’si erkek 197’si kadın olmak üzere 404’tür.

Köyün yüzde 80’i Boşnaktır.Boşnaklar dışında komşu illerden gelen insanlar yaşar.Evliliklerin nerdeyse yüzde 90’ı karışık evlilikten oluşur.Boşnakça giderek ölmektedir.Özellikle gençlerde zayıftır.

Aliyabegoviç,Şaganoviç,Rakovic,Şumari,Deliç gibi Boşnak sülaler vardır.

 

BOSNA SAVAŞI’NIN TURANKÖYLÜ ŞEHİDİ İLHAN ATLI

(Yazı dünyabizim sitesinden alıntıdır.)

Geçtiğimiz günlerde İlhan abinin köyüne gittik. Gidişimiz Bahattin Yıldız Yürüyüş Kolu sayesinde oldu, 9 kişilik bir grupla. Bursa’da Asır-Der’den İlhan abinin ailesiyle sürekli görüşen iki abiyle buluştuk ve  Bursa’nın Kestel ilçesine bağlı Turanköy’de yaşayan şehidin ailesinin yanına ziyarete gittik. Orada yaşıyorlarmış zaten yıllardır. İlhan abi de orada doğmuş 12 Nisan 1969’da. Babasından dinleyelim doğumunu: “Nisan 12. Her taraf bembeyaz, kar olmuş. Bizim burada nisanda pek kar olmaz, o gün oldu. Ve o sene kar yoktu başta. Nisan 12’de bir yağdı ki, her yer bembeyaz. Doğum saati, sabah saat 9 idi. Dört oğlan beş kızım var. O gitti işte, üç erkek kaldı.

Ailesinin beşinci çocuğu olan İlhan abi ilkokulu Turanköy’de okuyor ve daha sonra babasına yardım ederek devam ediyor hayatına, ilkokul mezunu olarak. Daha çok köyde vakit geçirirmiş, babasının anlattığına göre. Babası  İrfan amca pek dinçti yaşı bir hayli ilerlemiş (Artık 77 yaşında) olmasına rağmen. Açık yüreklilikle, samimiyetle anlatırken bize Pilot’u, onun da ‘Pilot’ demesi çok ilginçti. Oğlunu cephedeki ismiyle anıyor olması o kadar güzel ki…

Çocukları çok severdi

İlhan abi, çocukları çok severmiş. Babası “Şaşırıyordum.” diyor. “Yahu oğlum elin çocuklarını alıp da o kadar niye seversin, anası babası var ya onun da!”. Pilot o kadar seviyormuş ki çocukları onları tıraş bile edermiş kendisi. Ayakkabılarını tamir edermiş. Hatta o kadar abartmış ki -bu ne güzel abartış!- yeni doğan çocukların isimleri, bilgileri kendisine gelirmiş köyde. Onlarla ilgilenmek için böyle bir yol izliyordu sanırım. Çocuklarla ilgilenmesinin nedenini şöyle açıklarmış: “Büyükler, siz dedikodudan başka bir şey yapmıyorsunuz; ben bu günahsızlarla beraberim.” 22 Nisan 1993’te şehit olduğunda ilgilendiği/oynadığı çocuklar hüngür hüngür ağlamış. Tam bu sırada ‘Ben öyle bilirim ki yaşamak; berrak bir gökte çocuklar aşkına savaşmaktır’ dizeleri geliyor aklıma İsmet Özel’in. Bunlar anlatılırken Selami abinin de aynı güzel özelliklere sahip olduğu söyleniyor orada onu tanıyanlarca. ‘Şehit hayatı’ derler ya, öyle bir şey sanırım onlarınki. Birbirleriyle alakası olmayan iki insan, yol aynı ve o güzel ‘son’ da aynı…

 

 

Baba, cihada gidiyorum!’

Turanköy’de Boşnaklar bulunuyor. Boşnak köyü olarak geçiyor. İrfan amca Boşnakça biliyor ve konuşurken bazı Türkçe kelimeleri unutup “Siz ne diyorsunuz ona?” diye soruyor. Bosna’ya gitmiş Pilot’un babası, şehit olduktan sonra İlhan abi. Orada Şerif Patkoviç gezdirmiş kendisini. Zira geçmişte yaptığımız “İlhan Atlı’yı anlattı!” haberinden de hatırlayacağınız gibi, Patkoviç ile İlhan abi çok yakın arkadaşlarmış. İrfan amca Bosna’ya gittiğinde İlhan abiyi tanımayıp, onun ismini duyanlar/yaptıklarını okuyanlar, sadece bunlarla sınırlı kalan ‘İlhan Atlı’ bilgileriyle dâhi amcanın boynuna atlamışlar, hüngür hüngür ağlayarak. Boşnakça da bildiğinden çok iyi iletişim kurmuş İlhan abi Boşnaklarla. Bıraktığı vasiyetinde Türkçe yazmasına rağmen ‘y’leri ‘j’ olarak yazması dikkatlerimizden kaçmıyor (Boşnakça’da ‘j’, Türkçe’de ‘y’ sesiyle okunuyor.).

Bosna savaşı patlak verdiğinde Boşnak asıllı abimiz/kardeşimiz İlhan abi askerdedir ve dönüşüne çok az bir zaman vardır. Askerdeyken telefonda Bosna’ya gideceğini, gitmek istediğini belirtir tâ 1991’de. Askerlik bitimi eve gelir ve anasından babasından izin almak için iki ay boyunca ısrar eder. Hüngür hüngür ağlar çok defa. Devamını babası İrfan amcadan dinleyelim: “İki ay böyle geçti, hep ağladı gitmek için. Ama annesiyle ben müsaade etmedik. Bu şekilde bir süre devam etti, ne olacağını merak ediyorduk. Bir gün yemeği yedi, kalktı sessizce ve elini yıkayıp geldi yanımıza: ‘Baba, Allah nasip ederse gidiyoruz bu akşam. Hakkınızı helal edin.’ Kükredim ben o zaman. ‘Hangi görüşle böyle, ana baba rızası almadan gidiyorsun?’ dedim. Sonra bana şunları söyledi: ‘Bana namaz kılma desen, vallahi kılarım. İçki getir desen, yemin ederim getirmem. Cihada gitme desen giderim baba.’ Bunları dedi ve gitti. Daha sonra da görmedim.”

İşte böyle, şehadete ulaşmasına yaklaşık on ay kala evden ayrılışı böyle olmuş İlhan abinin. Ailesi, özellikle babası İrfan amca çok istiyormuş evlenmesini, hazırlıkların çoğu tamamlanmış hatta. Fakat şehit hep ertelemiş düğünü, hep başka zamana, hep başka zamana derken şehadetle nişanlanmış işte.

 

Şehidin düğün yemeği

Baba İrfan amca evlilik için yapılan maddî hazırlıklardan bahsederken İlhan abi Bosna’ya gittikten sonra bu parayı Boşnak mültecilere harcamayı düşündüklerini söyledi. Fakat uygun olmamış ve gıyabi cenaze namazı vesilesiyle Türkiye’nin dört bir tarafından gelen yüzlerce misafire yemek hazırlayarak ikram etmiş. Burada Selami abinin babası Ferman amcanın söyledikleri geliyor aklımıza: “Bu Selami’nin taziye evi değil, bugün Selami’nin düğün günüdür ve yediğiniz yemek de onun düğün yemeğidir.” Az önce aynı olan güzel ‘son’dan bahsetmiştik ya, tekrar hatırlayalım o güzel sonun aslında ne kadar zarif ve müstesna insanların evlatlarınca kazanıldığını… Şehit gibi yaşamak ve bir şeylere şahit olmak!

‘Şehit anasıyız-babasıyız artık’

Bosna’da bulunduğu sırada sık sık ararmış ailesini Pilot. “Haftada en az 3 kere arardı bizi. Mektup hiç atmadı Bosna’dan ama sıkça konuşurduk. Telefonu nasıl ve nerden bulduğunu bilmiyoruz. Aradığında şunu söyledi bir keresinde: ‘İslam bayrağı dikersem gelirim yahut şehit olurum. Başka türlü gelmem.’ Kazandığını biliyorum. Biraz ağlattık, biraz kırdık belki onu ama… Ben Pilot’un kabrine gittiğimde hemen hakkımı helal ettim ona. Şehadet haberini bir nisan gecesi, ben sabah namazını kıldıktan sonra annesi-eşim yanıma gelerek söyledi: ‘Artık şehit anası ve babasıyız. Mübarek olsun!’ İşte böyle.” diyerek şehit oluşunu anlatıyor İrfan amca ve namaza geçiyoruz.

Tam caminin ortasına geldiğinde “Tam burada nasıl harıl harıl çalıştığını hatırlıyorum.” diyor amca. Sonra Pilot’un samimi olduğu bir arkadaşının evine davet ediliyoruz, oraya geçip Boşnak böreklerimizi yedikten sonra tekrar buluşuyoruz İrfan amcayla. Elinde Pilot’un o ünlü, yanında güzel bir çocukla çekilmiş fotoğrafı, birkaç gazete kupürü ve şehidin mektubu var. Vasiyet niteliğindeki bu küçük kağıtta şunlar yazıyor:

Selamünaleyküm

Değerli kardeşlerim eğer ben şehid olursam cenazemi  Moskanisa köyüne kaldırın. Eşyalarımı aranızda paylaşın. Bir kısmınıda fakirlere dağıtın. Akrabalarımı haberdar edin  ve cihada son nefesinize kadar devam edin. Hakkınızı helal edin. Pilot”

 

Kaynaklar:

-dunyabizim.com

-bgc.org.tr

-bursa.com

-kesteldebugun.com

– ( Raif kaplanoğlu,Bursanın doğu kapısı Kestel Kitabı)

-Köy muhtarı Zahid Erkan

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
error: İçerik Koruma Devrede!